Melih ALTINOK
Geçtiğimiz haftaya başörtüsü serbestisi ve zorunlu din dersi tartışması damgasını vurdu.
Ne yazık ki mevzuu yine vasatın altında bir düzlemde ve ilkesel yaklaşımların çok gerisinde partizanca bir tutumla konuşuyoruz.
Başörtüsü konusunda manzara şundan ibaret.
Merkez medya, sanki uyuşturucu kullanımından bahseder gibi “ilkokula kadar indi” manşetleri atıyor. Sözcü vb. gazeteler anne karnındaki ceninlere başörtüsü takıyor.
Milliyet’ten bir kadın yazar “bize ne bi arkadaşının” beyanatına dayandırdığı yazısında örtünmesi için kadınlara ayda 200 TL verildiğini ciddi ciddi iddia ediyor.
Eski bir şovmenin “küçücük çocuklardan tahrik oluyorlar ki başlarını kapıyorlar” zırvalığı, 15-16 yaşında kızların erotik fotolarından “galeriler” yapan gazetelerin internet sitelerinde yayımlanıyor.
28 Şubat faşizminde başörtüsünü “füruat” sayan Cemaat çevreleri için de artık bu örtünme pratiği “hökümetin otoriterleşmesinin asli unsuru.”
Başörtüsü düzenlemesinden memnun olan muhafazakârların zorunlu din dersi konusundaki tavrı ise, yukarıdaki kolektif delilik kadar histerik olmasa da sorunlu.
Alternatif merkez medya ağırlıklı olarak, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun dile getirdiği ve bence açıklamaya muhtaç şu önermesini destekliyor:
“Marksizmi bilmek iktisat okunurken de uluslararası ülkeler okurken de bir zaruretse bir ateistin dahi belli bir vasatta din kültürü sahibi olması zarurettir.”
Umarım integral almadık diye benim gibi sözelcilerin lise diploması tartışma konusu olmaz.
Benim çocuğum benim kararım
Oysa yalnızca Türkiye’nin kafa yormadığı aşikâr bu sorunsalı, bir arada yaşama iradesine zarar vermeden, hakları ve özgürlükleri ötelemeden ortak bir müşterekle savuşturmak pekâlâ mümkün.
Bu müşterekse, çocuğun eğitimi üzerinde tasarruf sahibi yegane kurumun ailesi olduğuna dair evrensel kabulden başkası değil.
Bir çocuğun reşit olana dek nasıl bir eğitim alacağına, nasıl giyineceğine sadece ebeveyni karar verebilir.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, “birey” olarak tanımladığı çocuğun yetiştirilmesinde, şiddet ve taciz gibi istisnai durumlar dışında ebeveynin tercihlerini öncülüyor. Yani iş, goygoycusuyla, fetişistiyle Hürriyet yazarlarının dediği gibi “irade” tartışması değil. 14, 29 ve bağlı diğer maddelerde, ebeveynin çocuğunu kendi kültür, inanç ve değerlerine göre yetiştirmesi “doğal bir hak” olarak tanımlanıyor.
Yine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM) Alevi vatandaşların zorunlu din dersi başvurusunda aldığı kararda olduğu gibi “devlete gölge etme, ebeveyni rahat bırak” diyor.
Ben de yıllardır süren tartışmanın sisinde yönümü bu pusulayla buluyorum. Üniversitelerde başörtüsü yasağı ya da kızlı erkekli öğrenci evi tartışması mı çıktı? Tavrımı tercihin niteliğinden bağımsız olarak “hakların ve özgürlüklerin” korunması ilkesine göre belirliyorum. Reşitse öğrencinin, değilse ebeveyninin tercihi aslidir diyorum.
