Mehmet TIRAŞ
Kocaeli’de 1986 yılında belediye başkanlığı yapmış birisiyle bir dost aracıyla tanışmıştım, benim yazıp-çizen biri olduğumu söyledi arkadaş, başkan da öyle mi,nerede yazıyor deyince,arkadaşta yazacak yer arıyor dedi ve hemen bana dönüp yazarsan benim bir dostum hafta da bir gazete çıkartıyor seni tanıştırayım orada yazarsın,düşüncelerine sınır getirmez hatta çok solcudan daha demokrat,diye de espri yaptı..Ben de olur deyince hemen telefon edip durumu anlatı ,o da hemen gelsin tanışalım ve bu sayıda yazısını yayınlayalım,der ve böylece yazmaya başladım ama çokta sürmedi, malum ekonomik nedenlerle dört ya da beş defa yazı yazdım hatırladığım kadarıyla, ondan sonra da kapandı.Daha önce üyesi olduğum petrol-iş sendikasının yayın organında yazıyordum ama yazılarım çok sık sansürleniyor bazen de hiç yer vermiyorlardı,sendikal sistemi eleştirdiğim için.
Çok seslilik benim yazarlık hayatımda önemli bir yer tutar ‘köşemin adıdır” 1986 yılında Kocaeli de hafta da bir çıkan yerel bir gazete de ilk defa köşe yazarı olarak yazı yazacağım;gazeteyi çıkartan dindar bir kişi, kendisi de ortopedik özürlü adı Ömer’di ama soyadını hatırlamıyorum, bir deterjan dükkanı vardı görüntüsü iticiydi ama konuştuğunuzda şeker gibi bir adamdı,çok sevecen sıcak kanlı bir kişiliğe sahip, ülkücülükten çıkma ama çakma bir dindar değil son derece inançlı,kibar ve nazik birisiydi hakkını da teslim etmeliyim..Niçin gazete çıkarttığını da bir türlü anlamamıştım sormadım da.
Arada bir dükkanına uğrar yazıyı teslim eder konuşmamızı gelen müşteri kezse de,çok derinliğe inmeden tartışırdık, o da ben de biraz tedirgindik yeni tanıştığımız için zamana bırakarak, ileri de daha çok yönlü tartışacağımızı bilincin de hareket ederdik ama bu hayallerimiz suya düştü, gazetenin yayın hayatı çok kısa sürdü ve bağımız koptu bir daha da hiç karşılaşmadım,dükkanı da kapatmıştı uğradığımda, telefon da o yıllarda pek yaygın değildi.. Böyle kısa bir yerel gazetede köşe yazarlığı maceram oldu.
İlk yazım okuyanların beğendiği bir makaleydi ama ben o makaleyi nereye koyduğumu bir daha bulamadım kütüphanemde..Ama bugün gibi hatırladığım bir cümleyle girmiştim yazıya; bu köşeden kimseye haksızlık etmeyeceğim,hiç sevmediğim insanların da düşüncelerine yer vereceğimi ve haksızlık yapmayacağım için köşemin adını “çok sesli” koyuyorum,diye detaylı bir şekilde altını çizmiştim.
Çok seslilik demokrasiyi zenginleştiren çoğulculuğu öne alan, çoğunluk üzerinden değil, bireyin özgürlüğünü ve temel hak ve özgürlükleri referans gösteren bir kavramdır.Toplumsal çatışmaların özünü ekonomiden daha çok kültürel çatışmalardan doğmuyor mu?Ötekileştirme ve aynılaştırma kavramlarını çok seslilikle ele almıyor muyuz? Günümüzde herkesi Türk,Müslüman ve Sünni görmenin sıkıntıları ve iç barışı bozan çatışmalar değil mi?Toplumları homojen olarak anlatıp, heterojen yapısını yok saymanın, farklılıkları zenginlik değil de bölücülük gibi algıladığımız bir nevi devlet politikasına dönüştürmenin sonuçlarını, yüz yüze yaşamıyor muyuz?
Bizde çok seslilik eski köye yeni adet gibi anlaşılır,bir de çok seslilik gürültüyle karıştırırız. Çok sesli demek bir davul yerine birkaç davulun daha çalınmasını anlarız.
Müzikte çok sesli demek;telli,vurmalı ve üflemeli enstrümanların bir arada orkestra şefinin kontrolünde uyumlu çalınmasına denilir.Bir toplumun çok kültürlülüğünü,o toplumda dinlenen müzikle de ölçmek mümkündür sosyolojik olarak..Ne kadar çok çeşit müzik dinleniyorsa o toplum aynı zamanda o kadar da çok kültürlülüğe sahiptir.Bütün toplumların eğlencesi müziksiz olmaz, inancı ve düşüncesi ne olursa olsun.Hatta dinin bile bir müziği ve enstrümanı vardır..Her müziğin bir geleneği ve bir kültürü olduğu gibi, kültürler bir günde ortaya çıkmış bir gelenek değildir en az bir asra tekabül ederler.
Her enstrümanın bir kültürü ve kitlesi vardır,bizde saz,davul,zurna genellikle yaygın dinlenen bir çalgılardır,düğünlerin ve nişanların olmazsa olmazlarındandır.Davul ve zurna kapalı mekanlarda dinlemek bir fiil gürültü işkencesidir,onun için davul ve zurnaya boşuna harman yeri çalgısı dememişler.Kemençe Karadeniz müziğinde çok önemli bir yer tutarken, kemençeyi tulum takip eder.Her çalgının bir yerel bir de ulusal boyutu vardır bir de evrensel olan çalgılar vardır.
Evrensel enstrümanlar deyince akla ilk gelenler keman, piyano ve gitar gelir.Gitar,keman ve piyano dünyanın dört bir yanında dinlenen ve çalına enstrümanlardır,bu üç enstrümanla her türlü müziğin icra edildiğini iddia ederler müzisyenler.İster yerel bazda olsun ister evrensel boyutta dinlenen bir enstrüman olsun, bir insanın bir enstrüman çalması çok farklı bir şeydir,müzik ve müzik aletleriyle haşır neşir olmak başlı başına bir eğlencenin yanında kulağı müziğe yatkın bir insan olursunuz ve sevdiğiniz bir şarkıyı sıradan insanlardan farklı dinler ve icra edersiniz.
Çok seslilik sadece siyasal geleneklerimizde değil, toplumsal yaşamımızın her alanında farkında olalım veya olmayalım çok yönlü yaşarız,ancak bunu kendi müziğimizden ve geleneğimizden uzaklaştığımızda veya başka bir kültürle tanıştığımızda farkına varırız..Farkına varmamızı sağlayan da karşılaştırmadır.
Yalnız fark yaratanlar farkına varırlar..Bu da çok sesli düşünmekten gelir.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
1.12.2025