Hasan CEMAL
Sabah vakti Çağlayan.
Adliye koridorlarına kulak veriyorum.
- Can Dündar Berlin'de 1 yakın, 4 uzak korumayla dolaşıyor.
- Hayko Bağdat da öyle. Çelik yelek takmaya başlamış.
- Can, programlarının çoğunu iptal etmiş.
- Almanlar suikast timleri konusunu ciddiye alıyor.
Biri araya giriyor acı bir tebessümle:
- Bizim devletimiz öyle şeyler yapmaz ama...
Bir başkası sözü, son çıkan Kanun Hükmündeki Kararname'ye, kısa adıyla KHK'ya getiriyor:
- Okudun herhalde son KHK'yı...
- Bunlar hepimizi vuracaklar!
- Vuranlar da temize çıkacak!
- Yargılanmayacaklar bile...
- Akıl alır gibi değil, bu son KHK ile hukuk devletinin zerresi kalmıyor, hukuk tümüyle rafa kaldırılıyor.
- Bu arada tek tip direnişlere, krizlere yol açacak, istedikleri de bu galiba...
Aradan biri, İslam ve demokrasi konusuna giriyor:
- Bunlara iktidar verilmez; seçim sandığından çıkarlar ve "Madem çoğunluğuz, her istediğimiz yaparız" diyerek yargı dahil, medya dahil her odağı biat kurumları hâline getirirler, şimdi Türkiye'de olduğu gibi...
Adliye koridorları gergin.
İnsanlar öfkeli.
Cumhuriyet davasında beşinci perdenin açılmasını bekliyoruz ama perde her zamanki gibi zamanında açılmıyor.
Kapının önünde tıkış tıkış, itiş kakış bekleşiyoruz.
Cumhuriyet muhabiri Canan da bu kez bağırmayınca, gazeteci milletine kıyak yapılmıyor.
Akın Atalay'la, Murat Sabuncu'yla fırsat bulup el sıkışıyorum. Güler yüzlü, sağlıklı hâlleri var.
Ahmet Şık'la birbirimize el kol sallıyoruz.
Tutuksuz sanıklar arka sıralarda.
En son Hikmet Çetinkaya geliyor, dik dik yürüyerek yerini alıyor.
Aydın Engin etrafına takılmadan, hepimizi güldürmeden duramıyor.
Mahkeme heyeti yerini almadan önce sanıkların sayımı yapılırken Kadri Gürsel'in sesi yükseliyor:
- Benim adımı okumadınız, yoksa ben sanıklıktan düştüm mü?
Gülüşmeler...
Bu arada, Dışarıdaki Gazeteciler İnisiyatifi'nin duruşma öncesi yaptığı açıklamayı okuyorum.
Tutuklu bütün gazetecilerin serbest bırakılmasını, ifade özgürlüğü kapsamındaki tüm davaların düşürülmesini istiyoruz.
Çalınan hukukun kılıfına dönüşen OHAL ve KHKrejiminin, tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırmasını istiyoruz.
Fikir, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.
Özgürlük, demokrasi ve adalet istiyoruz.
Asla pes etmeyeceğiz, biz kazacağız.

Duruşma salonunda Ahmet Şık'ın sesi patlıyor:
Türkiye'de nüfusun yüzde 15'i şüphelidir, haklarında ilk derece soruşturma yürütülmektedir.
Ülkenin yüzde 15’ini şüpheli, terörist olarak gören bir iktidar, terörist iddiasını akıl almaz suçlamalara dönüştüren bir yargı var.
Mahkeme Başkanı Orkun Dağ, Ahmet Şık'ın sözünü kesiyor:
- Böyle devam edersen keserim.
Ahmet Şık:
- Bu siyasi bir davadır!
Erdoğan iktidarına dönük eleştiriye mahkeme dâhil hiçbir yerde geçit yok!
Mahkeme Başkanı sesi kesiyor, dinleyici sıralarından biri Başkan'a bağırıyor:
- Ahmet’e sen değil siz diyeceksin. Ahmet babanızın oğlu değil.
Duruşma salonu karışıyor.
Bir tepki patlaması yaşanıyor.
Ahmet Şık salondan çıkarken haykırıyor:
Gün gelecek siz yargılanacaksınız, burada, sanık sıralarında siz olacaksınız, unutmayın bunu!
Alkışlar...
Mahkeme heyetine dönük protestolar...
Yuh sesleri...
Ortalık karışıyor, sloganlar patlıyor:
- Ahmet çıkacak, yine yazacak!
Mahkeme koridorları nasıl bir Türkiye'de yaşadığımızı çok iyi anlatıyor.
Bir avukat kulağıma eğiliyor:
- Ahmet, "Beni 25 Aralık’ta dinleyin" demişti. Konuşturmadılar çocuğu...
Yazımın ilk bölümünü kafeteryada yazıp geçiyorum.
Duruşma saat 14.00'te başlayacak.
Koridorda, Cumhuriyet davasının kapısında kızılca kıyamet kopuyor.
Üstelik, sabahı sessiz geçiren Canan'ın sesi cıyak cıyak.
Hiç hayra alamet değil.
Mahkeme heyeti davayı izleyecek olanlara sınırlama getirmiş.
Sadece avukatlar ve sarı basın kartı olan gazeteciler içeri alınıyor.
Milletvekillerine de giriş yasağı var.
Sanık yakınları da duruşma salonuna alınmıyor.
Kıyamet kopuyor, büyük bir itiş kakış yaşanmakta. Biraz daha bu hava devam ederse, saç saça, başbaşa kavga kopabilir.
Ama sonuç alınıyor, sanık eşlerine de giriş izni veriliyor: Koridorda heyecanlı bir koşu daha...
Koridorda dikkatimi çekiyor:
İçerlek bir yere siyah üniformalarıyla çevik kuvvet yığılmış, sabah yoklardı.
Saat 14.40.
Duruşma yeniden başlıyor.

Ahmet Şık getirilmemiş...
Avukat Fikret İlkiz güzel konuşuyor. Savunma hakkının kutsallığını vurguluyor. Savunma hakkının engellenmemesini istiyor.
Ahmet Şık'ın salona alınması talebini mahkeme heyeti reddediyor.
Avukat Bahri Belen'in konuşması da güzel. Savunmanın korkusuz ve yüksek sesle yapılması gerektiğinin altını çiziyor.
Yargının tarafsızlığını yitirdiğini, yargının gitgide siyasal iktidarın emrine girdiğini ince bir dille belirttikten sonra ekliyor:
- Mahkeme heyetinin çekilmesini talep ediyoruz!
Mahkeme heyeti de avukatların ret talebinin değerlendirilmeye alınacağını söylüyor.
Murat Sabuncu, "Madem Ahmet Şık burada yok, savunmasını yapması engellendi. O zaman ben de savunmamı yapmıyorum" deyince, bir alkış kopuyor salonda...
Akın Atalay da savunma yapmayı reddediyor, "Bir an önce arkadaşımın yanına dönmek istiyorum" diyor.
Avukatlar dışında herkes dışarı çıkarılıyor, karar için...
Saat 17.30.
Doğan Akın'dan telefon:
"Tahliye yok! Duruşma 9 Mart'a ertelendi, Silivri'de yapılacak."
Ahmet Şık'ın mahkeme heyetine dönük sesi kulağımda çınlıyor:
- Yarın sanık sıralarında siz oturacaksınız, sizler yargılanacaksınız!
Evet, nasıl kapkara zamanlardan geçtiğimiz bugünlerde mahkeme koridorlarında çok daha iyi hissediliyor.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024