Lale KEMAL
Dönemin koalisyon hükümetinin zafer diye sunduğu Gümrük Birliği (GB) anlaşmasının olumsuz etkileri, sonraki iktidarların da ihmalkârlıkları yüzünden Türkiye’nin peşini bırakmıyor.
Zafer diye sunulan anlaşma ile aslında Türkiye, AB’ye tam üye olmadan bu birlik ile GB anlaşması imzalayan tek ülke unvanına da maalesef sahip. Maalesef zira, Ankara, üye olmadığından dolayı karar mekanizmalarına katılmadığı halde AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı ticari anlaşmalara aleyhine sonuçlar doğursa da uymak zorunda kalıyor.
Şimdilerde AB’nin ABD ile sürdürmekte olduğu ve Avrupa ile Amerika arasında yeni bir transatlantik pazar oluşturmayı öngören Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) görüşmeleri, GB’den kaynaklanan zafiyetlerden dolayı Ankara’yı sıkıştırıyor. TTIP’e dahil olmak isteyen Ankara’ya gerek Washington gerekse AB, “Yapısal reformları tamamla ve böylece rekabetçi bir piyasa yaratabilirsin,” tavsiyesinde bulunuyor.
Türkiye, 1995 yılında yürürlüğe giren GB’nin üzerinden geçen 19 yılda uluslararası düzeyde rekabet edebilen bir pazar ekonomisi oluşturmadığından dolayı artık GB’nin aleyhine işlediği tezlerine de pek alıcı bulamıyor.
Ankara, 2006 yılında AB ile tam üyelik müzakerelerinin kesilmesine paralel gerek ekonomik gerekse siyasi reformlarına ara verdiğinden dolayı da birliğin, üçüncü taraflarla TTIP gibi yapmakta olduğu anlaşmaların Türkiye aleyhine sonuçlanması kaçınılmaz hale geliyor.
Kendi hatalarımızdan dolayı sürekli üçüncü tarafları suçlama hastalığından kurtulmamız gerekiyor.
Türkiye’nin GB’den doğan zafiyetleri gidermesinin yolu bir an önce ekonomik reformları hayata geçirmesinden geçiyor. Örneğin, TTIP’ye taraf olunmak isteniyor ise Rekabet Politikası, Kamu İhale Kanunu ve Sosyal Politikalar ve İstihdam alanlarındaki yasaların, günün koşullarına uygun hale getirilmeleri gerekiyor. Aksi takdirde örneğin, AB ve ABD arasında TTIP’nin imzalanmasıyla birlikte Türkiye, piyasalarını ABD ürünlerine sıfır gümrükle açmak zorunda kalacak. Türkiye’nin bir diğer korkulu rüyası bu anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte, Amerikan firmalarının Türkiye’yi gerektiğinde mahkemeye verme olasılıkları. Yapısal reformlarını tamamlamamış Ankara, uluslararası mahkemelerde zor duruma düşme potansiyeli taşıyor.
AB Bakanı Volkan Vural, geçtiğimiz günlerde Brüksel’deki temasları sırasında, TTIP’den dışlanması halinde Ankara’nın, gerektiğinde GB’yi bir süre dondurmak ya da AB’nin ABD ile elde ettiği yeni durumu dondurmak zorunda kalacağı uyarısında bulunuyordu.
Ne var ki, gerek Amerikan Ticaret Bakanı Penny Pritzker, ekim başlarındaki Türkiye ziyareti sırasında gerekse AB başkenti Brüksel, Türkiye’ye, öncelikle şeffaf bir kamu ihale mekanizması dahil yapısal reformlarını gerçekleştirmesi gerektiği tavsiyesinde bulunarak Ankara’ya yanıt veriyor.
Pritzker, “Açık olmamız gerekiyor. Türkiye gerekli ekonomik reformları yapmadan TTIP’den bahsediyor olmak bir anlam ifade etmiyor.” diyordu, Ankara’nın TTIP için Washington’dan destek arayışlarına cevaben.
Türkiye aslında rekabetçi bir piyasa oluşturmak için öngörülen reformları yapması halinde, AB’nin üçüncü taraflarla imzalayacağı anlaşmalardan fazla etkilenmeyeceğini biliyor. Ne var ki yine de kulübün tüm gereklerini yerine getirmeden ayrıcalıklı üyelikte ısrar ediyor.
İktidarın AB ile ilişkileri yeniden canlandırma girişimleri ise inandırıcılıktan uzak noktada.
Geçen hafta sonu birkaç bakanın katılımıyla yapılan üstelik de AB bağlantılı Reform İzleme Grubu toplantısını, muhalif medyanın izlemesine izin verilmemiş olması kendi başına Ankara’nın birliğe verdiği reform sözlerinin göz boyamadan öteye gitmeyeceğinin açık bir kanıtı değil mi?
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016