Gürbüz ÖZALTINLI
|
Siz, 27 Mart’ın dünya tiyatrolar günü olduğunu biliyor olabilirsiniz. Oysa ben, abim bu günde doğmamış olsaydı sanırım hiç bir zaman öğrenemeyecektim. Sevgililer gününü bile öğrenemedim; on üç mü on dört mü karıştırırım hâlâ. Zaten zamanında öğrenmek gerekir böyle şeyleri. Evet; bu gün Kök’ün yaş günü. Önceki ay böbreğinde tümör buldular, bir böbreği bıraktı ameliyat masasında, yola devam ediyor. Bana verdiği sır şu: “95 yaşına kadar yaşayacağım, annemi geçmem lazım.” Biliyorum, kişisel yazılar yazma kotamı aştım ama beni bağışlayın, onu sizinle tanıştırmalıyım. 1946’da doğdu. Doğmuş yani, ben yokken. Kök’ün doğru dürüst farkına vardığımda sanırım on beş yaşındaydı. Kolej’de burslu yatılı okudu. Evde seyrek görürdüm ve çok küçüktüm o yıllarda. Dönem sonlarında ailece Kolej’e gider onun “iftihar” belgesi aldığı törenleri izlerdik. Ailenin harika çocuğuydu. Çok okur, az yıkanırdı. Leyli arkadaşları arasında “pis memet” olarak tanınırdı.“Leyli”ler acımasızdır, bilen bilir. Lisede AFS’yi kazandı, New York’a gitti. Bir yıl boyunca bize “büyük bir sürprizi” olduğunu yazdı durdu. Her mektuptan sonra, evde annemin “acaba Amerikalı bir kızla mı gelecek” merakını, babamın “saçmalama” cevabını, kendimin de “oyuncak tabanca” düşlerimi hatırlarım. Havaalanına büyük heyecanla gitmiştik. Elinde tuhaf bir çantayla geldi, kucaklaştık. Onca zamandan sonra hemen sürprizi sormanın ayıp kaçacağını bilerek, havadan sudan konuşup açıklama zamanının gelmesini bekliyorduk. Kök hiç o mektupları yazıp bizi çatlatmamış gibi susuyordu. Babam dayanamadı: “Nedir oğlum şu sürpriz?” Kök elindeki çantayı uzattı. Babam sabırsızdı: “Nedir?”Abim “keman” dedi. “Keman çalmayı öğrendim.” Babam “hastir lan bu mu?” dedi... Gülüştüler bir daha sarıldılar. Babalar oğullarını anlamazlar zaten. Kök yalnızca kemanla gelmemişti. Orada keşfettiği “Komünist Manifesto”yu ve koyu bir Amerikan karşıtlığını da getirmişti. “Emperyalizm” sözünü ilk kez ondan duydum, daha birçok şeyi ilk kez ondan duyduğum gibi. Nâzım Hikmet ve Aziz Nesin’le tanıştı mahalle. Arkadaşlarımla eve doluşarak, yüksek sesle Fil Hamdi’yi okuyup yerlerde böcekler gibi debelendiğimizi hatırlarım. Her şey iyi gidiyor gibiydi. Kök ilk sınavda Hacettepe Tıp’ı kazandı. O zamanlar, doktor olmak büyük marifetti. Sonra bir gün Kök eve gelmedi. Bütün gece onu bekledik. Sabah Jandarma aradı. “Oğlumuz”gözaltındaydı. Ev mezar gibi sustu. Kök, bir şişe ucuz şarap içip Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın konserine gitmiş ve konserin orta yerinde ayağa kalkıp yüksek sesle Nâzım Hikmet’in“Dinlenir,dinlenmez değil/ bülbülün güle karşı feryatları.../ Fakat asıl benim anladığım dil:/ Bakır, demir, tahta, kemik ve kirişlerle/ çalınan/ Bethovenin sonatları” dizelerini okuyunca salonun şaşkın bakışları arasında iki jandarma koluna girivermiş. Yıl 1967, on bir yaşındayım. Başımıza bir felaket geldiği çok açık. Ama, nedir bu acaba? Babamı da götürecekler mi? Hayır, iki gün sonra geldi Kök. Babam buz gibi karşıladı onu. Hiç unutmuyorum sözlerini: “Oğlum sen bu devleti bilmezsin, sizi asarlar”... Hey gidi deli Feridun sen nerede öğrendin bu devleti... Kimse sormadı tabii. Hacettepe’yi bir günde karar verdi bıraktı. Ev yine mezar. Bir sabah eve mektup geldi. “Girmiş olduğunuz sınavda