Kürşat BUMİN
TEOG tabi ki kalksın ama okulları bu hale getiren eğitim sistemi de kalksın. Liselerde aslında bir dönem hiç de fena olmayan "nitelikli öğretimin" köküne kibrit suyu döken asıl suçlu bu “merkezi sınav sistemi”dir
Cumhurbaşkanı “Çok basit bir konu” dedikten sonra devam ediyor: “Sayın Başbakanımız ve bakan arkadaşlarımızla birlikte hemen bu adımın atılması mümkün.”
Açıklamanın devamı da çok aydınlatıcı: “Temenni ediyorum ki hemen, süratle bunu ülke gündeminden çıkarmak, düşürmek bütün aileleri, yavrularımızı rahatlatacaktır.”
Evet evet, “süratle”, bir an önce “bunu” ülke gündeminden çıkarmalı,“yavrularımızı”rahatlatmalıyız…
“Devlet ciddiyeti” denilen şey bu olsa gerek…
Sanmayın ki “Bunu” sözcüğüyle ifade edilen ve gündemden süratle defedilecek mesele fındık taban fiyatları tartışmasıdır. Zamanında adı (çok daha uygun olarak) “Maarif”ken (millileştirilerek) “Milli Eğitim Bakanlığı”na dönüşen bir kurumun varlık nedeni olan “Okul”dan söz ediyoruz.
Başbakan’ın “bunu” ya (yani TEOG konusuna) yaklaşımı ise son derece eğlendirici nitelikte. Karşılaşmışsınızdır muhakkak: Urfa’da bir okul bahçesinde kurulan kürsüde Başbakan çocuklara sesleniyor:
“TEOG bir yarışa döndü, sizin stresinizi artırdı, uygularınızı kaçırdı. Biz sizin uykularınızın kaçmasına razı olur muyuz?”
Çocuklar: “Haaayııır!
Başbakan: “TEOG kalsın mı kalksın mı?”
Çocuklar: Kalksııın!
Başbakan: “İşte bu! İşte bu!”
Ne güzel, çocuklar mutlu, Başbakan’ı gülümseyerek ve başıyla onaylayarak izleyen Milli Eğitim Bakanı mutlu ve tabii Başbakan da çok mutlu!
Bir ara aklımdan geçmedi değil; Başbakan boş bulunup çocuklara “Okullar da kalksın mı?” sorusunu yöneltecek mi diye… Soru gelse çocukların cevabının “Kalksııın!” olacağına dair hangimiz “bire yüz” bahse girmeyiz?
Sanmayın ki TEOG’la aram iyi ve devamını diliyorum. TEOG tabii ki kalksın, ama sadece o değil selefleriyle birlikte Okul’u bugünkü haline getiren eğitim sistemi de kalksın… Her sözü emir telakki edilen bir zatın “Kalksın” demesiyle harekete geçen, öğretmenler hariç kim bilir kaç bin çalışanıyla adında “eğitim” geçen bakanlık da kalksın… Bir yapı bu derece mi küçülür, bu derece mi “eğitim/öğretim”den bihaberdir?
1867’den itibaren yüksek tahsile kapı açan anahtar “Bakalorya” adıyla imparatorluğun eğitim sistemine girmiş, biraz değişiklikle 1935’ten itibaren “Devlet Olgunluk Sınavı”na dönüşmüş ve nihayet dönüp dolaşıp 60’lı yılların ortalarında bütün üniversiteleri kapsayan merkezi sınav olarak aklı olmayan “optik okuyucu”ya teslim edilmiş
Hatırlayanlar vardır; “optik okuyucu” devreye girmeden önce her üniversite giriş/kabul sınavını kendisi yapardı. Hukuk Fakültesi’ne mi niyetlendiniz, bu fakültenin sınavında başarılı olmanız aranırdı. Sınav da, öyle sonradan devreye girdiği gibi doğru kutucuğunu karalamaklan ibaret değildi. Kağıdı kalemi alıp soruları cevaplamanız gerekiyordu. Bu “optik okuyucu” sevdasının sonunda kendinden beklendiği gibi ne tür dolandırıcılıklar doğurduğunu da hatırlayın. Düşünebiliyor musunuz, eğitim sisteminde ölçmenin/ değerlendirmenin tek yolu “cevap anahtarı”ndan geçiyor…
Bana sorarsınız, ülkedeki eğitim/öğretim sisteminin kalitesini hızla aşağı çeken, bir zamanlar liselerimizde –bugüne kıyasla- hiç de fena olmayan nitelikli öğretimin köküne kibrit suyu döken asıl suçlu bu “merkezi sınav sistemi”dir. Gençlerimizi kalemi kağıdı eline alıp –hangi konuda olursa olsun önemli değil- iki cümle yazamaz hale getiren bu sistemdir.
