Lale KEMAL
Gezi Parkı olaylarında, bir gösterici ile polis arasında geçen bir diyalog var, zaman zaman alıntılanıyor;Polis, “28 Şubat’ta bizlerin yaşadığı zulüm sırasında nerelerdeydiniz” diye sorunca, bir eylemciden, “Biz o zaman kreşteydik” yanıtını almış. Yani, “O tarihlerde daha çocuktuk, doğal olarak tepki veremezdik” demeye getirmiş. Bu anekdot, bir yandan, dindar kesimin 28 Şubat’ta yaşadığı olayların travmasından bir türlü kurtulamadığı, dolayısıyla sık sık mağduriyet edebiyatı yapıyor olması gibi sıkıntılı bir durumu ortaya koyuyor. Sanki 28 Şubat’ta dindar olmayan özgürlükçü kesime şiddetli baskı yapılmamış ya da 1980 darbesinde, Türk’ün Kürd’ün hayatları zindan edilmemiş gibi.Kreş anekdotu, diğer yandan da, 30 yılı bulan terörün şiddet sarmalından etkilenmemiş olanülkenin batısında yaşayan genç kuşak eylemcilerin, ülkenin bir bölümünü kasıp, kavuran, canlara mal olan bu çatışmalara “Dur,” diyecek bir hareket içine bugüne kadar girmemiş olmalarını düşündürüyor.
Çoğu Gezi Parkı eylemcileri, Türkiye’nin çalkantılı dönemlerinde ya ortaöğretim çağındaydılar ya da kreşteydiler. 1980 kanlı darbesi sonrası dünyaya geldiler, 1960 kanlı darbesinden itibaren Türkiye’yi kasıp kavuran kâbus dolu günleri yaşamadılar. Ama okuyarak öğrenmeleri mümkündü, her ne kadar kurulu düzen, daha çocukluktan itibaren “demokrasinin sözde kötülükleri üzerine,” hepimizin beynini yıkamış olsa da.
Bilgesam’ın yakınlarda yaptığı bir ankete göre, Kürt sorununa çözümden yana olan iller, en fazla, terörün yakıp yıktığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi iken ülkenin batı kesimlerinde bu oran önemli ölçüde düşüş gösteriyor. Bu anketten hareketle, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” atasözünün Türkiye için ne denli geçerli olduğu ortaya çıkıyor.Empati kurma gibi bir kültürümüz hiç yok. Terör, Kürt nüfusun yaşadığı bölgeleri en acımasız şekilde etkilerken ülkenin batı illeri, ülke topraklarının bir bölümünde 30 yıldır süren çatışmalar karşısında nasıl duyarsız kalabildi, sanki çatışmalar, başka ülke toprağında yaşanıyormuş havasına 30 yıldır bir toplum nasıl katlanabildi, biran önce çözüm feryatlarını nasıl yükseltmedi, nasıl bir vicdandır bu.
Yaşam tarzınıza karışıldığına, o çok özlediğim reformist yapısından uzaklaşan iktidarın, artık dayatma politikası izlediğine vurgu yaparak, sizin fikirlerinizi Meclis’te yansıtacak bir muhalefet yokluğunda yalnızlaşarak, demokratik bir hak olan protesto eylemine giriştiniz, darbecilerden medet ummadınız (Dertleri, demokratik eylemleri sabote etmek olan vandalları bu grubun dışında tutuyorum).
Ama ben de siz eylemcilere şu hatırlatmayı yapıyor ve Kürt sorununa duyarsız kaldığınız için sizleri şiddetle eleştiriyorum:
“Sizin kreşdaşlarınız, ya da okuldaşlarınız güvenlik güçleriyle çatışmalarda yetiştirilmek üzere dağa kaldırılıyordu, çoğu yoksul ailelerden gelen acemi erler, terörle mücadelede asla yapılmayacak bir uygulamayla PKK ile mücadelede savaş alanına sürülüyordu, çoğu Kürt olmak üzere Türkiye vatandaşı aydın binlerce insan faili meçhul cinayetlerle yok oldu gitti, terör için giden 1 trilyon dolar ile tüm Türkiye uçardı.”
Dağa kaldırılan kreşdaşlarınız ya da okuldaşlarınız ya da yitip giden hayatlar şimdi aşağı yukarı sizlerin yaşında. Geride kalanların anısına da saygıyla hayatta olanların bundan sonraki yaşamlarını onurlu sürdürmeleri için hiç olmazsa Kürt sorununun çözümüne destek için sesinizi yükseltin, barış belki daha çabuk gelir.
Davutoğlu’ndan AB’ye güvence
Türkiye’nin AB ile serüveninde sıkça tanık olduğumuz krizlerden sonuncusu, bu kez Gezi eylemlerinde polisin aşırı güç kullanımı, hükümetin sorumlulardan hesap sormak yerine polisi her ne pahasına olursa olsun kutsaması dolayısıyla demokrasiden geri adım atması nedeniyle yaşanıyor. Her zaman olduğu gibi bu kez de kriz, üç yıl aradan sonra Türkiye’nin AB ile ilişkilerine yeniden ivme kazandıracak 22. Fasıl yani bölgesel politikalar Kürt sorununun çözümünde önemli başlığının planlandığı gibi bugün değil de muhtemelen ekim ayında açılması yolunda bir orta yol formülü ile aşıldı.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, dün, Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin stratejik bir hedef olduğunu teyit ettikten sonra birliğe güvence anlamına gelen şu sözleri sarf ediyordu:
“Türkiye, ifade özgürlüğü ve yargıda reformları öngören 23. ve 24. müzakere başlıklarını da açmaya kararlı.”
Bu iki başlık, artık AB’nin, bir ülkenin, tam üyelik yolundaki kriterleri karşıladığının teyidinde öncelik hâline gelmiş bulunuyor. Nitekim, AB’nin genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle, geçen perşembe günü Brüksel’de yapılan medya özgürlüğü konferansında, ifade özgürlüğü ve yargıda reform başlıklarının, aday ülkelerle müzakerelerin açılmasında ve kapanmasında başlangıç ve sonuç kriteri yani tam üyelik için olmazsa olmaz koşullar olduğunun altını çiziyordu.
Ne var ki medyadaki sansür, hükümetin ifade özgürlüğü sözünü yerine getirmeyeceğinin bir kanıtı.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016