Gürbüz ÖZALTINLI
Hukuk, kuşkusuz farklı yorumlara, tartışmalara alan bırakan bir sektör. Fakat önümüze konulan karardaki gerekçeler hukuk normlarının hatalı bir yorumundan kaynaklanmıyor kanımca. Kamuya açık bir soruşturmada kendilerine nasıl olup da bu gerekçeleri yazabildikleri sorulsa, bu 7 üyenin verebilecekleri tatmin edici bir cevap bulmaları mümkün değil.
Hukuk tekniğine tamamen yabancı olanların da anlayabileceği bir “yanlışlıktan” bahsediyoruz.
Anlatayım izninizle…
Önce, “en teknik” sayılabilecek konuya dokunarak geçeyim: Hukukta gerekçeli karar, kısa kararda gösterilen sebepten farklı olamaz, onu aşamaz, çeşitlenemez… Kısa kararda 7 üye iptal nedeni olarak “sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmaması” nı göstermişlerdi. Gerekçede bize, sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmamasının seçmen iradesini hangi yollarla sakatladığını göstermeleri ve eğer sandık kurulu başkanları kamu görevlisi olsaydı seçim sonuçlarının farklı çıkacağına nasıl ikna olduklarını anlatmaları gerekirdi. Kendilerinin de gerekçeli kararda yazdıkları gibi tek başına sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmaması iptal nedeni değildir. Buna biraz aşağıda döneceğim. Şimdi konumuz kısa karara sadık kalma mecburiyeti.
Kararda 108 sandığın oy sayım çizelgelerinde usulsüzlük olduğu belirtiliyor. Peki bu 108 sandığın kaç tanesinin başkanı (kısa kararın bağlayıcı gerekçesi olan) kamu görevlisi değil? Söylüyorum; 2 tanesi. Yani, YSK kısa kararına göre sandık kurulu başkanının usulsüz seçildiği bu iki sandığın seçim sonuçlarına müessir olup olmadığını belirtip gerekçeli kararı bitirmesi gerekir. Çünkü kısa kararında oy sayım çizelgeleriyle ilgili bir neden göstermemiş. Bu sonradan icat ediliyor…
Aslında hukuk tartışması açısından bu yazı burada bitebilir…
Ama konumuz hukuk değil fark edileceği gibi..
Devam edelim. Bu 108 sandıktan 18 tanesinde oy sayım çizelgeleri hiç çıkmamış, kalan 90 tanesinde ise çizelge var fakat altında imzalar yok. Peki bunun bir önemi var mı? Hayır yok. Neden yok? Çünkü bütün bu sandıklarda tüm partilerin üyelerinin de imzaladığı oy sayım tutanakları mevcut ve bu bilgiler sisteme girilmiş. Asıl bağlayıcı belge okunan her oydan sonra üzerine çarpılar atılan çizelgeler değil; bütün kurul üyelerinin bu çarpıları sayarak hangi adayın kaç oy aldığını tespit edip yazarak altını imzaladıkları tutanaklar. Bunlar ıslak imzalı olarak her partide mevcut. Bu 108 sandıkta AKP’li MHP’li üyelerin de imzası var ve herhangi bir itiraz şerhi yok.
O halde yeniden soralım. O çizelgelerin olmaması veya imza eksiği bulunması eldeki ıslak imzalı oy sayım tutanaklarını neden geçersiz saymanıza yol açıyor? O sandıklardaki tutanaklarda her adayın kaç oy aldığı yazmıyor mu? Altında o sayımda bulunmuş AKP’li, MHP’li ve 2’si hariç 116 sandıktaki kamu görevlisi başkanın imzaları yok mu? Bu sorulara bu 7 üyenin verebileceği bir cevap var mı? Seçimin her aşamasında taraflar denetim imkanlarıyla donatılmışlardır ve itiraz hakları mevcuttur. Oylar sayılmış tutanağa yazılmış altı imzalanmışsa sonuç bellidir. Bu çocuk oyunu değildir. Varsa o imzanı sakatlayan somut bir gerekçe ve delil onu sunar ve itiraz edersin. Yoksa, sadece ” başkan kamudan değildi” ya da “çizelgeler imzasız veya yok” diyerek imzalanmış belgeleri hükümsüz kılamazsın. Bırakalım yüksek sıfatlı yargıçları sıradan insanlar da bunun böyle olması gerektiğini bilir. Hepimiz biliriz ki imza çok ciddi bir kanıttır ve onun geçersizliğini ileri sürmek kuvvetli inandırıcı delil gerektirir.
