Kürşat BUMİN
TBMM’den milletvekili dokunulmazlığını tuzla buz eden Anayasa değişikliği sayesinde esas ve şekil üzerine tartışmayı yeniden yapmamız gerekiyor. Sorulması gereken soru şu: Cumhuriyet anayasasının demokrasiyi tanımayan bir zihniyet tarafından ağır şekilde tahrip edilmesini “esasa” girerek engelleyebilen bir AYM’ye de ihtiyacımız yok mu?
Konumuz (bir kere daha) AYM’nin Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunlar önüne geldiğinde konuya “esas”tan mı “şekil”den mi müdahale edebileceği tartışması. TBMM’den milletvekili dokunulmazlığını darmaduman eden Anayasa değişikliği bu tartışmayı (eski tartışmalardan farklı olarak) yeniden yapmamızı gerektiriyor. Söz konusu değişikliğe ilişkin kanunun AYM tarafından denetiminin mahkemeden çıkan kararlarda önümüze geldiği gibi sadece “şekil”le sınırlı tutulması demokrasi açısından tahammül edilir bir tutum değildir.
Hatırlayanlarınız çoktur; bu “şekil” ve “esas” meselesi ülkenin yakın tarihinde epeyce mürekkep harcatmıştır. Prof. Ergun Özbudun, 2008’de kaleme aldığı “Anayasa değişikliklerinin yargısal denetimi” başlıklı yazısında “Anayasa değişiklikleri üzerindeki yargısal denetim sorunu, 1970’li yıllardan beri Türk anayasa hukuku doktrinini ve Anayasa Mahkemesi’ni meşgul etmiş olan bir sorundur” diyor ve sorunun aşamalarını özetliyordu. AYM’den 1970’de çıkan “Anayasa değişikliğini öngören kanunlar üzerinde, Anayasa’nın 147. maddesi gereğince, Anayasa Mahkemesi’ne esas yönünden de denetim görevi düştüğü meydandadır. Bu nedenlerle söz konusu kanun, gerek biçim, gerekse esas yönünden Anayasa Mahkemesi’nce denetlenebilmelidir” kararı söz konusu yargısal denetim sorununu tartışmaya açıyordu. AYM’nin bu atağı karşısında 1971 yılında 1488 sayılı kanunla gerçekleştirilen anayasa değişikliğinde, Anayasa’nın 147’nci maddesi şu şekli almıştı: “Anayasa Mahkemesi, kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin Anayasa’ya, anayasa değişikliklerinin de Anayasa’da gösterilen şekil şartlarına uygunluğunu denetler.”
Fakat bu değişikliğe rağmen AYM “esas”da ısrarını sürdürmüştür. Özbudun bu süreci de şöyle değerlendiriyor: “Anayasa Mahkemesi bu kararlarında, Cumhuriyetin değişmezliği ilkesinin amacının sadece Cumhuriyet kelimesini değil, Anayasa’da nitelikleri belirtilmiş Cumhuriyet rejimini korumak olduğu yolundaki eski görüşünü tekrarlayarak, Cumhuriyet ilkesinin değişmezliğine ilişkin 9’uncu maddenin ‘içerik bakımından biçime ilişkin’ bir kural olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemeye göre, değişmezlik kuralı ve teklif yasağı birer şekil kuralıdır. (…)Anayasa Mahkemesi, böylece şekil görüntüsü altında esas yönünden denetim yaptığı bu dönemde, dört anayasa değişikliğini iptal etmiştir. “
Anayasa Mahkemesi’nin bu direnci özellikle ö dönem pek çok anayasa hukukçusunun tartışmaya katılmasıyla bayağı büyümüş ve sırasında -bugünden bakınca- ortaya içinden çıkılmaz bir tablo çıkmıştır. Yukarıda bir yazısından alıntılar yaptığımız Prof. Ergun Özbudun ve Prof. Mümtaz Soysal, Prof. Erdoğan Teziç gibi anayasa hukukçuları AYM’nin “esas”tan denetim yapmasını eleştirmiştir:
“Bu çok tehlikeli bir gerekçe. Sonunda toplumu ‘yargıçlar devleti’ denen bir anlayışa götürmesi, halkın oylarıyla kurulmuş bir parlamentonun elindeki değiştirme yetkisini hiçe indirmesi mümkün. Anayasa Mahkemesi’ndeki yargıçlar, Cumhuriyetin temel niteliklerini belirli bir yönde yorumluyorlar diye, o tutuma aykırı düşen bütün değişiklikler iptal edilecek ve dolayısıyla ulus bu alandaki yetkisini kendi temsilcileri aracılığıyla da olsa kullanamaz duruma mı gelecektir?” (Mümtaz Soysal)
“Yasama organının …muhtevaca sınırlandırıldığı 9. madde… dışında mutlak bir takdir yetkisi vardır… (…) Anayasa’nın 155. maddesindeki usullere uyulmak şartıyla, değiştirilemeyecek bir hüküm yoktur. Anayasa Mahkemesi’nin, yapılacak bir değişiklikten sonra, bunu Anayasa’nın ruhuna aykırı görerek iptal etmesi halinde, asıl büyük tehlike, Mahkemenin, kurucu iktidarın da üstünde bir güç haline gelmesidir.” (Erdoğan Teziç)
