İbrahim Karagül
Kanlı mı olacak kansız mı” başlığının herkesi rahatsız edeceğinden eminim. Ama biraz sabredip, sonuna kadar okuyun derim.
Irak işgalinden Suriye savaşına, Doğu Akdeniz krizinden Ege’de aşırı silahlanmaya, Libya’nın kıta sahanlığı meselesinden Balkan ülkelerine yönelik ABD askeri yığınağına, S400 krizinden ABD ve Avrupa’nın ülkemize uyguladığı savunma ambargosuna, ekonomik saldırılardan içeride bütün bunlara direnmeye çalışan herkesi hedef alan itibarsızlaştırma kampanyalarına kadar her şey aslında “Türkiye’yi durdurma” çerçevesinde yürütülüyor.
Suriye savaşı Türkiye için “Pandora’nın Kutusu”nu açtı. Irak işgalinden çok daha vahim sonuçlara yol açtı. Irak’ın kuzeyini Bağdat’tan koparmaya dönük proje büyük oranda uygulandı, doğru. Türkiye ile Irak’ın neredeyse doğrudan sınırı kalmadı. Sadece Ovaköy’ün bulunduğu elli-altmış kilometrelik bir sınır söz konusu, o da Kuzey Irak yönetimi ve PKK’nın müdahalesi altında.
İRAN SINIRINDAN D. AKDENİZ’E YÜZLERCE KİLOMETRELİK “TÜRKİYE CEPHESİ” AÇTILAR
Ancak Suriye savaşı, Akdeniz’den İran sınırına kadar yüzlerce kilometrelik “Türkiye Cephesi” açılmasıyla sonuçlandı. ABD’nin Suriye’nin kuzeyini işgal etmesi, PKK’yı bu bölgeye yerleştirmesi, bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi, DEAŞ’ı Truva Atı olarak aynı bölgede kullanması, Türkiye’nin Afrin ve Fırat Kalkanı müdahalesini engellemeye çalışması, Fırat’ın Doğu’suna müdahaleyi şu ana kadar engellemeleri, Mümbiç konusunda bütün sözlerin havada kalması, bir terör örgütüne destekten çok öte ve aslında ordulara yetecek askeri yığınak yapılması, bütün o hazırlıkların Türkiye için yapıldığının göstergesidir.
Bunlara ek olarak, S. Arabistan ve BAE üzerinden Arap dünyasında korkunç bir Türkiye düşmanlığı servis edildi. Bu iki ülke ve Mısır, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye karşıtı kim varsa onlarla beraber. ABD, İsrail ve bu ülkeler, Arap dünyası ile Türkiye arasına korkunç bir duvar örüyor. Suriye’nin kuzeyindeki terör koridorunun, harita çalışmasının asıl amacı budur. Türkiye’nin güneyini tamamen kapatmak.
KUŞATMANIN İKİNCİ AŞAMASI BAŞLADI: İLK İKİ TEHDİTTEN ÇOK DAHA CİDDİ BU.
Irak ve Suriye topraklarındaki bölünme, harita çalışmaları, müdahalenin arkasındaki gerçek sebepler tamamen Türkiye ile ilgilidir ve hepsi birbirini tamamlar niteliktedir.
Irak’tan Suriye’ye gelen müdahale şimdi daha da Batı’ya gelerek Doğu Akdeniz’e uzandı ve ikinci aşamaya geçildi. “Güneyi kapatma”ya dönük proje yaygınlaştırılıyor. Türkiye düpedüz çevreleniyor, kuşatılıyor. Ülkemiz için ilk iki tehditten daha büyük bir tehdit inşa ediliyor. Komşularımızın topraklarından müdahale doğrudan müdahale aşamasına geldi. Afrin müdahalesi yapılmasaydı Hatay tartışmaya açılacaktı.
Şimdi doğrudan KKTC hedef alınıyor. Türkiye, D. Akdeniz’de köşeye sıkıştırılıyor. Bu “şıkıştırma” hali daha da Batı’ya yayılacak, yayılıyor. Girit ve Ege adaları çevresindeki tatbikatlar, D. Akdeniz’deki doğalgaz anlaşmaları, Ege adalarını silahlandırmalar, ABD ile Yunanistan arasında “Türkiye’yi izlemeye, denetlemeye” dönük anlaşmalar, neredeyse bütün ülkelerin Türkiye’ye yönelik ortaklıkları yeni ve çok tehlikeli bir döneme işaret ediyor.
TÜRKİYE BU KUŞATMAYI YARACAK.GÜÇLÜ JEOPOLİTİK MÜDAHALE ŞART.
İşte Türkiye bunların üstesinden gelmeye, bu kuşatmayı yarmaya çalışıyor. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ne büyük jeopolitik hamle olduğu şimdi ortaya çıktı. Afrin ve Fırat Kalkanı müdahalelerinin terörle alakası yoktu, birer jeopolitik dokunuştu. Yavuz ve Fatih sondaj gemilerinin Akdeniz’e açılması çok güçlü bir meydan okumaydı. “Mavi Vatan” adı altında yapılan tatbikat, donanmamızın Akdeniz’deki alarm durumu bu çerçevededir.