Ne yapmalı o zaman? “Olgunluk sınavını” tekrar devreye mi sokmalı? Bence evet, önce sözünü ettiğimiz “optik okuyucu”yu kapı dışarı ederek. Bugün eğitim düzeyi yüksek birçok ülkede uygulandığı gibi, ilk ve orta eğitimi baştan sona yenilemek, yüksek öğretime geçmenin anahtarını da (öğrencilerin ellerine kalem / kağıt koyarak) “olgunluk sınavı”nda başarılı olma şartına bağlamak gerekiyor.
Geçmişte birkaç yazımda da hatırlattığım gibi mesela Fransa’da üniversiteye devam için başarılı olunması şart olan bakalorya (BAC) sınavlarında adayların önüne gelen şu sorulara bakın: Mesela şu felsefe sorusu: “Her zaman ne arzu ettiğimizi biliyor muyuz?” / “Moral kanaatlerimiz tecrübeden mi kaynaklanır?” / “Arzu doğası gereği sınırsız mıdır?”
Hadi bakalım, elinize kalemi alıp yazmaya başlayın!
Mesela şu (2016) edebiyat sorusu: “Flaubert, 1852’de Louise Colet’e yazdığı mektupta Madame Bovary romanıyla ilgili olarak şu notu düşüyor: ‘Yazarın kişiliği hissedilmiyor.’ Eser hakkındaki bilginiz ve romanın yazılışına ilişkin belgeler bu yargıyı doğruluyor mu?”
Eğitim / öğretim böyle bir şey tabii ki, “kutu karalayarak” kültürün düzeyini ölçebilmek mümkün mü? Adayların cevapları tabii ki teker teker, sırasında iki seçici tarafından satır satır okunacak ve bu sürecin sonunda BAC’tan başarılı olup olmadığı, yani üniversiteye devam edip edemeyeceğine ilişkin karar çıkacak.
Yeri gelmişken şunu da hatırlatayım: Peki bu başarılı adayların hepsinin talebini karşılayacak sayıda üniversite yoksa? BAC’ta başarıl olup branşlarına göre üniversiteye devam hakkı kazanan adayların bir bölümü –tabii ki- yüksek öğretimin ilk yılında başarıları düşük olduğu takdirde elenecek.
Okul’un zor yani altından kolaylıkla kalkılamayacak bir mesele olduğunu söylemiştim. Gerçekten de, modern biçimiyle kuruluşunda eşit ve rasyonel düşünce kapasitesine sahip yurttaşlar yetiştirmek amacıyla yola çıkan Okul, artık neredeyse “eşitsizlik üreten mabetler”e dönüşmüştür. Bu sonuç tabii ki şaşılacak bir dönüşüm değildir. Toplumsal eşitsizliği sihirli bir kurumla (Okul) aşabilmek tabii ki boş bir hayal. Sorunun hemen her yerde karşılaştığımız ortak yanına kısaca değinecek olursak: Okul herşeyden önce, toplumsallığın, ekonominin ve de önemli olarak bilgiye açılan kapıları hızla elinden alan iletişim teknolojisinin bugünkü hali karşısında hemen her yerde çaresizdir. Geçen zaman içinde Okul, kendi dolayımı ile rasyonel düşünebilen bireylerden oluşan bir toplum yaratma amacına ulaşamadığı gibi en önemli işlevi olarak sunulan sınıflar arası geçişliliği sağlayan ve dolayısıyla bir “asansör’ olarak nitelenen işlevini de kaybetmiştir. Yani özetle, ‘Çoban Sülü’yü köyden alıp önce mühendis, sonra başbakan ve nihayet cumhurbaşkanı koltuğuna oturtan “asansör” çoktandır devre dışıdır. Okul’un öğrencilerine taşıdığı bilgiyle eşit ve özgür yurttaşlar yaratabilmesi hayalinin önündeki ön büyük engel -tabii ki- kapısına dayanan adayların başta dil olmak üzere ‘kültür bagajları’na ilişkin farklılıktır. Bu manzara sadece Türkiye gibi eğitim/öğretim de ne yapacağını hepten şaşırmış ülkelerde değil, ‘gelişmiş’ olarak sınıflandırılan ülkelerde