Gürbüz ÖZALTINLI
Önce, PKK eleştirisinin “adil olmak”la bağdaşmadığı tezine karşı düşüncelerimi söylemek isterim. Bu argüman, çatışan güçlerin eşit olmadığını, PKK’nın kendi tezlerini ve durumunu anlatabilmesinin önünde sert yasal barikatlar bulunduğunu ileri sürerek eleştirinin devlete yöneltilmesi gerektiğini savunuyor. “Haklar simetrisi”, bu bakışın hegemon ölçütü.
Siyasetin son derece somut ve karmaşık olan dünyasına, “haklar” ve “eşitlik” gibi oldukça muğlâk, soyut bir “ilkesel” kattan yaklaşmanın, daha ahlaki ve adil olmayı garanti altına alabileceğini hiç sanmıyorum. PKK’nın müzakere ve ateşkes sürecinin bir momentinde radikal bir dönüşle şiddeti tırmandırmasını, sivilleri de öldürmesini eleştirebilmek için nasıl bir eşitliğin oluşmasını bekleyeceğiz? Örneğin; PKK, yasal bir partiye dönüşmedikçe, Öcalan cezaevinde yattıkça, dağ kadroları legal siyasette yer almadıkça; ayrılıkçılık dâhil tüm siyasi düşüncelerin açıkça savunulabildiği bir demokrasi ülkeye gelmedikçe terör kullanıyor olduğu için eleştirilemeyecek mi? Ya da; anadilde eğitim sağlanmadıkça, seçim barajı düşürülmedikçe, uzatmayayım Kürtlerin tarih boyunca gasp edilmiş hakları tanınmadıkça PKK insan öldürebilecek, kendi gençleri de ölecek ve biz bunu eleştirirsek adaletten, hakkaniyetten sapmış mı olacağız? Topluma dönüp “evet katliamlar oluyor; PKK baskınlar yapıyor, halı sahada kadın vuruyor, hamileleri, her şeyden habersiz yolculuk eden genç kızları, sigara molasına çıkmış garibanları havaya uçuruyor, ama bu şiddetin dün de bugün de sorumlusu devlettir; haklar tanınana, PKK ile devlet arasında eşitlik kurulana kadar da ben devleti sorumlu tutarım” mı diyeceğiz? Yanlış mı anlıyorum, bilmiyorum.
Güncel siyasi süreçlerden, tarafların savaş koşullarında oluşmuş yozlaşmışlığından, bin bir kirli hesap kokusunun yayıldığı Ortadoğu karanlığından bağlarını kopartmış bu kadar keyfî bir “eşitlik”ilkesinin, “adil bir eleştiri arayışı”na ne kadar hizmet ettiği bence savunucuları tarafından da sorgulanmalı. Konu sterillik ise eğer, asıl, bu kör şiddeti eleştirmeyi erteleyen “eşitlik” gerekçesinin,adaleti bozan steril bir ilkecilik olup olmadığı düşünülmeli.
PKK’nın savaş politikası eleştirilmelidir. PKK şiddetinin “meşru müdafaa” ile falan bir alakası yoktur. Siyasi taleplerin elde edilmesinin bir aracı olarak, hem de yanlış analizlere dayanarak, soğukkanlılıkla geliştirilmiş bir savaş stratejisi içinde gençler ölüyor; siviller katlediliyor. Bugünün koşullarında, PKK’nın kullandığı şiddeti meşrulaştıran hiçbir “ama”yı haklı ve adil bulmuyorum.
Devletin, temel hakların tanınmasını ağırdan alan, sivil alanı da boğmaya yönelen, kibirli ve otoriter dili de çok sert eleştirilmelidir. PKK ve devlet eleştirisi, birisi diğerini etkisizleştiren, anlamsızlaştıran eleştiriler değildir. Sorunun taraflarını, ayrım yapmaksızın yanlışbulduğu tutumlar üzerinden eleştirmek neden hakkaniyete aykırı olsun? Neden “dengecilik” olsun? Neden “sterillik” olsun? Tam tersine; kutuplara fazla angaje olan, bir tarafın yanlışlarını söylemekten kaçınan üsluplar, ihtiyaç duyulan sağduyulu sahayı öldürüyor. Çatışmayı daha da tırmandırıyor ve tarafları sağırlaştırıyor.
PKK’ya dönük eleştiri çerçevesi de sorgulanmayı hak eden argümanlar barındırıyor kanımca. Bunların başında PKK’nın sosyolojik, tarihsel bir yapı olduğunu gözden kaçırmak geliyor. “Etkisizleştirme” politikalarına fazla bel bağlayanlar ve hak verici davrananlar var. Barışa zorlama, “ehlileştirme” mümkün olabilir. Ama, “taraf olarak seni tanımıyorum ve ezeceğim”ci politika Türkiye’ye yazık eder. PKK, sorunun tarafı olan temel sosyolojinin adıdır.
Bu söylediğim çok yanlış bir analiz değilse eğer yatıp kalkıp PKK’nın totaliter yapısını, militarist taşralı kumaşını, milliyetçi duyarlılıklarını eleştirinin merkezine koymak bana çok anlamlı gelmiyor. Yanlış anlaşılmasın; bu eleştirilerin içeriğine katılmıyor değilim ve hiç konu edilmesin demiyorum. İtirazım bunu merkeze koymaya ve vurgu üzerine vurgu yapmaya. Zira, bu tür eleştiriler PKK’nın (savaş) siyasetini reddetmeyi aşan, onun siyasi-sosyolojik varlığının da meşruluğunu tanımayan güçlü çağrışımlar taşıyor. Dikkat ederseniz PKK’ya dönük bu yapısal eleştiriler KCK tutuklamalarıyla daha da öne çıktı. PKK’nın sivil siyaset araçlarının da imhası neredeyse onaylanır oldu.
PKK totaliter olabilir, militarist değerlerle yüklü olabilir, KCK bu totalitarizmi işleten ağın tam kendisi olabilir. Peki; bu sorunun PKK’sız çözülmeyeceğinde hemfikirsek, onun siyaset araçlarını da imha etmenin gerekçesi bu olabilir mi? Şöyle mi söyleyeceğiz üçte bir Kürtlere: “Gidin demokratik standartlarınızı yükseltin, (bizim gibi!) medeni, çok sesli bir siyaset yapısı oluşturun sonra gelin karşımıza.” Bu mudur?
Demezler mi adama; “Kardeşim sen içindeki İttihatçılığı yüz senedir temizleyemedin, senin, ailesi sürgün edilmiş, katledilmiş parti liderin seksen sene sonra o İttihatçılıkla hesaplaşamıyor; buralarda Oxford vardı da biz mi totaliter, militarist, taşralı, şu, bu olduk.”
Devlet sopasıyla bu yapıyı demokratikleştireceğinizi mi sanıyorsunuz?
Bunun demokrasi adına savunulabilir olduğunu düşünüyor musunuz?
O sopa sadece totalitarizmi güçlendirir, meşrulaştırır. Totalitarizmin panzehiri, Kürt siyasetinin çoksesliliğinin yolu, tam ters yönden geçiyor: Sivil siyaset alanının genişlemesi, Kürt haklarının tanınması...
PKK eleştirilerinin odağında, bir yöntem olarak silah ve tehditten vazgeçmiyor oluşu yer almalıdır kanımca. Devletin gücü de silaha yönelmelidir, siyasete değil.
Kapatırken yeniden soruyorum.
Neden bu ikili eleştiri dili adil ve hakkaniyetli bulunmuyor? Yanlış nerede?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023