Gürbüz ÖZALTINLI
Nedir mahalle?
Mahalle konfordur, kucaktır… Sıcacıktır.
Önce içine doğduğumuz, giderek adım adım ördüğümüz; önemi üzerine çok az düşündüğümüz bir havzadır mahalle.
“Mahalle maçları”ıyla büyüdü bizim kuşak. Mahalle bir semtti. Sokaklar, bahçeler, komşulardı. Otobüs durağının adıydı. “Ana caddeden dön, büfeyi geç, kunduracının yanındaki yokuşun başında bir daha sor”du mahalle…
“Kapıcı çocuklarıyla oynama” sözünü duymadım ben hiç çocukluğumda. Belki de kapıcıların olmadığındandır. Ankara Bahçelievler’in tek katlı evlerinde herkes kendisinin kapıcısıydı. Memurluktan başka ne az meslek vardı! Fırının ekmeklerini taşıyan at arabası sürücüsü. Hepsi tıpatıp aynı lezzette ama her biri bambaşka renklerde macunları, tornavidayla tahta çubuklara sarıp 10 kuruşa elimize tutuşturan kara bıyıklı adam. Kos helvacı. Taze nohutçu. Alıççı. Bileyci. Kalaycı. Eskici. Hurdacı… Bir de zaman zaman kemirdiğimiz Keçi Boynuzu çuvalıyla gelen topal satıcı… “Özel sektör” sokaklarda yaşardı o yıllarda. Hepsi de gözümüze memur babalarımızdan daha yoksul gözükürdü.
En sert küskünlüklerin üç gün sürdüğü, komşuların bahçelerinden talan edilen kirazların avuç avuç paylaşıldığı, öteki mahallenin çakallarından hep birlikte dayak yenildiği yıllardı.
Önce tornet girdi hayatımıza. Tek ayağımızla üstüne binip, ötekiyle yeri iterek rulmanların üstünde büyük cayırtıyla sürdüğümüz bu çivi/tahta teknolojisinden, Peugeot bisiklet filolalarına yükseldik sonra. Benim gibi; sahip olmayanların, arkadaşlarından bisikletlerini ödünç isterken, sınırın çizildiği menzildi mahalle. “Bi mahalle turu” için çok misket ödediğimiz olmuştur.
Topacın da ustası mı olur demeyin. Elindeki topaca kaytanı dolayıp yerde dönenin üstüne çakarak kırmak maharettir mesela.
Daha birçok şey… Bıraksanız sayfalarca anlatacağım büyülü çocukluk günleridir mahalle…
Mahalleler hep birbirine benzer zannederdik önceleri…
Oysa öyle değilmiş.
Hakikaten kapıcılar varmış. İçinde kaloriferler, müzik kutuları, çift kapılı buzdolapları, uzaktan kumandalı oyuncakları olan geniş daireli apartmanların bulunduğu mahalleler de varmış. Temizlikçi kadınların iki vasıta ile geldikleri mahalleler…
Mahalle sadece coğrafi bir muhit değilmiş. Ekonomik tarafı da varmış işin.
Mahallenin bu halini önce Kolej yıllarında sezdim. Adını koyamadım. Hazırlıkta sınıf arkadaşlarımın evlerinde yaş günlerine gitmemle başladı bu duygu. Evleri bizim eve benzemiyordu. Oyuncakları, mobilyaları, balkonları, banyoları… Hiç birisini evimize davet etmedim. Çocukken bu duyguların adını koyamazsınız. “Utanç” diyemezsiniz. Çok sonraları bir itiraf olarak gelir böyle şeyler… Sanmayın ki yokluktan yoksunluktan sürünüyorduk. Hayır, bal gibi 60’ların orta sınıfıydık. Gerçi tel dolap, su küpü az evde kalmıştı ama yaz tatillerimiz de eksik olmazdı. Belli ki kolej biraz fazla gelmişti çocuk ruhuma. Hayli zengindi onlar.
