Mehveş EVİN
Cumhuriyet davasını takip ederken hiç unutamayacağım anlar, sahneler var... Arkadaşlarımın onurlu duruşu ve tarih yazan savunmalarından bahsetmeyeceğim, hepsi harf harf kalbiminizin bir köşesine yazıldı.
Beni çok duygulandıran, aynı zamanda düşündüren ve umutlandıran sahnelere şahit oldum.
Mesela, tekerlikli sandalyeyle duruşma salonundan çıkan yaşlı hanımefendinin sessiz gözyaşlarını hiç unutamayacağım... Soranlara ‘sevinçten ağlıyorum’ diyen bu onurlu kadın, avukat Bülent Utku’nun annesi. Oğlunun savunmasını dinlemiş, göğsü gururla kabarmış... Ve her duruşmaya, tekerlekli sandalyesiyle gelip dinledi. Sadece oğlu için değil, her Cumhuriyet çalışanını bir anne, gazeteyi gerçek bir okur olarak sahiplendiği için.
Bir başka sahne... Duruşmaya ara verilmiş. Bizler, arkadaşlarımız, meslektaşlarımız ve Cumhuriyet yöneticileriyle aramıza bedenleriyle etten duvar ören gencecik, iri kıyım sırtlarında dev harflerle ‘Cezaevi Jandarma’ yazan erlerin ardından seslenip, konuşmaya çalışıyoruz. Aylarca görmemişiz, bu rezil oyun sahnelenirken onların yanında olduğumuzu, hep olacağımızı anlatmak tek derdimiz... Savcı mütalaa vermiş, Ahmet Şık’ın savunması üzerine ‘ek soruşturma’ talep etmiş. Annesi Fatoş Hanım’ın incecik sesini duyuyorum, ‘Üzülmüyorum oğlum, hiç üzülmüyorum’ diyor.
Ahmet, annesinin elini sıkıyor ‘Sakın!’ Diyor... İkisi de, bir süre daha birbirlerini buz gibi bir camın ardından, gözeten kameralar eşliğinde, kısıtlı saatlerde görebileceklerini biliyor. Ama ikisi de, bu büyük kötülüğün karşısında asıl güçlü olanın hakikat olduğunun farkında...
İşte bu sahnelere tanık olmak, aynı anda hem gözyaşına boğuyor, hem içimden dalga dalga umudun yükselmesine neden oluyor.
Anneler bu kadar yürekli, çocuklarına bu kadar inanmışken bizim üzüntümüz ancak hezeyan olabilir. Hakkımız yok düşmeye, sendelemeye...
SEVİNÇLE ACI BİRBİRİNE KARIŞIYOR
Geçen cuma biten Cumhuriyet gazetesi duruşmaları, yedi tutuklunun adli kontrol şartıyla tahliyesi, dördünün tutukluluğunun devamıyla sonuçlandı.
Tahliye edilenler, sevinç bile yaşayamadı: Kaç yıllık arkadaşlığın, meslektaşlığın ötesinde böylesine absürd, haksız bir davada kader arkadaşlığı yapmak, mahpushanede aynı sıkıntılara birlikte göğüs germek, onları daha da birbirine bağlamış, yakınlaştırmış.
Akın Atalay, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel ve Ahmet Şık’ın tutukluluğuna devam kararı verilmesi, herkesin sevincini kursağında bırakan bir sonuç.
Tahliye edilenler, ailelerine kavuşurken bu yüzden sevinçlerini tam yaşayamadı. Bazı arkadaşlarımızın, abilerimizin o ifrit yerden çıkmasıyla rahatladık ama, her şey yarım kalıyor ya bu ülkede... Mutluluğu tam yaşamaya izin yok! Ara karar verildiğinde, sevinçle üzüntü gözyaşları birbirine karışıyor...
Birlikte haftalardır Silivri yollarını kateden eşler, çocuklar, birbirlerine sarılıp ağlıyor. Tahliye olanın eşi, diğerine ‘Ben yine seninle gelirim’ diyor. Bazısı, dokuz ayın öfkesini kalbine yüklenmiş, ilk kez kendini bırakıyor... Murat’ın, Ahmet’in gencecik, pırıl pırıl çocuklarıyla bu duruşmalarda tanışıyor, dik duruşlarına hayran oluyorum. Kimin hakkı var onları babalarından böyle ayırmaya?
