İbrahim Uslu
Bayram öncesinde bizler çoğunlukla uzun bayram tatilini nerede geçireceğimizi planlarken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yoğun bir ziyaret trafiği vardı. Helalleşme çabaları doğrultusunda önce bir Mavi Marmara şehidinin ailesini, arkasından kumpas mağduru bir emekli amirali ve son olarak da 28 Şubat mağduru bir öğretmeni ziyaret etti.
Hatırlanacağı gibi, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ilk olarak Kasım 2021’de yayınladığı bir video mesajında “helalleşme”den bahsetti ve bunu bir yolculuk olarak nitelendirdi. Ülkenin helalleşmeye niye ihtiyaç duyduğunu ise şu cümlelerle açıklıyordu: “Ülkemiz yaralı insanların ülkesi. O kadar ağır yaralarımız var ki, o kadar incinmişiz ki hiçbirimiz geleceğe bakamıyoruz… Geçmişte kırdığımız korkuttuğumuz topluluklarla, bireylerle artık helalleşme zamanıdır. Ne pahasına olursa olsun, yaralarımızı iyileştirmek için, geçmişte yapılan hataların sorumluluğunu almayı ve bunlar için birbirimizden helallik istemeyi bilmeliyiz.”
Video yayınlandıktan sonra en hararetli tepki CHP’yi destekleyen şahin kanattan geldi (ya da ulusalcı kanat). Bu gruptakiler helalleşmeyi AK Parti’nin günahlarının affedilmesi olarak yorumladılar ve “hesaplaşma olmadan helalleşme olmaz!” şeklinde bir itirazı güçlü bir biçimde dillendirmeye başladılar. Tartışma o kadar çok hararetlendi ki, bir süre sonra Kılıçdaroğlu’nun söylediklerinden çok medyada bu öneriye itiraz edenlerin ifadeleri konuşulmaya başlandı.
Videonun yayınlanmasından üç gün sonra yapılan CHP grup toplantısında yaptığı konuşmada Kılıçdaroğlu helalleşme konusuna geniş yer ayırdı ve daha iyi anlaşılsın diye kimlerle helalleşileceğine dair somut örnekler ifade etmek durumunda kaldı: “28 Şubatçıların açtığı yaraları kapatıp, helalleşeceğiz. İkna odalarına sokulan başı kapalı kızlarımıza helalleşeceğiz. Roboski ile helalleşeceğiz. Sivas, Kahramanmaraş mağdurları ile helalleşeceğiz. Diyarbakır hapishanesi mahkumları ile helalleşeceğiz. Mahalleleri gasp edip sürülen ve mahallelerine lüks siteler dikilen Romanlarla helalleşeceğiz. Varlık vergileri altında inim inim inleyen azınlıkla, 6-7 Eylül olaylarının mağdurları ile helalleşeceğiz. Mahkemelerde süründürülen askerlerimiz ve aileleriyle helalleşeceğiz…” Sözleri bu sefer de yanlış yorumlanmasın diye “bakın hukuk başka, helalleşme başka!” şeklinde bir hatırlatmada da bulundu.
Şahin kanat tutumunu tabii ki değiştirmedi ama hem medyada hem de toplumda bilhassa iki kesim “helalleşme” çağrısına olumlu yanıt verdi: Kürtler ve muhafazakârlar.
Toplam nüfus içindeki oranlarına da bakıldığında Kürtler ve muhafazakârlar helalleşme politikasının iki ana hedef kitlesini oluşturuyor. Dolayısıyla esas muhataplar mesajı almıştı. Bunu hem medyada yaptıkları yorumlardan hem de süreç içinde gerçekleştirilen çeşitli araştırmalardan elde edilen verilerden biliyoruz. Partizan tepkileri filtrelediğimizde helalleşme çağrısını en gerekli görenler ve bu çabaları en fazla samimi bulanlar söz konusu iki grup olarak karşımıza çıkıyor.
Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çıkışının bilhassa WhatsApp gruplarında dolaşıma sokulan ve “kazanımlarımızı kaybetmeyelim” şeklinde bir uyarı içeren, aynı zamanda daha önceden geliştirilen “endişeli muhafazakârlar” konseptini besleyen çabalarla çakışması da önemli bir ayrıntı.
