İbrahim Kiras
Bir ülkenin gücünün kaynağı yerin altında değil, üstündedir. Zenginliği üreten insan sermayesidir. Yerin altında petrolü, doğalgazı bulunan ülkelerin refaha ulaşma potansiyelini bile nüfusunun niteliği belirliyor. Nüfusun niteliğini de her şeyden önce eğitim şekillendiriyor. Yani eğitim her şeyden daha önemli.
Bir ülke hiçbir alana yatırım yapmayıp yalnızca eğitime yatırım yapsa neticede her alana yatırım yapmış olur. Yetişen nitelikli nesiller her alanda ülkeyi kalkındıracak yolu bulurlar nasıl olsa.
Dünya bu gerçeğin farkında. Daha doğrusu, işlerin yolunda gittiği ülkeler nüfus kalitesinin en değerli sermaye olduğunun farkındalar.
Dünya Bankası düzenli olarak Beşeri Sermaye Endeksi (The Human Capital Index) yayınlıyor. 150 kadar ülkedeki sağlık ve eğitim sistemlerinin o ülkelerin nüfusunun üretime katkısını ne ölçüde etkilediği ölçülüyor. Bu endekste Türkiye’nin buradaki yeri orta sıralarda. Ancak Avrupa ortalamasının epeyce altında.
Bilhassa çocuk ölümleri yüzdesinin düşük olması bizim en önemli avantajımız. Üretime katılacak neslin sağlığı çünkü bu araştırmada önemli olan husus. Ancak sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği konusundaki tereddütleri de hatırlayacak olursak sağlık alanındaki mevcut durumun korunması bile zor görünüyor. Eğitim alanında ise PISA sonuçları üzerinden de takip ettiğimiz üzere hızla gerileme var. Şimdi yapısal sorunların çözümüne yönelmek yerine “Maarif reformu” adı altında müfredata yeniden müdahale girişimleri de bu alanda toparlanma doğrultusunda ümit veren adımlar değil maalesef.
Kısacası, Türkiye elindeki en değerli sermayeyi, yani insan sermayesini koruyup geliştirme yönünde değil, aksi istikamette yol alıyor.
Yetmezmiş gibi, yetiştirdiğimiz doktorları, mühendisleri ve diğer nitelikli meslek sahibi gençlerimizi Almanya’ya veya Amerika’ya “ihraç etmek” insan sermayemizi karşılıksız elden çıkarmak demek.
Biliyorsunuz, insan sermayesinin dışında bir de “sosyal sermaye” diye bir değer var. “İnsanların ortak amaçlar doğrultusunda grup halinde ve örgütlü şekilde çalışabilme yeteneği” (the ability of people to work together for common purposes in groups and organizations” diye tarif ediyor bunu Fukuyama.
Putnam’a göre “Bireylerin karşılıklı çıkarları için eşgüdüm ve işbirliği yapmalarına imkan veren ağlar, normlar ve sosyal güven gibi organizasyonların karakteristiği” (Features of social organization such as networks, norms, and social trust that facilitate coordination and cooperation for mutual benefit) sosyal sermaye demek oluyor.
Benim anladığım, bir toplumdaki fertlerin birbirleriyle ortaklaşa iş yapmalarını kolaylaştıran sosyal değerlerin ekonomik değer doğurması. “Sosyal iletişim ağları” sağlıyor bunu. Sosyal sermayesi yüksek olan toplumların ekonomik gelişmişlik derecesi ve refah seviyesi de yüksek oluyor. Aynı zamanda “siyasi istikrar” da diğer toplumlara göre daha fazla görülüyor bu ülkelerde.
Sosyal sermayenin tabiri caizse en önemli “ölçüm aracı” güven endeksi. İnsanların birbirine daha fazla güven duyduğu toplumlarda sosyal sermaye de yüksek oluyor. Dolayısıyla ekonomik refah ve siyasi istikrar sağlanabiliyor.
Türk toplumunun “güven sorunu” bu alanda yapılan araştırmaların oluşturduğu endekslere de yansıyor. Ipsos’un 2022’de gerçekleştirdiği geniş ölçekli bir araştırma “insanların birbirlerine güveni”nin en alt seviyede olduğu üç ülkenin Brezilya, Malezya ve Türkiye olduğunu ortaya koydu. Çin ve Hindistan’da güven seviyesi yüzde 56 iken Türkiye’de bu oran yüzde 15 olarak bulundu. İşin ilginç tarafı ülkemizde eğitimli nüfusun başka insanlara güveni ortalamadan daha az seviyelerde.
Hep tekrarlıyoruz: Bu ülkedeki temel mesele toplumumuzun birbirine kapalı kompartımanlardan müteşekkil olan kültürel yapısı. Bu “toplumsal kompartımanlaşma” problemimiz ise toplumsal güven problemimizle yakından ilişkili. İkisi birbirini besleyen problemler.
Toplumsal yapının bütünleşik olmayışı küçük grup aidiyetlerinden büyük grup aidiyetine geçişe izin vermiyor. Dolayısıyla insanlarımız kendi aşiretinden, kendi mahallesinden, kendi cemaatinden, kendi mezhebinden, kendi partisinden vs. olmayan insanlarla temas kurmaktan, konuşmaktan, işbirliği yapmaktan korkuyorlar.
Siyasetçinin kendi tabanını yerli yerinde tutabilmek için toplumdaki ayrışmaları körüklemeye, karşılıklı güvensizlikleri beslemeye, kutuplaşmayı arttırmaya uğraşması problemi iyice büyütüyor. Oysa birtakım kültürel ayrışmaları savaşa çevirmek, milleti “Biz ve onlar” diye ikiye bölmek “sosyal sermaye” dediğimiz değerin harcanması demek.
Bir ülkeyi yönetenlerin veya yönetmeye talip olanların sosyal sermayeyi bu kadar kolay çöpe atabilmeleri olacak şey değil ama gerçek bu.
Biz ülke olarak önce sosyal sermayeden vaz geçtik şimdi de beşeri sermayeyi kaybediyoruz. Yetişmiş insan gücünü yani. “Giderlerse gitsinler” dediğimiz doktorlar, mühendisler bu ülkenin beşeri sermayesi.
İnsanların geçmişe ve geleceğe aynı duygularla bakabilmesi de sosyal sermayemiz.
Sosyal sermayemiz zaten öteden beri yok gibi bir şey. Beşeri sermayemizi de har vurup harman savurarak harcıyoruz. İşin özeti bu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026