Gürbüz ÖZALTINLI
Sekterlik bizim kalbimizin derinlerine mi işlemiş? Bakmayın “sekterliğin” sol terminolojinin sık kullandığı kavramlardan olduğuna. Bu iş sağ sol dinlemiyor. “Siyasetler üstü” bir hastalığımız bizim sekterlik.
Bana ilginç gelen bir yazarlık tecrübemden başlayayım. Ben de bir köşeden seslenen her yazar gibi mail’ler alıyorum. Nedendir bilmiyorum ama şimdiye kadar gelen onca mail içinden iki kere eleştiri aldım. Genellikle cesaretlendirici sözlerle karşılaşıyorum. “Düşmansızlığın” pek matah bir şey olmadığını söyleyebilirsiniz. Tartışılır...
Bu eleştirilerden birisi; sevdiğim, samimiyetine güvendiğim, edebiyat dünyasında haklı bir saygınlık kazanmış eski bir arkadaşımdandı. “Taha Akyol bu ülkenin kanımca en ciddiye alınmayı hak eden aydınlarının içinde yer alır” cümleme takılmıştı. Hazmı zor sözlerle, bu kadar “anlam yüklememi” eleştiriyordu. İkincisi, hiç tanımadığım bir isimdendi ve çok sertti. Ahmet Kekeç’e“muhafazakâr demokrat” sıfatını yakıştırmamı öfkeyle aşağılıyordu. Her iki aydının düşünceleri üzerinden yazdığım yazılar, onların yaklaşımlarını açık biçimde eleştirdiğim yazılardı. (“Yeni politika ve tehlikeli argümanlar”- “Femen ve muhafazakârlık”). Okuyanlar, düşüncelerime katılmasalar bile o yazıların, derdini net anlatan eleştiri yazıları olduğunu kabul edecektir.
İlginç olan şu: Her iki mektubun da sahipleri benim eleştirilerim üzerinde hiç durmamışlardı. Meseleleri; o aydınlara, onlara göre hak etmedikleri bir saygınlık atfetmiş olmamdı.
Taha Akyol çok zarif bir insan. Ertesi gün beni aradı ve teşekkür etti. Düşüncelerime, eleştirilerime katıldığını hiç zannetmem.
Ahmet Kekeç’ten bir ses duymadım. Ama, eleştirilerime katılmasa bile, kulağını kapatan bir öfke yarattığımı hiç zannetmiyorum.
Bir sayfa eleştiri yazıyorsunuz, ama bir satır da o insanın hakkını teslim ediyorsunuz. Eleştirdiğiniz insanlar kızmıyor, ama onları “sevmeyenler” kızıyor; bunda bir tuhaflık yok mu?
Bu tecrübeyi, karakteristik bir tutumumuzu yansıttığını düşündüğüm için aktardım. Fazla asabiyiz. Birikmiş öfkelerimiz, sert bir tarihimiz var. İş siyasete gelince iyice raydan çıkıyoruz. Gündelik hayatta, bin bir konu karşısında gösterdiğimiz esnekliği asla göstermiyoruz. Hepimiz kendimizden aşırı eminiz. Toplumun bütün yükü bizim sırtımıza yıkılmış, asla “yanlış”a tahammülümüz yok.
Siyasetin dilini anlıyorum... Kabul etmiyorum, ama anlıyorum.
Peki, bir aydının bu kadar misyon yüklü olması, varlığını bu kadar abartması iyi bir şey mi?
Siyasetçi “majör çıkarların” temsilcisi. İktidar, hükmetme gibi bir insan hastalığıyla malul. Bizler de o “hastalar” olmadan yapamıyoruz, yapamayız. Peki, aydına ne oluyor? O; fikrin, bilginin, gerçeğin peşinde değil mi? Aydın, şüphenin bittiği yerde aydın olmaktan çıkar. Siyasetçi kendinden şüphe duymaz. Aydın her şeyden şüphe duyar. Başta, “doğru” bildiklerinden. Peki bu asabiyet, bir şüphenin asabiyeti mi? Ne bu şiddet bu celal?
Hayatımın başköşelerinden birini işgal eden sevgili arkadaşım Ömer Sakalsız’ın bir sözü vardır.“Arap,” der, (biz birbirimize arap deriz, Varlık Özmenek’in kulakları çınlasın, ondan geçti hepimize. Araplar tarafından “sırtından vurulmuş” bir ulusun fertleri olarak bu lakabı sevgi sözcüğüne dönüştürmemizden anlayın tuhaflığımızı) “Bu ülkede siyasette başarı nedir biliyor musun? İnsanlara zulmetmeden, birbirlerini kesmeden yaşayabilmesini sağlamak. Bu coğrafyanın mucizesi bu olur”. Bence çok haklı. Bütün büyük buluşlar gibi “basit” ama som gerçek. Dönün bakın kan izlerimize.
Kan döküldü mü insanlar işte böyle oluyor. Aydınlar bile sert. Kılıç gibi.
Peki ama, nasıl değişeceğiz biz? Aydın bir misyon arıyorsa kendisine, buradan başlasın bence. Sekterlikten.
Şu 1 Mayıs tartışmamıza, sonuçlarına bir bakmak gerekmez mi? Raiting aldığından eminim. Eteklerde bu kadar taş ne zaman birikti?
Üstüne atlayacak kutup arıyoruz. Çatışmaksızın tatmin olmuyoruz.
Halil Berktay’ın tezi ve onu dile getirişi üzerine düşündüklerimi pazar günü yazdım. Tekrar edecek değilim. Ümit Kıvanç ve Nabi Yağcı için de, onların ayrılışı üzerine çıkan yazılara ilişkin de düşüncemi söylemek isterim.
İkisi de önemli yazarlardı. Bence Kıvanç, hep ihtiyaç duyduğum bir isyan vicdanının sesidir. İsyanın gösterişini yapanlardan değil, hakiki bir insan. Gelenekle hesaplaşmanın bedelini ödemeyi göze alan dürüst bir solcu. Nabi Yağcı ile tanışmamız Ulucanlar’da yattığı yıllara rastlar. Yıllarca, her hafta avukat görüşmelerinde hukuk falan değil glasnost konuşurduk. Sağduyulu, esnek, gidişi anlamaya çalışan tutumuyla üzerimde etkili olmuş insanlardandır. Mülteciliğe itilmiş, kaskatı sovyetik gelenekten gelen bir liderin, oralardan kalkıp demokrat kimliğe yaptığı yolculuğu bence hiç kimsenin küçümsemeye hakkı yok.
Onların eski yol arkadaşları Taraf’ı para verip almayı “suç” sayıyorlar hâlâ. “Yetmez ama evet”çileri hain kabul ediyorlar. Siz, bu kocaman ayrımları önemsizleştirip “değişen ne var”derseniz, bu pek insafla bağdaşmaz.
Anlaşmazlık noktaları olabilir ve vardır. Ama, sekterlik dediğim de tam bu. Anlaşmazlığı kavgaya, kutuplaşmaya mı taşıyacağız; bıkmadan incitmeden tartışmakta ısrar mı edeceğiz? Taraf gibi bir“çevre”de kimseye bu kadar ağız dolusu “hoşçakal” denmemeli.
Aynı söz onlar için de geçerli. Bu kadar kolay “hoşçakal” dememeliydiler. Tutumları orantısız. Onlar da Taraf’ı yaralamaktan kaçınmadılar. Bu haksızlıktır.
Hayır, “sekterlik” asla bir üslup sorunu değildir. Sekterlik bir varoluş tarzıdır. Bu coğrafyanın“onur”u anlama biçimidir.
Hastalıktır...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023