(…) kurucu iktidarın tümüyle Anayasa Mahkemesi’nin takdirine teslim edilemeyeceği açıktır. Aksine bir yorum, demokratik rejimin dayandığı tüm temel ilkelerin inkârı demek olur.” (Ergun Özbudun)
Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa değişikliklerinin “esasına” girmesini Soysal’ın dile getirdiği gibi “yargıçlar devleti”nin davetiyesi olarak gören hukukçuların karşısında Prof. Yıldızhan Yayla gibi söz konusu denetimi destekleyenler de vardı. Yayla, “cumhuriyet” kavramının geniş yorumunu savunanlar arasındadır. “Cumhuriyet” sözcüğünün/kavramının sadece ırsî monarşilerin tersi olarak tanımlanamayacağını, bu sistemin esas olarak demokratik düzenin temel ilkelerini kapsadığını söylüyordu: “Türkiye’de Cumhuriyet, demokratiklik ilkesinden; bu ilke de hukuk devletinin güvencesinden ayrı düşünülemez. Başka bir ifade ile, Cumhuriyet, önce hanedanı reddeden ‘hükûmet şekli’ iken, 1924 Anayasası ile ‘aynı zamanda’ demokratik devlet şeklini; 1961 Anayasası ile de demokratik devletin gerçekleşme aracı ve güvencesi olan hukuk devletini de kapsar hale gelmiştir.” Yani, “demokratik devlet” ve “hukuk devleti” ilkeleri cumhuriyetin özünü oluşturmaktadır. Gerçekten de “cumhuriyet”i sadece “monarşi”nin karşıtı bir sistem olarak tanımlamak/ nitelemek yanlıştır. Çünkü “cumhuriyet” her şeyden önce “demokrasi”nin eşanlamlısıdır.Bu çerçevede “cumhuriyet” (yine bir hukukçunın ifadesiyle) hanedan gibi “diktatörce cumhuriyeti” de yasaklar.
Buraya kadar karaladıklarımın ardından şu soruya cevap arayabiliriz: Bir dönem çokça tartışılan, 82 Anayasası’ndan sonra defteri kapatılan bu sorun (“esas/şekil” sorunu) bugün bizi de yakından ilgilendirmiyor mu?
Yani daha açıkçası, dokunulmazlıkları kaldıran kanunla yapılan anayasa değişikliğine yapılan itirazın AYM’’den çıkan kararda olduğu gibi “esas bizi ilgilendirmez biz şekle bakarız” şeklinde rafa kaldırılması sıfatı “Cumhuriyet” olan bir sisteme yakışıyor mu?
Sanılmasın ki “yargıçlar devleti” gibi bir sistemin taraftarıyız. AYM’nin sadece bugününü değil, en başta parti kapatmaları olmak üzere (dönemin iktidar partisinin kapısına bile kilidi takmasına az kaldığını da unutmadan) bir Cumhuriyette asla olmaması gereken esascı ve şekilci tutumunu tabii ki unutmuyoruz. Ancak başlangıç bölümünde “demokrasiye âşık evlatları” emanet edilen bir Cumhuriyet anayasasının demokrasiyi tanımayan bir zihniyet tarafından ağır şekilde tahrip edilmesini “esasa” girerek engelleyebilen bir AYM’ye de ihtiyacımız yok mu? Önümüzdeki anayasa madem ki Cumhuriyetin niteliklerini sıralarken “insan haklarına saygılı”, “demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” diyor, madem ki “Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez” kaydını düşüyor, madem ki “Türkiye Büyük Millet Meclisi genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur” diye devam ediyor, o zaman bu çerçevede Meclis’in bütünlüğünü ortadan kaldıran bir anayasa değişikliğini “esas”tan görüşecek ve gerekeni yapacak bir AYM’ye ihtiyaç yok mu?
Tamam anladık, “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir”.Ama unutmayalım ki, özel bir dönemin ürünü olan bu şiar bugün için artık yanlıştır. Yani, hakimiyet milletin ise de artık epeyce zamandır “kayıtsız ve şartsız” değildir. Bu “kayıt ve şartları” sıralamaya gerek yok sanırım, ama hiç değilse ikinci savaştan sonra Avrupa ülkelerini de hizaya getiren “Anayasa Mahkemeleri”ni hatırlatmadan geçmeyelim. AYM tabii ki sırasında önüne gelen dosyayı “esas”tan değerlendirecek; buna paralel olarak tabii ki AYM de sahici bir AYM olacak…
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
7.02.2018
21.04.2018
11.04.2018
27.03.2018
23.03.2018
10.03.2018
2.02.2018
16.02.2018
8.02.2018