de karşımızda durmaktadır.Bu ülkelerde de bir biçimde araya girip bizi şaşırtan az sayıda örnekler dışarıda tutulacak olursa, ilköğretimden itibaren hangi öğrencinin eğitim sisteminin hangi kulvarında ilerleyip ileride hangi postları işgal edecekleri daha başından bellidir. Bu iş böyle ne yazık ki… ABD’de de, Fransa’da da, Almanya’da da… Eşit ve rasyonel düşünce kapasitesine sahip yurttaşlar yetiştirmek amacıyla yola çıkan bir kurumun neredeyse ‘eşitsizlik üreten” kurumlara dönüşmesi karşısında şaşırmamak gerekir Bu çerçevede özellikle büyük şehirlerde yaşayan ailelerin farkında oldukları bir örnekten söz etmek isterim:
Okul’un farklı sınıflardan öğrencileri birbirleriyle “tanıştırmak” gibi bir görevi de yok muydu? Hemen hepimizin devlet ilkokuluna devam ederken dershanelerde gözlediğimiz öğrenci kompozisyonunu hatırlayın. Zengin ve yoksul ailelerin çocukları aynı sırayı paylaşmazlar mıydı? Peki ya bugün? Hepiniz gibi ben de biliyorum ki, özellikle büyük şehirlerde, devlet ilkokulları artık düşük gelirlilerin çocuklarının devam ettiği mekanlardır. Yani özetle, herkes sınıfına /gelir seviyesine uygun bir okula! Bu sistemi getirenler /yerleştirenler/ geliştirenler farklı sınıf kökenlerinden gelen öğrencileri bu şekilde birbirinden ayırarak sadece eğitim açısından değil toplumsallık açısından da ne büyük bir kötülük yaptıklarının farkındalar mı acaba? TEOG’u yüksek yerden gelen bir emirle iki günde kaldıran ve sözde bütün öğrencileri eşitlediğini iddia eden bir bakanlık bu felaketin farkında mıdır? İstersiniz bu bahsi çocukları anaokuluna başlayacak genç bir arkadaşımızın bu “özel” okulları tercih ettiklerinde anaokulundan yüksek öğretime kadar “eğitim maliyeti”nin ne kadar olacağına ilişkin yaptığı hesabın sonucunu aktarayım: 1 milyon lira
“Okul sorunu”açılınca artık tam gaz ilerleyen İmam Hatip Okulları’na ilişkin birkaç söz etmeden olmaz:
Ben bu konuda eskiden beri şu görüşü savundum ve savunuyorum: İmam-Hatip Liseleri (ve ortaokulları) resmi eğitim sistemi içinde yer almamalıdır. Bu okullar bir an önce, normal lise müfredatını yoğun din bilgisi müfredatıyla harmanlamış birer ‘özel okul’ statüsüne kavuşturulmalıdır. İmam-Hatip müfredatını ana-babaların ve öğrencilerin talep etme hakları tabii ki mevcuttur. Ancak bu okulların ‘özel okul’ statüsünde olmaları kaydıyla. Söz konusu müfredatın hiçbir okulda yer almamasını ileri sürmek -tabii ki- ‘laikçilik’ olarak anılan bir anlayışı davet etmek anlamına gelir. Dolayısıyla bu okullara Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) gözetimi altında (‘Öğretim Birliği’nin aslı da budur zaten) kişiler ve vakıflar tarafından kurulan birer “özel okul” statüsü tanınmalıdır.
Sonuç olarak öğrencileri içinde saatler, günler, yıllar geçirdikleri ve sonuç olarak kendilerini edebiyat, tarih, felsefe ve hatta fen bilimleri ve matematikten nefret ettirmeyi birinci amaç edinmiş bir kurumun kuşatmasından kurtarmak şarttır. İşimiz tabii ki zor ama –unutmayalım ki- imkansız değil.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
7.02.2018
21.04.2018
11.04.2018
27.03.2018
23.03.2018
10.03.2018
2.02.2018
16.02.2018
8.02.2018