Çağlayan Adliyesi mesaisi sırasında pek çok duygu patlamasına, sevinçle üzüntü arasında yoğun gelgitlere şahit oldum ve bu sadece Cumhuriyet davasıyla da sınırlı değil.
Mesela dışarıda, çevik kuvvet ve TOMA’ların dizildiği ve adliye giriş çıkışının ilk kontrol etabını oluşturduğu kordonun ötesinde, bir kadının haykırarak kendini yerlere atıyor.
Öyle ‘ah’lar çekiyor ve öyle ağlıyor ki ‘Ah,’ diyorum kendi kendime, ‘Kesin çocuğunu mahkum ettiler’...
Etrafını saranlar, açıklama yapıyor: ‘Üzüntüden değil, sevinçten’... Meğer kızı, tahliye olmuş. Meğer bunca zamandan sonra fenalık geçirmesi bundanmış.
Yoğun sevinçle yoğun üzüntünün arasında, milisaniyelik geçişler yaşanan bir yer, ‘Çağlayan Adalet Sarayı’. Sadece korkunç adaletsizliği, işkenceyi tattırdığı ve ara sıra, bir lütufmuşcasına hak yerini bulduğu için değil, bazen kendinizi bile tanıyamayacak hale getirdiği için...
Hoş, ülkenin genel hali bu değil mi? Hiçbir sevincin tam yaşanamadığı; acının, öfkenin, isyanın her daim taze tutulduğu bir şizofren hal...
‘Psikolojik harekat’ dedikleri bu olsa gerek. Darbe sonrasında askeri yönetimlerin bile bu kadarını başaramadığını teslim edelim: ‘Suçlu’ ve ‘düşman’ bellenene yapılan zulüm, aileleri de birebir etkilerdi, hele ki Kürtseniz. Şimdi ‘düşman’ bellenenlerin tanımı etnik değil, toplumun yarısı. Biat etmeyenler, ‘paralı asker’ olmayanlar. ‘Suçlu’ diye parmak gösterile gösterile kurban seçilenler, bireyler değil, ailenin veya bir kurumun tamamı.
Üstelik ‘FETÖ’ suçlamalarına maruz kalanların arasında, muhalif bile olmayan, ne olduğunu anlamadan, misal, bir bankadan para çektiği için orantısız bir kötülüğün hedefi olanlar var.
Kime, nasıl adaleti, hakkı, hukuku anlatacaksın?
Bir de sırtını ‘sağlam’ yere dayadığını, kendisinin bu korkunç kötülükten muaf zanneden zavallılar var. Mesela, ‘Bu suçla yargılanacağıma, hırsızlıktan, cinayetten yargılanayım daha iyi’ diyebilen özel güvenlikçi.
Üzerindeki üniformayı, gösterdiği biatı ve her ay aldığı maaşı, hayatının garantisi olarak görenler. Varlığını başkalarını gözetlemek, gammazlamak, çamur atmak, suç üretmek üzerine kurarak ‘yırtacağını’ sanan kullanışlı aptallar.
Bunlara şahit olmak, ilk başta elbette sinir bozucu. Ama yanında olmayı seçtiğiniz insanların dik duruşunu, evrensel değerlerden şaşmamanın saf iyiliğini, doğruluğunu fark edince, hepsi anlamsızlaşıyor. Biliyorsunuz ki bu kötülük, sonsuza dek egemen olamaz. Biliyorsunuz ki kötülüğün yanında saf duranlar, kendilerini daha fazla kandıramayacak.
Akın Bey, Murat, Kadri, Ahmet... Eylül’de devam edecek duruşmalarda yanınızda olacağız ve bu sefer, sevincimiz tam olacak. Haksız yere tutuklanan her gazeteci özgür olana dek, birlikte mücadele edeceğiz.
Biz bir arada, yan yana durdukça bu organize kötülüğün de sonu gelecek.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.10.2025
21.10.2025
18.10.2025
9.09.2025
2.04.2025
24.03.2025
28.02.2025
20.02.2024
4.02.2024
6.11.2023