Türkçe ve matematik dışında bütün dersler seçmeli olmalı
Aslında çocuğun okula gönderilmesinin yasal bir zorunluluk olmasını da tartışmak gerekiyor. Zira bu konuda “home school” gibi son derece özgürlükçü uygulamalar da mevcut. Ama biz şimdilik, kafaları daha da bulandırmadan, mevcut sistem içindeki çözümlere odaklansak kafi. Evet ebeveyne reşit olmayan çocuğunun eğitimi üzerindeki hakkını teslim ettikten sonra atılacak adım, “birer evrensel dil” olan iki ders dışında diğerlerinin tümünü seçmeliye çevirmek. Bu iki ders, yerel okuma ve yazma aracı Türkçe ile, evrensel kodların öğretildiği matematik. Diğer derslerin tümü, ebeveynin öngörebildiği bir sistemde, çocuğuna çizeceği eğitim ve kariyer planına göre tercihine bırakılmalı. Devlet de vereceği rehberlik hizmetiyle, ebeveynin çocuğu için çizeceği eğitim projeksiyonunda derslerin “etkisini” net bir şekilde duyurmalı.
Ardından ülkedeki tüm vatandaşların mensup olduğu dinleri ve mezhepleri konu alan spesifik derslerin içeriği “korkusuzca” şekillendirilmeli. Örneğin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi gibi “ürkeklikler” yerine Müslümanlık ya da Hristiyanlık dersi, ya da Alevilik, Sünnilik mezheplerinin adam gibi öğretildiği müfredatlar hazırlanmalı. Farklı dersleri seçen öğrenciler de üniversite sınavı gibi, genel sınama evrelerinde sadece tercihlerinden mesul tutulmalı.
Şimdi nesi zor böyle bir sistemin, söyler misiniz Allah aşkına?
Türkiye’nin bütün inananları ve inançsızları birleşin
Beceremiyoruz çünkü herkes kendi inancının ya da inançsızlığının pratiklerini “norm”, başkasınınkini ise “anormal” olarak görüyor. Bir ateist, inanç sahiplerinin pratiklerine uygun olarak dinini öğrenme hakkının kendisini gereksiz ya da zararlı sayıyor. Sünni Müslüman, ibadetini bile yasaklayan Kemalist rejimin darbelerinin getirdiği zorunlu din dersi uygulamasının diğer inanç gruplarına ve hatta inançsızlara dayatılmasına ses çıkartmıyor. Alevi, Sünnilerin inançlarını öğrenme hakkını “varlıklarına tehdit oluşturan bir gericiliğin” yaygınlaşması olarak yorumluyor...
Hal bu olunca da herkes devletin ellerinden aldığı haklarını geri kazanmak için değil, ötekinin “de” hakkına sahip olmaması için mücadele ediyor. Tipik bir “Kürt anasını görmesin” sendromu. Ceberut devlet de, başkasının hakkını almasının, ülkedeki total özgürlüğü arttırarak kendi haklarının iadesinin yolunu açacağını görmeyen vatandaşların tutuştuğu kavgayı keyifle izliyor.
Ne zararı var sana İmam Hatip’in? Sen seç işte, niçin rahatsız oluyorsun din dersinin seçmeli olmasından? Devlete “Sünnilik öğretilmesin” diyeceğine “az ye de Alevilik dersi aç” desene. İnanmama özgürlüğünü, inananların dinlerini öğrenme hakkının eğitim sisteminden söküp atılmasıyla kazanacağını mı sanıyorsun? Dön bir bak bakalım, yıllarca Müslümanlığı yasaklayan Kazakistan, Kırgızistan vs. gibi eski Sovyet ülkelerine. IŞİD’e en fazla katılımın bu coğrafyadan olması rastlantı mı sence?
Her şeyden öte, devlet, kurumları ya da sen kim oluyorsun da annesi ve babası dururken bir çocuk için neyin iyi olacağına karar verme hakkını kendinizde buluyorsunuz?
Evrensel laiklik ilkelerine uygun gerçek anlamda bir din ve vicdan hürriyeti için önce herkes önünden yemeyi öğrenmeli!
![]() |
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2022
2.06.2022
17.05.2021
11.05.2019
10.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
22.04.2019
17.04.2019