İbrahim Karagül
Kim ne derse desin, ne kadar küçümsemeye kalkışırsa kalkışsın, ne kadar yok saymaya çalışırsa çalışsın, ne kadar alaycı ve yıkıcı dil kullanırsa kullansın…
Türkiye son beş yıldır dünyanın en fazla güç biriktiren, etkinlik alanını en fazla geliştiren, dünyayı en fazla şaşırtan, merak uyandıran, bir sonraki adımının ne olacağı sorgulanan ülkesidir.
Bunu Kemal Kılıçdaroğlu’na bakarak göremezsiniz. Bunu Meral Akşener’e, Ali Babacan’a, Ahmet Davutoğlu’na, HDP’ye, PKK gibi terör uzantılarına bakarak göremezsiniz. Onların öfke dili ile yürüttüğü karartmalara bakarak algılayamazsınız.
Nefret diline, yıkıcı fırtınaya bakmayın. Türkiye AB’den etkin.
Bunu içeride oynanan muhalefet tiyatrosuna, yalan ve algı operasyonlarına, zihinlerimiz ve aklımızla alay eden kindar siyasete, nefret diline varan söylemlere, Türkiye için yıkıcı fırtınaya dönüşen ve asla “yerli” olmayan paket programlara bakarak göremezsiniz.
Bunu ABD’de, Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da, Ortadoğu’da devam eden Türkiye tartışmalarıyla algılayabilirsiniz. Onların övgülerine, eleştirilerine, öfkelerine, tehditlerine bakarak okuyabilirsiniz.
Sadece bir SİHA tartışması bile birçok ülkenin özgül ağırlığını geçti. Yerleşik askeri teknolojik vesayete ağır darbeler indirdi. Türkiye’nin askerî, jeopolitik operasyonları Avrupa Birliği’nin toplam ağırlığını geçti.
“Türkiye Duruşu” dünyaya yayılıyor.
Batılı dünya düzenine getirdiği eleştiri ve sorgulamalar, yeni dünya düzeni için vadettikleri artık birçok ülke için dış politik pozisyona dönüştü. Bir “Türkiye duruşu”, bir “Türkiye modeli” ABD ve Avrupa dışı dünya için rol/model haline geldi.
Coğrafyanın en geniş sınırlarındaki Türkiye etkisi, dünyanın merkez güçlerini geçti. Afrika’daki Türkiye varlığı, sömürgeci güçleri geçti. Fas’tan Endonezya’ya, Atlantik’ten Pasifik’e uzanan ve Türkiye’nin yükselttiği yeni siyasi söylem küresel ölçekte en dinamik siyasi duruş haline geldi.
Hemen her gün Türkiye’yi öven, şaşırtıcı haberleri Avrupa medyasında izliyoruz. ABD medyasında izliyoruz. Asya medyasında izliyoruz. Üstelik bu haberler sadece ideolojik, siyasi değil, teknoloji, akıl, bilgi düzeyi yüksek konularda oluyor. Övgülerin de, eleştirilerin de aslında bir güç yükselişinin itirafı olduğunu biliyoruz.
Türkiye en büyük bariyerleri aştı. Dünyanın patronlarıyla hesaplaştı.
Türkiye; son beş yılda bütün güney sınırı boyunca, Doğu Akdeniz’de, Ege’de, Kafkaslarda, Basra Körfeziile Kızıldeniz arasında kendisini durdurmaya dönük bütün büyük bariyerleri aştı.
Bu bariyerlerin hatta cephelerin tamamı görünüşte örgütlerle, yerel güçlerle kuruldu. Ama aslında arkasında dünyanın büyükleri vardı. ABD vardı, Avrupa vardı, Rusya vardı, onlarla birlikte hareket eden bölge ülkeleri vardı.
Türkiye bütün bunları maharetle, akılla, en etkili yeni yöntemlerle başardı. Savaş tarihine yeni yöntemler kazandırdı, hava savunma geleneklerini altüst etti. Coğrafyanın geleceğini biçimlendirecek çok köklü jeopolitik müdahaleler yaptı, yapmaya da devam edecek.
21. yüzyılın en büyük sürprizi Türkiye olacak!
Bir ülke, tek başına bütün bunları aşmayı biliyorsa, dünyanın sayılı güçlerinden biridir. Batılı dünya düzeninin çöküşünü çok iyi hesaplayarak son derece dikkatli adımlar atıyorsa ve bunlar başarıya ulaşıyorsa, hiçbir güç açıktan karşısına çıkamıyorsa, burada derin, köklü bir devlet aklı vardır.
Siz bunu ister Selçuklu, ister Osmanlı, ister Türkiye Cumhuriyeti aklı olarak kabul edin. Aslında bunların hepsi… Israrla söylediğimiz gibi; bir milletin, bir siyasi genetiğin coğrafyaya ve tarihe dönüşü bu.
Önümüzdeki yıllarda olağanüstü bir ivme ile hızlanacak. Bu etkinlik, şaşırtıcı sürprizlerle devam edecek. “Türkiye dönüşü” 21. yüzyılın en büyük yeniliklerinden biri olacak.