Sonra babam öldü, “mahalle okulu” na geçtim. Rahat ettim.
İnsan kendi mahallesinde rahat ediyormuş…
Ne zaman çıktı mahalle hayatımdan? Herhalde üniversite yıllarıydı. Bahçelievler’de MHP’lilerden sağlam bir dayak yemem yetmedi. Ancak katliamdan sonra bıraktım çocukluk sokağımı; sonra da ne mahallem oldu bağlandığım, ne de kaydımı yaptırdığım muhtarlığın adını bilmişliğim. Gezgin kiracılık yılları. Kaçak göçek günler…
Derken, herkesle birlikte öğrendim ben de, aslında gerçek mahallenin bu memlekette ne olduğunu. Onun sınırlarının, sokaklarla, zenginlik ya da yoksullukla değil, kültürle çizildiğini.
Biz “Batı Yakası Hikâyesi”nin oyuncularıymışız. Bir de “Doğu” tarafı varmış. Bizimki gerçekten biraz hikâye, orası ise fazlaca hakikatmiş… Sentez mentez masalmış.
Karşılaşmamız hazin oldu doğrusu. Hiç hazır değilmiş bizim mahalle. Ne kendisinin yaratılmış bir mahalle olduğunun farkındaymış ne de “Doğu”sunda başkalarının yaşadığının.
Ben de şaşırdım. Dönüp bir daha baktım bizim mahalleye. Subay, öğretmen, memur, bankacı çocuklarıydık hep. Okulluyduk hepimiz. Giyimimiz kuşamımız, yediğimiz içtiğimiz, sevgililerimiz hep birbirine benzerdi.
Sonraları fark ettim ki, sadece sevdiklerimiz değil sevmediklerimiz de; yücelttiklerimiz kadar küçümsediklerimiz de benzermiş.
Bir şey daha öğrendim: Batı’sıyla Doğu’suyla; mahalle sarar sarmalar boğarmış. Hizayı bozana kızarmış. Mahalle sıcakmış. Isıttığı gibi, yakarmış da… Sartre’ın dediği gibi; “Cehennem başkalarıymış.”
Sokaklardan, apartmanlardan, cehennemlerden geçerek geldim. Bütün mahallesizler gibi özgürlüğün bedelini efendice ödedim. Kulaklarım, “bu kadar da olmaz” çığlıklarına; “çıkarın mı var”sataşmalarına alıştı. “Savrulmuşluktan” girip “satılmışlıktan” çıkan mahalle sopası incitir ama korkutmaz beni. Hayır, hiç de cengâver biri değilim. Haddimi bilirim. Dövüştüğümden çok kaçtığım olmuştur. Ne bir meydan okuma, ne bir kahramanlık; sadece sıradan bir kader benimkisi…
Artık, nerede bir “mahallesiz” görsem tanırım. Elimi omzuna atasım gelir. Ama bilirim; mahallesizlerden bir mahalle çıkmaz. Ne insanın içindeki yaralar izin verir buna, ne de aklı.
Ayrıca bakmayın bıdıbıdı yaptığıma. Şanslı bir hayat yaşadım. Mahallesiz kaldım ama hiç yalnız olmadım. Çok sevdiğim arkadaşlar edindim. Eskileri yeniden keşfettim. Beş yaşında sokağa çıkıp ilk tanıştığım arkadaşım Hamit, 10 yaşında dövdüğüm Fethi; benden dayak yiyince beni dövmek için yanına alıp geldiği, beni birlikte paraladıkları Murat ve tabi kavga deyince akla gelen tek isimYaşar… Bugün hâlâ en yakın arkadaşlarım arasındalar… Yani bir bakıma Bahçelievler yaşıyor, savaşıyor…
Her şey iyi güzel de... Hayat da çok hızlı geçmiş.
Şimdi bağırsam duyan olur mu acaba?
“Çocukluğumun mahallesini verin bana”…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları



































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023