Gürbüz ÖZALTINLI
Sevgili sitemizde içime su serpen bir cümleyle karşılaşmak ne güzel. Ferhat Kentel yazdı:“Yazma disiplini dağılmış bir yazar vakası” olduğunu söylüyor. Demek ki yalnız değilmişim.
Devam sözü verdiğim geçen yazımı, Erdoğan’ın çok haklı eleştiriler alan Gezi politikasının sadece demokratik zihniyet eksikliğinden kaynaklanmadığını, aynı zamanda bir politik okumaya dayandığını söyleyerek bitirmiştim.
Başbakan’ın; İsrail ile yolları çok sert ayırmak da dâhil, Batı’yla sürtüşmeleri göze alan politikalarının sonuçlarını hesap etmediği herhalde düşünülemez. Erdoğan’ın, Gezi politikasını oluştururken, eylemleri daha büyük bir resmin içine yerleştirerek anlamlandırması kaçınılmazdı. Dış güçler- faiz lobisi gibi muğlak kavramları sadece propagandif enstrüman olarak kullandığını düşünenler varsa yanılıyorlar. Kanımca Başbakan, kendisini hedefe oturtan cephenin bileşenleri hakkında güçlü fikirlere sahip. Ve herhalde bunun boş bir vehim olduğunu hiçbirimiz söyleyemeyiz.
Bu bakış açısından, muhafazakâr siyasetin önemli aktörleri de ayrı bir anlam kazanıyor doğal olarak. Erdoğan, muhafazakâr blokta karşılık bulamayan bir muhalif stratejinin, kendisini devre dışına atamayacağını iyi biliyor. Tersinden söyleyecek olursak; muhafazakâr dünyada kendisi dışında herhangi bir aktörün ağırlık merkezi oluşturmasını tehdit olarak algılıyor.
İşte benim eleştirilerimden ikincisine konu olan tutumunun ardında da bu okuması yatıyor kanımca.
Açayım.
Bir önceki yazıda eleştirdiğim, ilk günün ardından geliştirdiği, eylemcilere en küçük meşruiyet alanı tanımayan sert ve aşağılayıcı tavrının ardından Başbakan Tunus’a gitti. AKP hareketinin Erdoğan’dan sonraki en ağırlıklı iki ismi, Bülent Arınç ve Abdullah Gül hepimizin bildiği “mesaj alınmıştır”, “demokrasilerde sandık her şey değildir”gibi güçlü ifadelerle, sürece tansiyonu düşürücü, müzakereci, uzlaşmacı bir yön vermeye çalıştılar.
Ülkeye döner dönmezki tavrından anlıyoruz ki, Başbakan bu tutumu zayıflık olarak değerlendirdi. Fakat nasıl bir “zayıflık”? Bunu biraz kurcalamak gerekir. Başbakan’ın en sadık takipçileri, onun, bütün muhafazakâr cepheyi zayıf düşürecek bir geri çekilme olarak gördüğü için esneklik dilini reddettiğini ileri sürdüler.
Oysa hiçbir şey, meşruiyetini ve öfkesini Erdoğan’ın aşağılayıcı, meydan okuyucu üslubundan alan ve böylelikle yaygınlık ve süreklilik kazanan eylemler kadar hırpalayamazdı iktidarı.
Sağduyusunu çöpe atmamış herkes biliyor ki, Gül ve Arınç çizgisinden ilerlenseydi eylemlerin genişlemesi ve süreklilik kazanması çok zordu. İlk günkü polis şiddetine inandırıcı vurgularla karşı çıkış ve eylemcilerin Taksim düzenlemesine ilişkin itirazlarını ciddiye alan bir müzakere ve ikna dili: “Sihirli formül” buydu. Elbette kışkırtanlar, yer altından tempo tutanlar yine olacaktı. Fakat Erdoğan’ın düşmanlaştırıcı, kutuplaştırıcı sesini aradan çıkartın, yerine “sihirli formülü” koyun. Provokatörlerin aynı zemini bulması mümkün müydü?
O halde şu soru meşrudur? Gezi krizinde; günün sonunda güçlenen bir bütün olarak muhafazakâr iktidar mı oldu, yoksa Erdoğan’ın rakipsiz egemenliği mi? Ortaya çıkan tablo ilginçtir. Aylarca süren ve can kayıplarına mal olan kitlesel eylemlerin, iktidarın içeride ve dışarıda yarattığı algıya herhalde olumlu hiç bir katkısı olmamıştır. Fakat Erdoğan, güçlü muhafazakâr siyasetçileri bir kere daha görünmez kılmayı başarmıştır. Saha hâkimiyeti açık ara yine ondadır. Bunu, kendisi Tunus’tayken söz alan Gül ve Arınç’la aynı hizada rol alarak yapamazdı. Onları kenara itmesi gerektiğine inandı.
Bütün dünyaya gücünü kanıtlamayı öncelikli gördü. İçeriye, fakat daha da çok dış dünyaya “bu ülkede, bu sosyolojide benim borum öter, başka ses aramayın”iddiasını güçlü biçimde tekrarladı. Bunu yaparken de tevessül etmeyeceği yöntem olmadığını gösteren ürkütücü savrulmalar yaşadı. Kürsüye her çıktığında camide içki içenler olduğunu ve başörtülü bir kadına ağır tacizlerde bulunulduğunu ısrarla iddia etti. İlgili caminin imamı tarafından yalanlanan, diğerinde ise hiçbir kanıt sunulmayan bu iddialar, muhafazakar tabanın kendi hizasında konsolide edilebilmesini sağlamak için kullanıldı.
İşte Erdoğan ve onun denetimindeki medyaya ikinci eleştirim de budur. Lidere yöneltilen muhalif seslere karşı, kitleleri kutsalları üzerinden düşmanlaştırmak. Protestonun, demokratik hak zeminini görünmezleştirip; eldeki hazır ideolojiyle, şiddetin her türlüsüyle komşu duygulara seslenmek.
“Erdoğan ’sız olmaz” diyenlere sesleniyorum: Evet haklı olabilirsiniz; “Erdoğan’dan kurtulalım” prodüksiyonun sahne arkasına gittiğimiz zaman, hiç tekin bir manzarayla karşılaşmıyoruz. Adı konulmamış pis bir koalisyon var orada.
Ama…
Evet, bir “ama”m var “Erdoğan’ sız olmaz”cı cepheye:
Böyle bir Erdoğan’ı eleştirmeden de hiçbir şey olmaz.
Şu sezgimi paylaşmalıyım: Anti-Erdoğan cephede her meşrepten aktör göze çarpıyor. Fakat ağır basan eğilimin kaos pahasına Erdoğan’ı harcamak, muhafazakâr cepheyi likide ederek eski düzenin yolunu açmak olduğunu sanmıyorum. Böyle bir macerayı ellerini ovuşturarak bekleyenler olabilir. Ancak büyük oyunun bu olmadığını; bir “ehlileştirme”ve ayar verme, Batı’yla daha uyumlu bir çizgiye zorlama operasyonunun ağır bastığını sanıyorum.
Umarım haklıyımdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023