Tozpembe bir tablo çizmiyoruz. Zayıflıklarımızın da farkındayız.
Tozpembe bir Türkiye tablosu çizmiyoruz. Zaaflarımızın, zayıflıklarımızın, eksikliklerimizin, başaramadıklarımızın, içerideki uyumsuzluklarımızın, sıkıntılarımızın farkındayız. Türkiye bütün bu sürprizleri, işte bütün bu zayıflıkları ile başarıyorsa daha da güçlüdür.
Pandemi döneminde birçok ülke içe kapandı. Dünyadan elini eteğini çekti. Sağlık ve ekonomik sorunlarla boğuşmaktan başını kaldıracak hâli kalmadı. Üstelik bu ülkelerin büyük bölümü dünyanın en zengin ülkeleri, en gelişmiş ekonomileriydi.
Türkiye, pandemi döneminde de hızını hiç kesmedi. Yürüyüşünü hiç yavaşlatmadı. Hem pandemi ile boğuştu, salgının yol açtığı küresel ekonomik bunalımla boğuştu. Hem de alabildiğine güçlendi.
Proje önce “uyanışı engellemek”ti Şimdi “yükselişi durdurmak” oldu.
Ama Türkiye, bütün bunları yaparken en ağır darbeyi içeriden aldı. “Enerjisini içeride tüketme” projesi aslında eski bir uygulama ve on yıllardır Türkiye’ye karşı kullanılıyor.
Bunu daha önce terör örgütleri üzerinden yapıyorlardı. Her on yılda bir ekonomik kriz pazarlayarak yapıyorlardı. O zamanlar “Türkiye uyanışı”nı durdurmak için yapıyorlardı. Şimdi ise, “Türkiye yükselişi”ni durdurmak için servis ediyorlar.
Önce terör örgütleriyle yaptılar. Şimdi siyasi partilerle yapıyorlar.
Şimdi yeni bir yöntem deneniyor. Terörle yaptıklarını siyasi partiler üzerinden yürütüyorlar. Muhalif siyasi partileri ve liderleri tek çatı altında toplayarak Türkiye’yi içeriden durdurmaya çalışıyorlar. Bu anlamda malum çevrelerin üslendikleri rol, geçmişte PKK’nın üslendiği rolle nitelik olarak örtüşüyor.
PKK ve FETÖ tezlerini siyasi dil olarak kullanmaları bu yüzden. Bir mafya lideri ile aynı dili kullanmaları bu yüzden. Bütün darbe ve içeriden müdahalelere arka çıkmaları bu yüzden.
“Muhalefet” adı altında Türkiye için yıkıcı bir kampanya yürütmeleri bu yüzden. Kılıçdaroğlu’nun, Akşener’in, Ali Babacan’ın, Davutoğlu’nun aynı cümleleri, aynı sözleri, aynı tür saldırıları yapmaları bu yüzden.
Türkiye’yi rehin verecekler. Askerleri derhal çekecekler. Askeri üsleri kapatacaklar.
Sadece şunu düşünelim:
Şu anki muhalefet diliyle, şu anki Türkiye bakışıyla iktidar olduklarını varsayalım. Yapacakları ilk iş Türkiye’yi ABD ve AB’ye rehin vermek olacak. Türkiye’nin büyük uyanışı söndürülecek, yeniden cephe ülkesi haline getirilecek. Ekonomik ve siyasi bağımlılık yeniden inşa edilecek.
Bu kadar değil…
Dev savunma projeleri askıya alınacak, sonlandırılacak. Kurulan fabrikalar, tesisler kapatılacak. Yeniden, ülkemizin on yıllarını alan, “satın alma” programına geçilecek.
Afrin’den, Fırat Kalkanı bölgesinden, Libya’dan, Karabağ’dan askerlerimiz derhal geri çekilecek. Terör yeniden Suriye ve Irak’ın kuzeyinde yerleşecek, içeriyi vurmaya başlayacak. Dünyanın birçok bölgesinde kurduğumuz askeri üsler kapatılacak.
Türkiye’yi seven herkes safını net olarak seçmeli, bu mücadeleye katılmalı.
Çünkü bu yapı ABD ile, Avrupa ile, FETÖ ve PKK ile ortak çalışmak zorunda. Çünkü ortaklar. O örgütleri yönetenler de, içeride muhalefeti biçimlendirenler de, onlara bu yıkıcı dili dayatanlar da aynı merkezler.
Türkiye’yi dışarıdan durduramadılar. İçeriden durdurabilecekler mi? Ben, yüzyılların siyasi aklına ve genetiğine güveniyorum. Çünkü bu bir iç politik rekabet değil. Bu, Türkiye’yi durdurmaya dönük çokuluslu, büyük bir hesap.
Teslim olmak yıkımdır. Türkiye’nin 21. yüzyılı da kaybetmesidir. Bu bir tarih, coğrafya, vatan mücadelesidir. Türkiye’nin bütün vatanseverleri, bütün siyasi hesapların üstende bu büyük hesaba göre kenetlenmelidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları













































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021