Hasan CEMAL
Çözüm süreci konusunda eleştirilerini daha çok hükümete yöneltirsen, bir koro derhal başlıyor; “Demek ki sen barışa karşısın, çözüm istemiyorsun, Ergenekoncusun!” Çözüm sürecine asıl zararı, bu tetikçi takımı veriyor. Çünkü derin devlet odaklarınca ‘kullanılıyor’lar, bilerek ya da bilmeden dezenformasyon aleti oluyorlar.
Bazen ağır aksak da olsa pedal çevirmeye devam etmek, zamanı torbaya tıkmaya çalışmaktan kaçınmak ve ‘çözüm süreci’ni inatla sürdürmek barış adına yaşamsal bir konudur. Çekilme sürecine fazla takılmamak lazım. Ankara-Kandil-İmralı üçgeninden kaynaklanan irade halen 'kararlılığı’nı sürdürüyor.
Süreçteki teklemenin gerçek sorumlusu dokuz aydır doğru dürüst bir demokratikleşme paketini ortaya koyamayan hükümettir. Peki Ankara’nın ipe un sermesinin Kandil açısından alternatifi nedir, yine silah mı? Bin kere hayır! Böyle düşünenler Kandil’de de var tabii, ama ağırlık onlardan yana değil. Çare artık silah değil!

Çözüm süreci konusunda uzun zamandır yazmıyorum.
Neden?
Netameli bir konu olduğu için mi?
Belki de.
Çözüm süreci konusunda eleştirilerini daha çok hükümete yöneltirsen, örneğin Başbakan Erdoğan’ın ipe un sermekte olduğunu belirtirsen, bir koro derhal başlıyor:
“Demek ki sen barışa karşısın!”
“Demek ki sen çözüm istemiyorsun!”
“Demek ki sen silahtan yanasın!”
Hatta daha ileri gidenler de oluyor:
“Demek ki sen Ergenekon’cusun!”
Birtakım iktidar tetikçileri tarafından hiç vakit geçirmeksizin böyle bir sindirme ya dakomplekslendirme kampanyası başlatılıyor.
Bundan kurtuluş yok.
Ya susacaksın ya da doğru bildiğine devam edeceksin.
Tetikçi kullanılır atılır, kıymeti harbiyesi yoktur
Hasan Cemal, yoksa sen de ‘tetikçiler’den yıldığın için mi kısa bir süre de olsa sustun?
Söz konusu değil.
Ama doğrusu bazen kabak tadı veriyor. Bu yüzden de, biraz bekleyip olan biteni izlemek daha yararlı oluyor.
Bu arada bir noktayı daha belirtmek lazım. Çözüm sürecine asıl zararı, incir çekirdeğini doldurmayan son derece yüzeysel, sorunun özüne hiç dokunmayan bakış açılarıyla butetikçi takımı veriyor.
Çünkü derin devlet odaklarınca ‘kullanılıyor’lar, çünkü bilerek ya da bilmedendezenformasyon aleti oluyorlar.
Bu konuyu geçiyorum.
Çünkü tetikçi tetikçidir, o kadar. Kullanılır atılır. Tarafların ‘oyun içinde oyunları’nın,psikolojik hamlelerinin aleti olarak, son tahlilde fazla bir kıymeti harbiyeleri yoktur tetikçilerin...
Süreç devam ediyor, çekilmeye takılmamak lazım
‘
Çözüm süreci’yle ilgili düşüncelerime gelince... Ayrıntıya fazla girmeden şu noktalar ön plana çıkıyor benim kafamda:
Çözüm süreci devam ediyor.
Ve anlaşılan devam edecek.
Önemli olan, sürecin devamıdır.
Önemli olan, dağdan ölüm haberi gelmemesidir.
Önemli olan, dokuz aydır silahların fiilen susmuş olmasıdır.
Farkında mısın, dokuz ay geçti, insanlar ölmüyor dağlarda. Medyada şehit haberleri, cenaze törenleri izlemiyoruz, okumuyoruz. Söyler miziniz, insan hayatından daha önemli ne olabilir?..
Öte yandan, ‘çekilme süreci’ne fazla takılmamak lazım.
Aslında, yüzdelerle oynamanın bugün için sonuç açısından pek öyle anlamlı olmadığını meselenin aslına vakıf olanlar da bilmiyor değil.
Yaşamsal olan, ‘parmakların tetikten çekilmiş olması’dır. Bir başka deyişle, fiili ‘ateşkes’tir hayati önem taşıyan konu.
Ateşkes devam ediyor!
Hem Ankara, hem Kandil, ‘ateşkes’in arkasına irade koymuş durumdalar ve uzunca zamandır bu ‘irade’yle şu ya da bu şekilde oynamamış olmaları, ‘çözüm süreci’ni ciddiye almış olmalarının hayırlı bir işaretidir.
Ankara-Kandil-İmralı üçgeninin kararlılığı sürüyor
Bu ‘irade’den rahatsız olanlar yok mu?
Hem Ankara’da, hem Kandil taraflarında ‘ateşkesi’ bozmak isteyenler yok mu?
Bazı ‘iç ve dış mihraklar’ların Türkiye’ye yönelik istikrarsızlaştırma çabalarının uzantısı olarak yeniden çatışma döneminin açılmasından yana olanlar yok mu?
