Kürşat BUMİN
Bu "kurban" meselesine başta "psikanaliz" olmak üzere, "insan"ı bize farklı yönleriyle tanıtan farklı disiplinler yoluyla yaklaşmayı biz de denemeliydik. "Biz de" diyorum, çünkü biliyorsunuz bu yol başka kültür çevrelerinde çoktan açılmış durumdadır. Daha eskileri anmasak bile yüzyılımızda Chagall bu konuyu ünlü bir tablosunda resmetmemiş miydi? Kierkegaard başta olmak üzere birçok filozof bu “kurban” olayı üzerinde düşünmemiş miydi? “Psikanaliz” söz konusu olduğunda “Kolunu tutan melek arzu yasasının 'hayır'”ını temsil ediyordu” diye söze başlayan bir Lacan yok muydu?
Müslümanların Kurban Bayramı’nı kutlayarak başlayalım.
Kurban Bayramı –ismi üzerinde- “kurban”sız olmadığı için bu ritüelin yazının başlığında sözünü ettiğim gruplar/ kesimler tarafından nasıl algılandığını tahmin etmek zor değil. Hayvanların değil etine, sütüne, yumurtasına, giyim malzemesi olarak kullanılan derisine bile dokunmayan ve dünyada sayıları hızla artan bu insanların Kurban Bayramı’nda evlerine kapanıp medyanın her türlüsünün eve girmesine yasak koyduğunu tahmin edebiliriz.
İnsanların bu etik seçimi “dünyanın geleceği” açısından nesnel gerekçelerle de desteklenme yolunda. Bu çerçevede bir örnek vermek gerekirse, ünlü ekonomist Jacques Attali, gelecekte hepimizin gönüllü ya da gönülsüz olarak vejetaryen olacağımızı çünkü hayvan yetiştirmenin doğadaki suyun aşırı tüketiminin yanı sıra sera gazının başta gelen üreticisi olduğunu söylüyor. Yani özetle gelecekte mecburen “et obur” olmaktan uzaklaşmamız gerekiyor.
Kurban Bayramı’nda bu “müjde”yi vermenin pek çok insan için can sıkıcı olduğunun farkındayım. Hatta kimi okurlarımın “Bu konuyu açmak için bugünü mü buldun?” diye söylendiklerini de tahmin ediyorum…
İnsanın tüketimi tabii ki sadece “et obur”lukla sınırlı değil. O aynı zamanda “ot obur” bir canlı. Oysa birçok hayvan, bir dönem özellikle “muhafazakar” televizyon kanallarının yemek saatinin hemen ardından yayına soktukları “vahşi yaşam”(!) türünden “belgeseller”de karşımıza çıkardıkları “ceylanı parçalayan aslan” örneğinde olduğu gibi sadece “et obur”. Dolayısıyla, söz konusu yayınlara “Hayat işte böyle bir mücadeledir, ceylan olmasa aslan neslini nasıl sürdürebilir?” benzeri kıssadan hisseler değil sadece vejetaryenler ve veganları değil, akıl yürütme yetisine sahip herkesi kendine güldürmez mi? Yani demek ki, bir “ot obur” olan insan –aslandan farklı olarak- “et obur” olmadan da hayatını sürdürebilir.
Bu çerçevede önemli bazı çalışmaların insanın “et obur” bir canlı oluşunun başlangıcının eskiden olduğu gibi çok eskilere gitmediğini ileri sürdüğüne de hatırlayalım.
Yazının bundan sonrasını bir zamanlar her Kurban Bayramı’nda yayımladığım yazılardan kısa alıntılarla tamamlayacağım. Bu “eski defterleri karıştırmak” isteği, o zamanlar da altını çizdiğim gibi, bu bayramın başlangıcında yatan İbrahim Peygamber’in oğlunu (İsmail-İshak) kurban etmeye niyetlenmesi üzerine yeterince düşünmediğimiz tespitinden kaynaklanıyor. Bu bayramın başlangıcında yatan olay o derece etkileyiciydi ki, işin bu faslını unutup “kavurma”ya kaşık sallamakla işin altından kalkılamazdı.
Bakın, Altıparmak’ın Osmanlıcaya çevirdiği Peygamberler Tarihi’nde İbrahim Peygamber’in “imtihan” meselesi nasıl tasvir ediliyor:
“İsmail Aleyhisselâm dedi ki: Ey babam! Acele et. Rabbimiz’in emrini çabuk yerine getir. Emr yapmakta geciktiğimiz için Rabbimiz’in bizi azarlamasından korkuyorum. Ey babam! Elimi ayağımı çöz, melekler, kendi istediğimle kurban olduğumu görsünler ve Halinin oğlu Celinin işinden razıdır desinler.”
