İhsan DAĞI
İYİ Parti’nin oylarını artırdığı, Akşener’in gittiği her yerde halktan yoğun ilgi gördüğü konuşuluyor. Bu yükseliş ve ilgi ile İYİ Parti’nin biraz daha merkeze yaklaşması ve ideoloji değil kitle partisi olduğunu vurgulaması sanırım alakalı. Parti, her geçen gün geleneksel ‘merkez sağ’ özellikler göstermeye devam ediyor. En son, ‘Projeye değil ranta karşıyız’ kampanyası bunlardan birisi.
Yaklaşık 20 yıl önce AKP’nin vesayeti altına giren merkez sağ geri mi dönüyor?
Türkiye siyasetinde nüansları, basit bir sağ-sol çizelgesiyle çözümlemek elbette zor ama bu ayrım tümüyle anlamsız da değil. 1950’lerden 1990’ların ortalarına kadar Türkiye siyasetini genel hatlarıyla ‘merkez sağ’ siyasal aktörlerin domine ettiğini söylemek mümkün. Bunu söylediğimizde neyi ve kimi kastettiğimiz de anlaşılır.
Merkez sağ tarihsel olarak DP-AP çizgisine tekabül eder; ANAP ve DYP de AKP öncesi merkez sağın son uzantılarıdır. Bu çizgi, Türkiye siyasetinde büyük bir kitleyi temsil ediyor: DP, 1954’de yüzde 58, AP 1965’de yüzde 53, ANAP 1983’de yüzde 45, ANAP+DYP 1991’de yüzde 51 oy almıştı.
Bu partilerin tepelerinde ‘liberaller’ (Menderes, Demirle, Özal), tabanlarında ağırlıklı olarak muhafazakarlar oldu. Bu, merkez sağ partiler ve muhafazakar tabanın ‘modus vivendi’siydi.
Radikal laiklik ve sert kültürel değişim politikaları karşısında muhafazakarlar için merkez sağ hem güvenli bir sığınak hem de bir yeniden dağıtım mekanizmasıydı. Oy verdiler, pay aldılar, sistem içinde meşrulaştılar ve normalleştiler. Bu mekanizma ile muhafazakarlık merkez sağda ‘liberaller’in kontrolüne alınmış, cumhuriyet ve laiklik sınırlarında tutulmuştu.
Ancak, 1990’ların ortalarından itibaren merkez sağ partilerin oyları erimeye, siyasi partileri dağılmaya başladı. Bir yandan Özal’ın ölümüyle ve Demirel’in cumhurbaşkanı seçilmesiyle tepede yaşanan liderlik krizi, öte yandan da 1990’lardan itibaren yükselen ‘kimlik siyaseti’ merkez sağı sarstı. Dahası, İslamcıların yükselişi, yükselirken bir ‘meşrulaşma ve kitleselleşme stratejisi’ olarak da merkez sağ geleneğe sığınmaları merkez sağ ile İslamcı siyaset arasındaki ayrımı silikleştirdi, İslamcıları iktidara taşırken, merkez sağı da İslamcı siyasetin vesayetine soktu.
Bu süreç, özellikle merkez sağın ana toplumsal temelini oluşturan dindarlar ve muhafazakarlar üzerinden yürüdü.
Dönem, kimlik siyasetinin yükseliş dönemiydi. Merkez sağın kimlik siyasetine uygun bir yapısı yoktu; kimlik değil ‘hizmet siyaseti’ anlayışıyla tasarlanmış siyasi bir anlayış, temsil ve paylaşım aygıtıydı. Kimlik siyasetine kendini adapte edemedi. 28 Şubat sürecinde patlayan dindar-laik ayrışmasında merkez sağın siyasal aktörleri (Demirel) DP’den beri var olan cumhuriyetçi-laik köklerine çekilince, muhafazakarlar kendilerini İslamcıların yanında buldular. Merkez sağ muhafazakarları temsil kabiliyetini kaybetmişti. Bu durum muhafazakarlarda derin bir hayal kırıklığı ve kimsesizlik duygusu, en önemlisi de bir temsil krizi yarattı.
2001’de kurulan AKP bu krizi gördü ve muhafazakarlara yürüdü. Milli Görüş gömleğini çıkarıp kendilerini ‘merkez’ bir parti, muhafazakar demokrat bir hareket olarak konumladılar. 28 Şubat’ta kapatılan partilerinin ardından, yükselen laiklik baskısıyla onlar da bir sığınak peşindeydi; hem toplumsal destek hem de sistemsel meşruiyet arıyorlardı.
Böylece, merkez sağda siyasal temsilcilerini kaybeden muhafazakarlar ve İslamcılıktan merkez sağ söyleme yeni geçiş yapan bu hareket buluştu. Ürkek muhafazakar seçmen, 28 Şubat’tan ürktüğü için merkeze gelen İslamcıların kurduğu ama kendini Milli Görüş’e değil DP-AP çizgisine göre tanımlayan AKP’de yeni bir temsil ve dağıtım mekanizması buldu.
Artık, tepesinde İslamcılar vardır merkez sağ siyasetin, tabanında muhafazakarlar.
Merkez sağda liderliğin İslamcılara geçmesi tabandaki muhafazakar rengi de koyulaştırdı. Bir yandan İslamcılar kendi toplumsal ve siyasal modellerini ‘muhafazakarlık’ adı altında sunarken, öte yandan da muhafazakarlar geleneksel merkez sağdaki liberal liderliğin zincirlerinden kurtuldu. İslamcı toplum mühendisliği, Batı ve Batılılaşma karşıtlığı üzerinden muhafazakar taşralılıkla bütünleşerek AKP otoriterliğini üretti. Büyük Türkiye ve Osmanlıcılık söylemiyle ve CHP-laikçilik eleştirisi üzerinden muhafazakarlık İslamcı liderliğe eklemlendi ve mobilize edildi.
Böylece, neredeyse 20 yıllık iktidarında merkez sağın muhafazakar tabanı AKP’de kaldı, iktidar dışındaki cılız merkez sağ aktörlere ilgi göstermedi.
Ancak son zamanlarda AKP’nin bir yandan kaynak dağıtımında zorlanması, öte yandan da kimlik çatışmalarını tahrik eden bir siyaset anlayışında ısrar etmesi muhafazakarları huzursuz ediyor. AKP sonrası dönemde, İslamcıların son zamanlarda giriştiği baskı ve zulüm politikalarıyla ürettiği öfke ve tepkinin hedefi olmak, AKP iktidarının faturasını ödemek istemiyorlar. İktidarın zayıfladığının da farkındalar ve yıkılan AKP’nin altında kalmaya hiç niyetleri yok.
Sonuçta, ‘İslamcı önderliğin’ yolun sonuna geldiğini gören merkez sağın geleneksel tabanı yeniden ‘güvenli ve kazançlı’ bir liman arıyor.
Ancak endişeliler de. AKP sonrasına güvenli bir geçiş yapmak istiyorlar. İslamcıların aşırılıkları karşısında ‘yeniden merkez sağ’ bir liderliğe ihtiyaç duyuyorlar; geçmişte olduğu gibi muhafazakarları emniyete alacak ve yeni dönemde onları dağıtım mekanizmalarına yeniden katacak bir merkez sağ liderliğe…
Yeni bir merkez sağ parti, özellikle de önümüzdeki dönem iktidarın bir ucunda tutacak görülen bir merkez sağ parti AKP’deki muhafazakar tabanı çekip alabilir. İYİ Parti sanki bu rolü üstlenecek gibi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023