‘Çözüm’ü sadece namlunun ucunda görenler yok mu?
Çözüm deyince, Ankara’nın ya da Kandil’in ancak ‘zor’la, ‘silah’la yola getirileceğine inananlar yok mu?
Elbette var.
Bunlar hiç eksik olmadılar ki.
Ayrıca, sahnenin kuytuluklarında her daim en uygun zamanı bekler bu odaklar. Önemli olan, bu fırsatı o ‘karanlık odaklar’a vermemektir.
Böyle bir fırsat dokuz aydır bu odakların eline geçmedi.
Çabaladılar ama olmadı.
Çünkü, ‘süreç’in arkasında Ankara-İmralı-Kandil üçgeninden kaynaklanan irade halen ‘kararlılığı’nı sürdürüyor.
Zurnanın zırt dediği yer burasıdır.
Değirmende bir sürü laf öğütülmesine çok fazla kafayı takmayın. ‘Ateşkes’le birlikte ya daiçiçe olarak ‘süreç’in işlemeye devam etmesidir bugün için önemli olan...
Başbakan iradesini sürdürüyor, ama yavaştan alıyor
Bir kritik nokta daha var:
Zamanı torbaya sokmaktan kaçınmak! Ve pedal çevirmeye devam etmek...
Bazen yavaşlayabilir, bazen hızlanabilirbisiklet! Ama, tekrar ediyorum, pedal çevirmeyi sürdürmektir kritik konu...
Şu geçmekte olduğumuz dönemde, ‘bisiklet’in fazlasıyla yavaşladığı bir olgu, eski deyişle bir ‘vakıa’dır.
Süreç ufak ufak tekliyor.
Peki neden?..
Lafı hiç evirip çevirmeden altını çiziyorum:
Bu yavaşlamanın, teklemenin gerçek sorumlusu Ankara’dır. Dokuz küsur aydır doğru dürüst bir demokratikleşme paketini ortaya koyamayan hükümettir. Bunca zamandır Öcalan’ı çözüm süreci konusunda daha fazla devreye sokabilecek mekanizmaları çalıştırmaktan kaçınmış olan Ankara’dır, hükümettir.
Kısacası:
Başbakan Erdoğan, süreçle ilgili ‘iradesi’ni devam ettiriyor. Ama aynı zamanda işi yavaştan alıyor. Gelecek yılki seçimler kafasını burgaç gibi oyduğu için öyle. ‘Savaş dili’yle, ‘aşırı milliyetçilik’le daha çok oy alacağına inandığı için çözüm sürecini daha ileri aşamaya götürecek bazı demokratikleşme adımlarına yan çiziyor.
Şunu da vurguluyorum:
Başbakan Erdoğan’ı çözüm süreci konusunda eleştirmek de, çözüm ve barışa karşı olmak değildir.
Çare artık silah değil
Bir başka soru:
Ankara’nın bu ipe un sermesinin Kandil açısından alternatifi nedir, yine silah mı? Ateşkese son vermek mi? Çözüm sürecini sona erdirmek, yeni bir çatışma dönemini başlatmak mı?
Bin kere hayır!
Böyle düşünenler Kandil’de de var tabii, ama ağırlık onlardan yana değil.
Şunu yazın bir kenara:
Çare artık silah değil!
Silahı bir kenara koyan, silahı bırakan bir Kürt siyasal hareketi çok daha büyür siyasal arenada ve eşitliğin gereği olan haklarını elde etme yolunda çok daha güçlü, etkili adımlarla ilerler.
Tam da bu noktayla ilgili bir başka soru var Kandil taraflarında:
Silahtan kayıtsız şartsız vazgeçildiğinde, Ankara daha çok ipe un sermez mi? Demokrasiye daha fazla yan çizmez mi? Biz dağa piknik yapmak için çıkmadık ki?..
Bu sorular Kandil’de, PKK saflarında varlığını hep sürdürüyor. Eğer Ankara da PKK saflarında geçerli olan bu soruları önemsemez, demokratikleşmenin gereğini yapmaktan şu ya da bu gerekçe ve bahanelerle kaçınmaya devam ederse, şu iyi bilinmeli:
PKK içinde, Kandil’de silaha devam diyenlerin eli çok daha fazla güçlenir ki, bu da süreç ve barış adına hayırlı bir gelişme olmaz.
Bu objektif durum tespitinden bir soru daha çıkıyor:
Ankara ya da devlet acaba yine ‘eski oyunu’nu oynayıp PKK’yı bölmek isteyebilir mi? Acaba yine böyle bir oyunun kurgusu içinde mi Ankara?
Bu soru da akla geliyor. Bunun bazı belirtileri de yok değil. Ayrıntılara girmek istemiyorum.
Şu kadarını belirtmekle yetiniyorum:
Geçmişte denenmiş ama tutmamış olan ve böl-yönet diye de nitelenebilecek bu ‘oyun’,barış ve huzur açısından son derece tehlikeli bir oyundur.
Son söz:
Bazen ağır aksak da olsa pedal çevirmeye devam etmek, zamanı torbaya tıkmaya çalışmaktan mutlaka kaçınmak ve ‘çözüm süreci’ni inatla sürdürmek barış adına yaşamsal bir konudur.
Twitter: @HSNCML
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024