Zaten tam da bu nedenle bu 7 üye, sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmamasının da, sayım çizelgelerindeki eksikliklerin de tek başına iptal nedeni olamayacağını yazmak zorunda kalmışlar. Diyeceksiniz ki; peki o halde neden iptal kararı veriyorlar?
Evet; zaten kararın sıradan bir hukuk yorumu farklılığı olmadığını; bütünüyle siyasi nitelik taşıdığını ele veren de bu sorunun yazılı gerekçede bir cevabının bulunmaması. Bu iki gerekçenin ikisi de tek başına iptal nedeni değil ama bir araya gelince iptal nedeni…
Memlekette her şey gibi, halkın çoğunluğunun bidon kafalı olduğuna inananlar da yer değiştirdi.
Aynı soruları tekrar tekrar soralım…
Bu iki neden bir araya gelince ne olmuş da tek tek iptali gerektirmezken artık seçim sonuçlarına tesir eden bir irade sakatlanmasına yol açmış? Öncelikle şunu hatırlatayım bir daha: hem çizelge usulsüzlüğü hem de sandık başkanının kamudan olmaması durumu sadece 2 (yazıyla iki) sandıkta gerçekleşmiş. Oyların tamamını Binali beye yazsan 700 eder. Ama ben yine de soruyorum; bu iki sandık da dahil, çizelgede imza yoksa ve başkan kamu görevlisi değilse ne gibi durumlar olmuş da seçmen iradesi ya da sayım sonuçları sakatlanmış? Neden bu sandıklardaki “ıslak imzalı oy sayım tutanaklarına”inanmıyoruz? Zamanında ilgili parti temsilcileri de altını imzalayıp hiç itirazda bulunmadığı bu tutanaklarını geçersiz saymanızın sebebi nedir?
Hadi imzalanmış tutanaklar orada dururken delilsiz itirazın dinlenemeyeceğini de bırakalım bir tarafa. Yani demek istiyorum ki, hukuk mukuk dinlemeyelim gözü karartalım ve o 108 sandıkla ilgili ıslak imzaları görmezden gelelim. Peki o halde soru şu: Neden bu 108 sandığı yeniden saymıyorsunuz da bütün seçimi yeniliyorsunuz?
(İzninizle paranteze layık gördüğüm şu bilgiyi de paylaşayım: Bu 108 sandıktan Binali Yıldırım’a çıkan oy miktarı, İmamoğlu’na verilenden daha fazla! “Hani bilmiyoruz ama mutlaka bir şey oldu” diyorlardı ya! Ardından Cumhurbaşkanı kendinden emin “cevap basit, çalmışlar” dedi ya! Ahmak çıktı galiba bu oy hırsızları. Yanlış adaydan çalmışlar gibi sanki)
Bir de dolgu maddesi olarak kısıtlıların da oy kullandığı gibi açıklamalara yer verilmiş kararda-ki gerçekten üzerinde durmaya değmez. Kuru gürültü maksatlı olduğu o kadar bağırıyor ki! AKP’nin on binlerce olduğunu iddia ettiği kısıtlı olup da oy kullanan seçmen sayısının 700 civarında olduğu tespit edilmiş…
Karara muhalif ve gerçek bir yargıcın şerh gerekçesinde belirttiği gibi bu karar halkın yönetime katılma hakkının de engellenmesi anlamına geliyor. Yarattığı sonuç bu.
Bu sıradan bir olay değildir; yargı kurumlarının, hukukun işlerliğinin ne durumda olduğunu da gösterir niteliktedir. Bizim gibilerin bütün uyarılarına rağmen,” vesayet sistemini aşıyoruz” diye alkış toplamaya çalışılan yeni rejimin, tek adam anayasasının, ülkeyi taşıdığı noktaya da işaret etmektedir. Her şeyden önemlisi de, “halk devrimi yapıyoruz; milli iradeyi egemen kılıyoruz” seslerinin, o yücelttikleri irade farklı tecelli ettiğinde nasıl bir kimlik sergilediklerini ortaya çıkartan bir örnek oluşturmaktadır.
Uyuyan uyanır; uyuyor taklidi yapan “vesayetten kurtulduk” şarkısına devam eder…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023