üniversitemizde burslu okumaya hak kazandınız.” Beyrut Amerikan Üniversitesi. Kök, gözyaşlarıyla uğurlandı. Kapı kapanır kapanmaz babam “bu çocuk okumaz döner” dedi. O çocuk döndü. O çocuk, artık kendini halkına adamaya karar vermiş bir solcuydu. Torpil falan istemem, köylü çocuklar nasıl gidiyorsa askere ben de öyle gider gelirim aslanlar gibi dedi, gitti Muş’a. Sanki Feridun’un elinin altında torpilci paşalardan geçilmiyormuş gibi. Babamın cenazesine geldiğinde bir deri bir kemik bir de derin hüzünden ibaretti. TİP’e girdi. 24 yaşında merkez yöneticisi oldu. Eve acayip adamlar geliyor, otuz paket sigara içip, asık suratlarıyla sabahlara kadar anlaşılmaz konuşmalar yapıyorlardı. Osman Sakalsız’ı, Nurettin Pirim’i, Umur Coşkun’u, Ayı Atilla Abi’yi falan o yıllarda tanıdım. Gebze’ye gitti. Chrysler fabrikasında işçi oldu. 17 haziran akşamı saç sakal birbirine karışmış eve geldiğinde, solculuğa küfreden eniştemi, aile yemeğinin ortasında evden kovdu. Ev yine mezar. Ondan öğrendik İstanbul’da işçilerin ayaklandığını. Aranıyormuş. Bir sabah kulağını radyoya dayamış “ajansı” dinlerken buldum onu. Ordu “muhtıra” vermiş. Evin ritmi değişti, hayatımıza bir telaş girdi. Her gün birileri geliyor kitapları dergileri kucaklayıp gidiyordu. Ardından Deniz’ler idam edildi. İkinci kez ağlarken gördüm onu. Odasından bütün gün hiç çıkmadı. Sonra... Sonra, herşeyle beraber darmadağın oldu Kök de... Elektroşoklar, ağır tedaviler, iş ve ev arasında geçen sessiz yıllar... 1975’de Behice Boran TİP’i yeniden kurduğunda, Köy Hizmetleri’nde kendi halinde ambar memuruydu. Birden dirildi. 70’leri hep beraber yaşadık. Mahalledeki bütün akranlarım TİP’li olmuştu. Kök Abi’leriyle beraber partinin yolunu tuttuk. Artık biz de “anlaşılmaz konuşmalar” yapma yaşına gelmiştik. Çok neşeli, çok kederli yıllardı. Her gün sabahlara kadar gülen, beraberce dünyayı devireceğimize inanan insanlardık. Bazılarımız çocuklarımızın isminde yaşıyor artık. Şimdi Kök, günde elli sayfa kitap okuyarak ve mahallenin ne kadar yoksul insanı varsa çocuklarına İngilizce öğreterek geçiriyor günlerini. Evi çocuk bahçesi. Kitaplarını okuduktan sonra tanıdıklarına veriyor. Kütüphanesinde yalnız İngilizce basım (inanmazsınız) başından sonuna kadar okuduğu Lenin’in “Collected Works” ciltleri duruyor. O yine mahallenin Kök Abi’si. Evet, Kök hülyalı bir kuşağın insanıydı. Bizi de beraberinde götürdü o hülyalı yollara. Şimdi çok başka zamanlarda yaşıyoruz. Ben o büyülü dünyaya takılı kalmış sevgili arkadaşlarıma baktığım yerden, bitmiş bir hayal, hüzünlü bir vakar görüyorum. Üstüne gelen hayata, dağılmış düşlere karşı sığınılmış bir kimlik... Onlar bana baktıklarında ne görüyorlar bunu bilmiyorum. Çok sert kırılmalardan yürüdü gitti hayat. Onlara kızdığım da oldu için için. Ama, asla küçümsememeyi öğrendim. Hem nasıl küçümseyebilirim ki; ölene kadar pertavsızla Vatan gazetesi okuyup Ruhat Mengi’yle mektuplaşan bir annenin oğlu, hâlâ yazılarımı okuduğunda “ iyi, bugün Erdoğan’ı eleştirmişsin”demek için arayan bir insanın kardeşiyim. En yakınımdaki iki insanı ikna edememişim. Ama Kök beni ikna etmiş, partili yapmıştı. İyi ki varsın Kök... Doksan beşinci yaşını da kutlayacağız. Ve senin kütüphanende eminim Collected Works duruyor olacak...
|
|
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023