Üç büyük dinin “babası” konumundaki bir peygamber baba, kendisi gibi peygamber olan iki oğlundan birisini (İsmail ya da İshak olması burada önemli değil) bir “rüya”dan hareketle kurban etmeye hazırlanıyor, bu arada oğul da babasının işini kolaylaştırmak için elinden geleni yapıyordu.
Bunun üzerinde düşünmeyecek ise neyi düşüneceğiz?
Bir “baba-oğul” böyle bir boğazlama-boğazlanma, kurban etme-kurban edilme işini nasıl olup da son derece büyük bir istek ve “arzu” ile kabullenebiliyorlardı. Bu “basit” sorunun “tarihsel” bir soru değil, doğrudan bugünü ilgilendiren bir soru olduğu açıktı. Bu basit sorunun -bugün de, bu bayramda da- babası ile kurbanlarını kesmeye hazırlanan bir “oğul” tarafından bile dile getirilmesi çok muhtemeldi.
Demek ki, bu “kurban” meselesine başta “psikanaliz” olmak üzere, “insan“ı bize farklı yönleriyle tanıtan farklı disiplinler yoluyla yaklaşmayı biz de denemeliydik. “Biz de” diyorum, çünkü biliyorsunuz bu yol başka kültür çevrelerinde çoktan açılmış durumdadır.
Daha eskileri anmasak bile yüzyılımızda Chagall bu konuyu ünlü bir tablosunda resmetmemiş miydi? Kierkegaard başta olmak üzere birçok filozof bu “kurban” olayı üzerinde düşünmemiş miydi? “Psikanaliz” söz konusu olduğunda “Kolunu tutan melek arzu yasasının ‘hayır’ını temsil ediyordu” diye söze başlayan bir Lacan yok muydu? Belki bu arada, “ahlak”ı kendi yasaları çerçevesinde anlamaya ve tanımlamaya çalışan, “ahlaksal hayatın özerkliği” konusunda ısrar eden Kant”ın şu görüşü de hatırlanabilirdi: “İbrahim yanlış duydu. Bir babadan oğlunu kurban etmesini isteyen bir ses, Tanrı’nın sesi olamaz…”
*
Çok daha yakın bir örnek daha verelim: “Şiddet” söz konusu olduğunda yazdıklarına kayıtsız kalınmaması gereken Rene Girard da bu konu ile yakından ilgilenmiş. “Dinler tarihi”ne hakim bu düşünür, “Hz. İbrahim’in imtihanı”nı bir asrın dönüm noktası olarak görüyor. Düşünüre göre, bu “olay” ile hepimizin bir biçimde bildiği gibi, belirli aralıklarla “insan kanı” talep eden “tanrılar” devri kapanmıştır. Tamam belki babalara tanınan “oğul katli” hakkı çok daha ileriki zamanlarda da (Yunan ve Roma’yı hatırlayın) devam etmiştir. Ama Girard’ın söz ettiği “eski şiddetli tanrılar” devrinin artık sonu gelmiştir…”
*
Bu önemli konuyu psikanalist Françoise Dolto’nun İncil’i psikanaliz çerçevesinde gözden geçirdiği kitabından küçük bir alıntı yaparak kapamak istiyorum. Dolto, bir psikanalist olarak İncil’e ilgisini şöyle özetliyor: “İncil’i okurken orada bir psikodramı keşfediyorum. Hikayeleri anlatırken kullanılan sözcükler, cümlelerin seçimi, bazı temaların seçimi, Freud’un bilinçaltını ve onun yasalarını keşfinden itibaren başka bir tarzda anlaşılabiliyor.”
*
Demek ki kutsal metinlerin farklı disiplinlerin kavramlarıyla yeniden okunması insanı zenginleştiren bir seçimdir. O halde “Kurban” bayramları da benzer okumaların konusu olamaz mı? Gelecek bayramları da illâki “kasabın elinden kurtulan boğa” haber-yorumlarıyla mı geçirmek zorundayız?”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
7.02.2018
21.04.2018
11.04.2018
27.03.2018
23.03.2018
10.03.2018
2.02.2018
16.02.2018
8.02.2018