Lale KEMAL
CHP'den sonra HDP de dün seçim beyannamesini açıkladı. 7 Haziran seçimleriyle birlikte aş, iş gibi insana dokunan gerçek sorunlara artık el atmaya başlayan CHP, 1 Kasım seçimlerine de daha vurgulu benzer ekonomik temalarla gitmeye hazırlanıyor.
HDP ise seçim beyannamesinde; ekolojik sistemin korunması, askeri harcamaların parlamento dolayısıyla halkın denetimine açılması, vicdani ret hakkının tanınması gibi demokratik dünyanın çözüm üretmekte olduğu sorunlara da diğer konularla birlikte değindi. CHP'nin halen ürkekliğini sürdürdüğü yukarıda değindiğim sorunları, HDP'nin çözme vaadi, bu partiye, adeta CHP'nin demokratik eksiğini önemli ölçüde kapatan bir görüntü veriyor.
Dükkanına girdiğimde Kılıçdaroğlu'nun seçim beyannamesini televizyonda canlı yayında izlemekte olan bir eczacı, “Artık CHP aileye girmeye başladı, yani vatandaşın iş, aş olan gerçek sorunlarına eğilmeye başladı. Ulusalcılık, keskin laiklik gibi karın doyurmayan soyut kavramlardan uzaklaştı, halka dokunuyor.” diyerek, düşüncelerini benimle paylaşıyordu.
Kılıçdaroğlu, esnaf-polisin, el ele verip şiddet uygulaması sonucu ölen Gezi protestocularından Ali İsmail Korkmaz'ları, bir minibüs şoförünün, hunharca öldürdüğü Özgecan Aslan'ları konuşmasında hatırlatıp seçim bildirgesini gençlere adadığını söyledi. Ama CHP lideri, bu noktada, bir başka devlet şiddetini ihmal etti.
Nitekim, Cumhuriyet'ten Murat Sabuncu, 1 Ekim tarihli, “Gezi'yi hatırlayıp, Cizre'yi unutmak,” başlıklı yazısında, CHP liderinin Gezi'de devlet şiddetiyle canını yitiren ya da ağır yaralanan gencecik evlatlardan bahsederken yakın dönemdeki devlet şiddetinden, örneğin Cizre'den bahsetmemiş olmasına dikkat çekiyor ve devamla şöyle diyordu;
“Kılıçdaroğlu son dönemde Doğu ve Güneydoğu'da kimi ilçelerde devletin “günlerce sokağa çıkma yasağı ilanından, bölgede OHAL dönemi görüntülerinden, sivil halk kayıplarından” hiç bahsetmiyor. Mesela Cizre'de 10 yaşında bir kurşunla yaşamını yitiren ve sokağa çıkma yasağı yüzünden evdeki derin dondurucuda bekletilen Cemile Çağırga'nın adını anmıyor.”
Sabuncu'nun tespiti bana, CHP'nin, genelde Kürt sorununun çözümü özelinde ise devam etmekte olan şiddet olaylarının sonlandırılmasına yönelik koyduğu teşhis ve yazdığı reçetelerinin, yanlış tedaviye yol açacağı gerçeğini hatırlattı.
CHP, konu terör bağlantılı şiddete geldiğinde, maruz kalanlar arasında sivil de olsa, devlet refleksini yansıtmaya devam ediyor. Keza, Kılıçdaroğlu, toplumsal uzlaşının merkezi olan Parlamento üzerinden çare bulunması gerektiğini haklı olarak vurguladığı Kürt sorununun çözümünde, kilidi açacak en can alıcı noktada ise kapıları kapatıyor. Kılıçdaroğlu, pek çok defalar bu konudaki parti politikasını açıklarken, devletin ve hükümetlerin, terör örgütü yani PKK'nın lideri ya da Kandil ile görüşmesini onaylamadığını belirtiyordu. Ne var ki bu yaklaşım, gerçekçi olmaktan çok uzak.
Yakınlarda Kolombiya'da FARC, daha önceki tarihlerde İngiltere'de İRA, İspanya'da ayrılıkçı ETA sorunları çözüldüyse eğer, bu önemli ölçüde, elinde silah tutan örgüt ile devletin ve hükümetlerin, bu örgütlerin liderleri ile yaptıkları müzakerelerle mümkün oldu.
Kılıçdaroğlu, yine bir televizyon programında, PKK lideri ya da Kandil ile sivil toplum kuruluşlarının görüşebileceğini söyledi. Bu noktada aklıma, geçen aylarda Milliyet'te, askeri kaynaklara atfen yayımlanan, Öcalan ile Güneydoğu bölgesindeki akil adamların görüşebileceği, devletin örgütü muhatap almaması gerektiğine dair bir yazı geldi. CHP ile askeri kaynakların, bu bakış açılarıyla, Kürt sorununun asla çözülemeyeceği anlamına gelen fikirleri nasıl da örtüşüyor!
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016