Gürbüz ÖZALTINLI
Basiretsizliği insanı şaşırtan muhalefetin kolaylaştırıcılığı altında, iktidar, anayasa değişikliğinin gerçek karakterini gizlemekte çok zorlanmıyor.
Her gün başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı arasında dağılmış bir icra yetkisinin hantallığına, sakıncalarına vurgu yapan konuşmalar dinliyoruz iktidar sözcülerinden. Hızla karar alabilen; etkin işleyen bir yürütme gücünün, kalkınma, terör, dış politika gibi sorunlar karşısında başarılı olabilmenin tek koşulu gibi sunulduğu bir propaganda söylemiyle karşı karşıyayız.
Muhalif söylemin argümanları ise, CHP eksenli kategorik karşıtlık çizgisinde, kontrolsüz, kararsız bir siyasi tepki süreci içinde oluştu ve bu haliyle dağınık, yenilik önerisinden yoksun, kararsızları ikna gücü zayıf nitelikte.
Kimi, “ya ileride güvenilmez bir başkanın eline geçerse bu yetkiler” diye soruyor. Kimi, parlamentoda oluşacak çoğunluk partisi ile cumhurbaşkanı farklı partilerden olursa sistem tıkanır demeyi muhalefet sanıyor. Cumhurbaşkanının tarafsız olması meselesine takılıp kalan; bugünün dinamiklerini aşılmış statünün kavramlarıyla göğüslemeye çalışanlar var. Milletvekili sayısının arttırılmasını, 18 yaşa seçilme hakkı verilmesini eleştirmekten medet umulabiliyor. Sonunda, iktidarın başkenti İstanbul’a taşımak istediğini de “eleştiri” adına duyduk Kılıçdaroğlu’nun ağzından.
Odaksız, mantıksız ve hepsinden önemlisi üzerinde düşünülmüş, çözüm üretici alternatif bir öneriden yoksun bir “hayır” kampanyası izliyoruz.
* * *
Bu durum, iktidara ve ona yakın duran seslere çok geniş bir gizleme ve çarpıtma alanı bırakıyor.
Gemide iki kaptan olmazmış. Çatal çubuk toprağa saplanmazmış.
Evet Türkiye’de cumhurbaşkanlığı vesayet güçlerinin kontrol organıydı. Bu 2007 yılında aşıldı. Cumhurbaşkanlığı askeri vesayetten diş söker gibi alındı. Seçimle gelme kuralı referandumla kabul edildi. Çok da iyi oldu.
Bu şu demektir: Artık güçlü bir icra merci olacaktır cumhurbaşkanlığı. Eski sistemde yürütmenin bütün gücünü elinde toplayan parlamenter hükümete güçlü bir ortak gelmiştir. Çift merkezli bir icra sistemi oluşmuştur. En önemlisi de bu değişimi sürükleyen en güçlü siyasi hareket bu durumun devamını sakıncalı bulmakta ve yürütme yetkilerinin tek merkezde toplanmasını istemektedir. Muhalefetin bu iradeyi değiştirmeye gücü yetmemektedir; dahası bu bölünmüş sistemin devamı için güçlü bir mantık da kurulamamaktadır. İktidarın başkanlık önerisi kategorik olarak reddedilecek bir öneri değildir.
Peki, önümüzdeki anayasa tasarısının yaptığı şey tek merkezli bir yürütme oluşturmak mıdır?
Hayır. Bu anayasa Meclis’i de Yargı’yı da seçilmiş başkanın kontrolü altına vermeyi dizayn eden bir metindir. Ve bunu yaparken hiç de ince bir işçilikle; gözden kaçabilecek bir sofistikasyonla yapmamaktadır. Maddeler açık seçik bağırmaktadır: “Bu ülkede yasama, yargı ve yürütme seçilmiş başkanın elinde toplanacaktır…”
Neden cumhurbaşkanının partili olmasına izin veren değişikliğe gidildi?
Neden başlarda sözü edilen Seçimler ve Siyasi Partiler Kanunlarında değişikliğe gidileceğine dair taahhütleri duymaz olduk hiç? Mevcut seçim ve siyasi partiler yasalarının parti başkanlarına yasama organına gidecek her bir kişiyi mutlak belirleme gücü verdiğini bilmeyen kaldı mı bu ülkede? Tayyip Erdoğan önümüzde yapılacak bütün seçimlerde Ak Parti başkanı olarak bu partiden Meclis’e gidecek her bir milletvekilini belirlemeyecektir diyecek bir kişi var mı?
