Gürbüz ÖZALTINLI
Muhalefetin risk almaktan kaçınan “minimalist” söylemi üzerine tartışmalar sürerken, ana muhalefet partisi liderinin sarsıcı çıkışına tanık olduk. Kılıçdaroğlu, iktidarın muhalefeti parçalama, açmaza alma stratejisinde kendisini en güçlü hissettiği yerden ses verdi. Bu, çok önemli bir hamleydi.
HDP’yi kriminalize etme kampanyası, Kürt sorununa devletçi otoriter bakışın doğal parçası. Fakat bu saldırgan siyaset aynı zamanda, hem diğer muhalif partilerle HDP arasında köprüler kurulmasını engellemeye, hem de ittifak içi partilerin uyumunu bozmaya yönelik bir oyun imkânı sunuyordu ve belli ki iktidar ortakları bunun iş gördüğünden emindi. Kılıçdaroğlu’nun (1) Kürt sorunu vardır; (2) HDP, sorunun çözümünde muhataptır açıklaması, iktidarın meşru siyasete koyduğu otoriter sınırlamayı tanımadıklarının açık ilânı oldu. Açıklamanın sonrasında diğer muhalif partilerden gelen sesler, bu hamlenin üzerinde müzakere yapıldığını, ortak bir aklın ürünü olduğunu düşündürtüyor. Belki şunu söylemenin erken olduğunu düşünenler olacaktır ama kanımca iktidar ortaklarından gelen mecalsiz klişe yankılar, uzun zamandır yatırım yapılan tabunun raf ömrünün tükenmekte olduğunu gösteriyor. Sezai Temelli’nin ön alarak yaptığı, sağduyuya sığmayan talihsiz açıklamasının da Kılıçdaroğlu’nun pozisyonunu zayıflatmadığını; güçlü temsil özellikleriyle Demirtaş ve Sancar’ın (HDP’yi sorunun meşru muhatabı, çözüm adresini de Meclis olarak gösteren) cevaplarının yeni bir siyasi zeminin habercisi olduğunu söyleyebiliriz.
Kuşkusuz bu açılımlar, seçim stratejisi tartışmalarını çok aşan bir alana dokunuyor.
Muhalif partilerin, güçlü parlamenter temsili merkeze alan; kuvvetler ayrılığına dayalı, kurumsal denge ve denetlemeyi öngören; hukuku herkes için bağlayıcı kılan yeni bir sistem tasavvuru üzerinde birleşme çabaları çok değerli. Zihniyet yenilenmesi ve demokratik rejimin inşası, hiçbir siyasi kimliğin tek başına başarabileceği iş değil. Sadece seçim aritmetiği; güç yetirebilme meselesi olarak da düşünemeyiz; böyle bir sürecin, doğası gereği çoğulcu, müzakereci, uzlaşıcı yöntemlerle ilerlemesi gerekiyor. Türkiye mağdur bir kimliğin üzerinden bütün bir sistemi değiştirecek derecede etkin bir siyasi güç devşirilebildiğini tecrübe etti. Fakat varılan yer, (Alper Görmüş’ün dilimize isabetle hediye ettiği) “nöbetleşe zorbalığın” yeni bir evresinden öteye gitmedi.
Bu açıdan bakıldığında sadece bir “güç imkânı” olarak değil, aynı zamanda zihniyet yenilenmesi ve demokrasinin inşası için Kürtlerin rızasını alabilmek hayati önemi haiz. Bunu tersinden de söyleyebiliriz: Kürtlerin rızasını alabilmek için zihniyet değişikliği ihtiyacına ve demokrasi hedefine içtenlikle inanmak gerekir. Otoriterlik dışlamanın, düşmanlaştırmanın, boyun eğdirmenin peşinde koşar. Demokratlık dinlemeye, anlamaya, uzlaşmaya, rıza üretmeye çalışır. Türkiye’nin Kürt sorununu inkâr ederek, güvenlikçi, bilek bükmeci siyasetlerle, huzurlu bir refah toplumu olabilmesi hayaldir.
Otoriter demagoji, yüz yıllık devletçi ezberlerin tekrarından ibaret. Kürt sorunu yoksa HDP’nin varlığını nasıl açıklayacaksınız? Neden büyük bir Kürt nüfus bu siyasi kimlik etrafında toplanıyor? Neden onca baskı ve dışlayıcı iktidar pratiklerine rağmen son derece ısrarlı, dirençli bir destek sağlıyor bu parti? Milyonlarca insanın iradesini temsil eden bir sesi yok sayabilir misiniz?
Başa dönersek, Kılıçdaroğlu’nun çıkışı, sorunun demokrasi perspektifinden ele alınmasına yönelik bir çağrı olarak da okunabilir. Böylelikle CHP (Kürt sorununun varlığını teslim eden ve Meclis’in üçüncü partisi olarak HDP’yi meşru muhatap sayan) son derece sınırlı ve pek de yeni olmayan bir formülasyonla Kürtler gözünde kendisini iktidardan ayrıştıran bir pencere açtı. Ardından İyi Parti sözcüsünün, HDP’nin Meclis’te Grup Başkan Vekili ile oturum yönettiğini hatırlatıp meşruiyetini ima eden açıklaması geldi. Babacan’ın ve Saadet Partisi’nin aynı doğrultuda güçlendirici mesajlarına tanık olduk. Muhalefet bileşenlerinin kendi özgün tabanları karşısında savunabilecekleri; meşruiyet zemini güçlü bir formülasyonla bunu başarabilmeleri, güven veren bir politik akla ve cesarete işaret ediyor.
Daha önce de ifade edilmiş bu sözler kimi muhaliflerce küçümsenebilir. Dokunulmazlık oylamaları vs hatırlatılıp, CHP’ye özeleştiri davetleri çıkartılabilir. Bu tür sekter, maksimalist sesler, sosyolojik-siyasi değişim dinamiklerini anlamaktan uzak; apolitik, sabırsız ve hayli kibirli bir ruh halinin yansımaları. Ciddiye alınacak bir etkilerinin olabileceğini sanmıyorum.
Millet İttifakının içinde ve dışındaki muhalif partilerin HDP ile diyalog kurmasını meşrulaştıran, kolaylaştıran her siyasi adımın büyük değeri olduğuna inananlardanım. HDP’nin Millet İttifakı içinde yer almasını beklemenin gerçekçi de doğru da olmadığı kanısındayım. Bu sadece sağduyunun işaret ettiği seçim stratejisiyle de ilgili değil. Muhalefet bileşenlerinin kendi tarihsel kimliklerinin elverdiği uygun mesafelerden ve işlevsel yöntemlerle geliştirecekleri işbirliği, demokratik, çoğulcu siyaset kültürüne büyük katkı sağlayacaktır.
Laik, muhafazakâr, ılımlı milliyetçi, Kürt, Alevi… Tüm bu kimlikler değişik derecede muhalif yapılarda kendilerine yer buluyor; birbirlerini tanıma köprüleri kuruyor; ortak bir projeye katkıya davet ediliyor. Muhalefet, ülke tarihinin gördüğü en renkli, en çoğulcu yelpazeyi demokrasi fikri etrafında oluşturuyor.
Bu, Türkiye için gerçekten yeni bir durum.
Umut varsa, işte buradadır.
“Nöbetleşe zorbalık”tan usanmış kim varsa bu umudun üstüne titremesi, bir nefes de onun vermesi gerekir…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023