Hadi ULUENGİN
SAKLISI gizlisi ve azı yok çoğu var, muhterem din adamı ve bilge kanaat önderi Fethullah GülenHocaefendi ve Camia’sıyla olan gönül bağım yirmi yılın ötesine uzanıyor.
Zaten 28 Şubat generallerinin etrafı haraca kestiği o meşum günlerde bile sonradan peydahlanan tatlı su parazitleri gibi havaya bakıp ıslık çalmadım. Amiyane tabirle, satmadım.
Ta, benim gibi köken itibariyle laikçi gelenekten inen kesimin köhne şartlanmayla imam ve müritlerinin irtica yuvası diye yaygara koparttığı bir vakitlerdi ki, bu satırlar yazarı âkil liderin ve saygın Camia’nın hayati önemini tekrar tekrar vurguladı.
Döne döne, Hocaefendi’nin dinî tematikten yola çıkarak ilettiği sivillik, uzlaşmacılık, dayanışmacılık ve kardeşlik; yani son tahlilde evrensellik mesaj ve kültürünün sırf Türkiye açısından değil bütün bir İslam Âlemi açısından belki de devrim niteliği taşıdığına işaret ettim.
Artı, bunun Bediüzzaman’ın Nur öğretisiyle de yakından ilişkili olduğunu kaydettim.
Dolayısıyla, nispi şeffaflık yoksunluğu, kadın imajının eksikliği ve estetik kıstasların sığlığı gibi eleştirilerimi saklı tutmak kaydıyla sevgi ve dostluk bağım asla sekteye uğramadı.
***
FAKAT eğer dürüst kalmak istiyorsam yukarıdaki ilk eleştiriye bir de Ergenekon ve Balyoz davası yargıçlarının aynı Camia’yla irtibatlı olduğuna dair şayiaları eklemem gerekir.
Sanıklara ne denli hasım olursam olayım cezaların orantısızlığı vicdanımı sızlatıyor.
Şayet rivayetlerde doğruluk payı varsa da bunun, adalet dürtüsünden hiç şüphe duymadığım Hocaefendi’nin iradesi hilafında bir gelişme olduğunu düşünmek istiyorum.
Ama dediğim gibi zan ancak iddiadır, Camia’yı öcüye dönüştürmek girişimi ise vakıadır ki, delili yoksa genel şeffaflık eksikliği ötesinde getirilecek her eleştiri havada kalır.
***
TAHMİN etmişsinizdir, bunları dershanelerin kapatılması girişimiyle birlikte Gülen Hocaefendi veHizmet Camiası’yla AKP hükümeti arasında oluşan çelişkiden ötürü yazdım.
Hayır, karar onaylanamaz! Asla ve asla onaylanamaz! Üç açıdan onaylanamaz!
Bir; dershaneler öz olarak matah bir şey olduğundan değil Türkiye’de mevcut eğitim sistemi onları zorunlu kıldığından, kapılarına kilit vurulması felâket anlamına gelecektir.
İki; askerî yönetimlerin bile ilişmediği bu kurumların hiçbir danışma mekanizması oluşturulmadan ve aniden açıklanan bir kararla kapatılmak istenmesi Başbakan Erdoğan’ın her geçen gün daha çok yoğunlaşan otoriter iktidar pratiğinden bağımsız değerlendirilemez.
Ve nihayet üç; girişimin masum olduğunu ve geri planında Camia’nın belini kırmak hesabının yatmadığını düşünmek için ya çok partizan, ya da çok saftirik olmak gerekir.
Her halükârda hepsi eninde sonunda aynı kapıya çıkıyor ki, o da şudur:
Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidar hem tek adam sultası hoşgörüsüzlüğüyle donanmaktadır, hem de o tek adamın tasarladığı bir toplum mühendisliğine soyunmaktadır.
Ama ben yine de şeytanın avukatlığını yapmak ve adil yaklaşmakla yükümlüyüm.
***
ŞUNU kastediyorum: Her ne kadar hükümet üyelerinin imzalaması ve sonradan da bunu gizlemesi etik açıdan affedilmez bir yanlış olsa bile gerek 2004 yılında MGK’de parafe edilen; gerekse ertesi yıllarda tekrarlanan ve Gülen Camiası’nı “fişleyen” rapor ve raporların âdet yerini bulsun bürokrasisinden öte pratik bir işlev taşımış olduğuna ihtimal vermiyorum.
Doğruya doğru! Son aylar hariç AKP iktidarı döneminde Hizmet Camiası’na yönelik cebri, zapti, hatta manevi tedbirlerin alınmış olduğunu söylemek hakkaniyetle bağdaşmaz.
Eminim ki o hakkaniyet duygusuna sonsuz güvendiğim Fethullah Gülen Hocaefendi de bunun bilincindedir ve birinci gücenikliği hükümetin dünkü fiiliyatından ziyade imza atmak uysallığından; ikincisi ise bugün işi artık zapturapta vardırmasından kaynaklanıyordur.
Her hâlükârda, dershaneler için direnmek otoriter gidişata direnmekle eş değerdedir!
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.02.2016
12.02.2016
6.02.2016
29.01.2016
22.01.2016
18.01.2016
15.01.2016
8.02.2016
1.02.2016
25.12.2015