Türkiye, Libya’da bile bugün bu mücadeleyi vermektedir. Bakıyoruz, FETÖ ve PKK çevreleri Libya’daki askeri uzmanların resim ve pasaportlarını yayınlıyor. Nasıl bir düşman ittifakıyla mücadele ettiğimizin en dramatik örneklerinden biri budur. 15 Temmuz’un aslında bir darbe girişimi değil, işgal girişimi,
Türkiye’yi Suriyeleştirme girişimi olduğunun göstergesi budur. Ülkemizi olağanüstü savurma hazırlıkları hep bu çerçevededir.
“BEDELİ NE OLURSA OLSUN, İNTİHAR ANLAMINA GELSE BİLE”
Fırat’ın Doğu’suna müdahale bu açıdan Türkiye için ölümcül derecede önemlidir. İki yıldır; “Bedeli ne olursa olsun, intihar anlamına gelse bile” diye veryansın etmemin nedeni buydu. Bu meselenin PKK ile Kürt meselesiyle alakası yoktur. Suriye’de olanın Suriye halkıyla bir alakası yoktur. D. Akdeniz’deki mesele sadece doğalgaz değildir. Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya, sonrasında da en ağır saldırıyı yapmaya dönük bir büyük proje vardır.
Türkiye, böyle bir atmosferde Ukrayna, Rusya, İran hattını açık tutmaya çalışıyor. Dikkat ederseniz, hem kuşatan ülkeler hem de içerideki uzantıları, Türkiye-Rusya ilişkilerini baltalamaya dönük ağır saldırılar yürütüyor. S400 krizi buna örnektir. Rus uçağının düşürülmesinin kimler eliyle gerçekleştirildiğini ve
amacının Türkiye’yi yalnızlaştırmak olduğunu daha sonra anladık.
‘YENİ CEPHE’ İSTEYENLER ERDOĞAN DÜŞMANI OLDU.
Dikkat ediyorum da, Suriye savaşının çıkarılması için seferber olanların hemen hepsi şuan Erdoğan düşmanı. Kendisine, ailesine, yanında duranlara yönelik saldırılarla, etrafında olup da milli eksende mücadele güç kazanınca kopanları birlikte düşünmekte fayda var.
Hepsi Türkiye’yi kuşatanlarla çok yakın ilişki içinde. Belki de Akdeniz’de açılacak yeni cephe için sahaya sürülüyorlar. Yeni siyasi hazırlıklar için kullanılan dilden medya oluşumlarına, “muhafazakâr muhalefet”ten içeride kurulan siyasi cepheye kadar hemen her gelişme bu “çevreleme” ile örtüşüyor.
“KANLI MI OLACAK KANSIZ MI?”
Türkiye’de hiçbir şekilde bir iç politik rekabet yapılmıyor. Bir dış müdahale içerideki cephelerini inşa ediyor. Erbakan’ın “Kanlı mı olacak kansız mı” sözü çok tartışıldı. İçeriğinden saptırılıp kendisine karşı kullanıldı.
Aslında o, Türkiye’nin bir milli mücadele verdiğini, kendi eksenini aradığını biliyordu ve bu arayışa yönelik bir “çokuluslu müdahale” bekliyordu. Anlatmak istediği ve anlatamadığı buydu.
28 Şubat gibi, “kansız” bir çokuluslu müdahaleyle devrildi. Erdoğan’a karşı ise 15 Temmuz gibi “kanlı” bir dış müdahale yapıldı. İkisi de darbe değil, dış müdahaleydi.
HEM DIŞARIDAN HEM İÇERİDEN MÜDAHALE HAZIRLIĞI. KİMSE KİMSENİN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKMAZ.
Şimdi bakıyoruz, İran sınırından Akdeniz’e ve Balkanlar’a uzanan bir çevreleme projesi uygulanıyor. İçeride de aynı kuşatmanın cepheleri inşa ediliyor. Hem dışarıdan hem içeriden yeni ve çok daha çetin bir müdahalenin hazırlıkları yapılıyor.
Acizâne önerim; Anadolu’nun karış karış dolaşılıp bu gerçeğin herkese tek tek anlatılması, milletimizin sinir uçlarının harekete geçirilmesi, direnç adaları inşa edilmesidir. Sadece Anadolu’da değil, elimizin uzandığı coğrafyanın her köşesinde.
Bu o kadar büyük bir hesaplaşma ki, kimse kimsenin gözünün yaşına bakmayacaktır. Buradan bakınca en büyük hesaplaşmanın yaklaştığını görmek mümkündür. Kamuoyu algısı üzerine kumar oynayanlara rağmen, Türkiye bu en büyük hesaplaşmanın da üstesinden gelecek, karşı cephede ikbal arayanların tamamı tarih dışına itilecektir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları














































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021