Benim daha önce “beyaz sağcılar” diye nitelendirdiğim ve metropollerde yaşayan, 40 yaş altında, iyi eğitimli ve ortalamanın üstünde geliri olan çok sayıda AK Parti seçmeninin 2019 yerel seçimlerinde CHP’li adaylara oy verdiğinin anlaşılmasından sonra, AK Parti aklı CHP ile muhafazakârlar arasındaki duvarın çatlamaya başladığını fark etti. O duvarı tahkim edebilmek için zaman zaman “camilerimizi yaktılar” seviyesine kadar iş yükseltildi. Ama ana propaganda daha çok dindarların AK Parti döneminde büyük kazanımlar elde ettiği, son zamanlarda bazı sorunlar yaşansa bile CHP’nin iktidara gelmesi durumunda bu kazanımların kaybedileceği argümanı üzerinden yürüdü.
İktidara verdiği açık destekle tanınan ilahiyatçı Hayrettin Karaman’ın kaleme aldığı ve WhatsApp aleminde çok ses getiren paylaşımda yer alan “bu iktidardan pek çok beklentiniz gerçekleşti, camiayı hayretle izliyorum, bak demedi demeyin, sonra Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olursunuz, iktidara zarar verecekse haksızlık ve yanlışlardan şikayetle doğruları söylemek caizdir diyemem” sözleri AK Parti’nin yürüttüğü propagandanın ana mesajını en iyi özetleyen cümleler olarak değerlendirilebilir.
İktidarın muhafazakârları CHP’den uzak tutma çabası bugün de tüm hızıyla devam ediyor. Ama tüm bu çabalardan arzu ettikleri neticeyi elde ettiklerini söylemek en azından şimdilik çok mümkün görünmüyor. Çünkü artan ekonomik sorunların da etkisiyle AK Parti oy kaybetmeye devam ediyor. Son bir ayda yayınlanan çok sayıda kamuoyu araştırmasında AK Parti ile CHP arasındaki fark birkaç puana inmiş durumda. Ancak burada Kılıçdaroğlu’nun meseleyi “siyaset üstü” bir konu olarak ifade ettiğini ve tüm bu çabaları oy ve iktidar kaygısı ile yapmadığını defalarca dile getirdiğini belirtmemiz lazım.
Helalleşme çağrısının etkili olmasında muhtemelen bu ifadelerin de rolü var. Kılıçdaroğlu ailesini evinde kahvaltıda ağırlayan 28 Şubat mağduru Sultan Kara’nın Habertürk’ten Nihal Bengisu Karaca ile yaptığı röportajda söylediği sözler adeta helalleşmenin manifestosu niteliğinde: “Birlikte yaşayabilmek adına, farklılıklarımızı, ideolojik ayrılıklarımızı bilerek ama bunların üzerine inşa edeceğimiz bir kardeşliğe, bir dostluğa ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bu da ancak yaraları sararak, hatalarımızı görerek, bu hatalar üzerinden siyasi, ideolojik vb çıkar heveslerine kapılmayarak mümkün olacaktır. O yüzden siyaset üstü olarak değerlendirdiğim ‘helalleşme’ çağrısına olumlu yanıt verdim. İlanihaye sürmesini istemediğim bu öfkenin, bu haksızlığa uğramış olma duygusunun artık nihayete ermesi gerektiğini düşünüyordum.”
Gelinen noktada muhafazakârların bütün endişelerinin ortadan kalktığını veya CHP geleneği ile aralarındaki duvarın yıkıldığını söylemek henüz mümkün değil. Bunun uzun bir sürede gerçekleşebileceğini Kılıçdaroğlu da öngördüğü için, başlattığı bu çabayı daha en başta bir “yolculuk” olarak nitelendirmişti.
Evet, insanların önyargılarını ve kaygılarını terk etmeleri uzun zaman alıyor, ama öte yandan da kum saati çalışmaya devam ediyor. Artık seçime sadece 11 ay var ve muhafazakârların kaygıları AK Parti’nin oy kayıplarına karşı direncinin güçlü olmasını sağlayan en önemli faktör.
Burada esas sorulması gereken soru bence şu: Muhafazakârlar için güvenli tek liman AK Parti’dir ön yargısının yıkılması sadece Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin mi görevidir, yoksa bu konuda muhalif kanaat önderleri ve Altılı Masa daha etkin bir şekilde devreye girmeli mi?
Muhalefetin siyasal kimlik üzerinden yapacağı tartışmaların gündemi ekonomik sorunların dışına çıkaracağı için iktidara avantaj getireceği yönünde yaygın ve büyük ölçüde haklı bir genel kabul var. Ama AK Parti’nin kimlik kökenli korkular üzerinden oylarını muhafaza etmeye çalıştığı da bir diğer gerçek.
Tüm muhalefetin bu iki gerçeklik arasında denge kuracak bir siyasal dil üzerinde ortak çaba göstermesi iktidarın stratejisini zayıflatmak açısından büyük önem taşıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.08.2022
11.07.2022