Peki neden cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimleri aynı gün ve aynı periyodlarla yapılıyor? Yasama organına kişilik kazandırmak, halkın değişen koşullara göre oluşumunu yeniden belirlemesine imkân tanımak isteyen bir iradenin farklı düzenleme yapması gerekmez miydi? Bunun ABD başta olmak üzere örnekleri var dünyada. Farklı aralıklarla, farklı sayılarda milletvekilinin yenilenmesini sağlayan seçimlerle, parlamentonun hem temsil gücü sürekli kılınabilir hem de başkanın iradesinden bağımsızlaştırılabilirdi. Bu neden istenmedi?
Şunun için istenmedi: Başkan sadece yürütmeye değil, parti başkanı olarak yasamanın çoğunluğuna da hâkim olsun diye düşünüldü.
Fakat bununla da yetinilmedi. Başkan, yasama organının kanun yapma yetkisine de ortak kılındı. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri getirildi. Bu yetki şimdi, “Anayasa’ya ve yasalara aykırı olamaz; yasayla düzenlenen bir konuda ve insan hak ve özgürlükleri kapsamında kararname çıkartılamaz” denilerek önemsizleştirilmeye çalışılıyor. Oysa kanun gücünde kararname çıkartmak yetkisi -özellikle parti başkanı olarak parlamento çoğunluğunu şekillendirme iradesine sahip bir başkanlık sisteminde- olağanüstü bir yetkidir. Muhalefeti iyice etkisizleştirecek denetimsiz bir yasama aracına dönüştürülmeye çok müsaittir.
Başkan bütün bürokrasiye hiçbir denetim ve onay mekanizması olmaksızın dilediği her atamayı yapma yetkisine sahip kılınıyor. “Kişilikli parlamento” ya, yapılan atamaları resmî gazeteden izlemek işi kalıyor.
Yargı faslı da aynı mantıkla düzenlenmiş.
Her yazıda yazdım, bir daha yazayım. 13 HYK üyesinin 6 tanesini cumhurbaşkanı doğrudan belirliyor. Kalan 7 üyeyi cumhurbaşkanının listesinden milletvekili olanların çoğunluğu oluşturduğu parlamento seçecek. Bu kadar açık bir matematik gerçeği gizlemek için kullanılan argümanlar insan aklını küçümser nitelikte.
Mesela dikkat ediyorum hiçbir evetçi yazar HYK’nın 6 üyesini cumhurbaşkanının doğrudan seçtiği gerçeğini dürüstçe adını koyarak söyleyemiyor. Genellikle söylem şu: “cumhurbaşkanı 4 üyeyi doğrudan seçiyor. Adalet Bakanı ve müsteşarı da kurulun doğal üyesi”… Peki bunu yazan arkadaşlarımız Adalet Bakanı ve müsteşarını cumhurbaşkanının seçtiğini bilmiyorlar mı? Normalize etmenin, gözden kaçırma çabasının, bilinç altını böyle pırtlatması gerçekten gülünç değil mi?
Hemen ardından da Meclis’te nitelikli çoğunluk gerektiği argümanı geliyor. Sanki bu 7 üyenin içinde cumhurbaşkanının dilediği en az bir üyeyi seçtirmesine engelmiş gibi.
Bu da yetmezse, meselenin kimin seçtiğiyle ilgili olmaktan çok yargı kadrosunun kalitesiyle ilgili olduğu, yargının Türkiye’de hep vesayetin aracı rolü oynadığı vs argümanları yardıma çağrılıyor.
Başvurulan bir yanıltmaca da yargı yapısının seçilmişlerin iradesine dayanarak oluşması gerektiği ve cumhurbaşkanının yetkisini buradan meşrulaştırma gayreti. “Başka öneriniz mi var? Yargı eskisi gibi kooptasyon yoluyla kendi içine kapalı seçimlerle mi üretsin kendi hiyerarşisini” diye soruluyor.
Sanki, yargıyı yöneten kurulun Meclis içinden ve gerekirse partilere kotasyon imkânı da sunularak uzlaşmayı, pazarlığı şart koşacak usullerle seçilmesini sağlamak, çoğulculuğu güvenceye almak mümkün değilmiş gibi. Sanki, halkın iradesini sadece cumhurbaşkanı temsil ediyor; Meclis fasulyedenmiş, halka dayalı meşruiyetin taşıyıcısı olamazmış gibi.
Özeti şudur: Türkiye’yi yöneten irade koşulları değerlendirmiş ve önümüzde görünür dönemde bütün iktidarın (yasama, yargı ve yürütme) tek bir elde toplanmasına karar vermiştir. Bunu referandumda halka onaylatma çabası içindedir. Gerisi laf ü güzaftır.
Eğer “evet” çıkarsa necip Türk milleti ve Kürt “kardeşleri” bunun nasıl bir düzen olduğunu yaşayıp tecrübe edeceklerdir.
Bu ülkenin iktidardan daha büyük bir talihsizliği ise, muhalefetin niteliğidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023