Mithat SANCAR
Ne olacak bu “dil meselesi”? Yok, sadece “anadili”nden söz etmiyorum, her alanda karşılaştığımız köklü bir soruna dikkat çekmek istiyorum. Yine de “dil meselesi”ni en iyi teşhis edebileceğimiz alan, Kürt sorunu ve bu sorunun kalbini oluşturan“anadili” konusudur.
Bu ülkedeki milyonlarca insanın “anadili” olan Kürtçe, uzun yıllar inkâr edildi ve aşağılandı. Çok değil, daha birkaç yıl öncesine kadar “hâkim dil” buydu.
Anadillerini yasaklamak, inkâr etmek ve aşağılamak, Kürtlere yapılan en büyük zulümdü. Bu zulüm, Kürtlerde çok derin yaralar açtı.
Dünyada böyle bir muameleye reva görülmüş başka bir dil ve böyle bir zulme maruz kalmış başka bir halk bulmak gerçekten zordur.
Böyle bir zulme rağmen varlığını sürdüren başka bir dil ve kimliğini koruyan başka bir halk bulma da zordur.
Kürtçe üzerindeki yasaklar büyük ölçüde kalktı. Bu dilde yayın yapan bir resmî televizyon kanalı var. Okullarda seçmeli dersler arasına sokuldu. Üniversitelerde sayıları çok az da olsa Kürt dili bölümleri açıldı. Kürtçenin mahkemelerde kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması, kamu makamları önünde tercümeye mazhar hâle getirilmesi falan planlanıyor.
Peki, bütün bunlar “dil meselesi”ni halletmeye yetmiyor mu? Ya da bunlar az buz şeyler mi?
Pek çok kişi, değişik niyet ve saiklarla bu veya benzer soruları soruyor. Aslında bunlar soru falan değil. Açıkça “bu Kürtler daha ne istiyor” diyemediği için, böyle soru kipiyle konuşuyor çoğu kimse.
Bu anlayışta, inkârcılığın bir başka versiyonu saklıdır. Anadilinde eğitim olmadan dile ilişkin diğer “hakların” boşlukta kalacağı gerçeğinin inkârıdır burada sözkonusu olan. Bu inkârın doğal uzantısı da, Kürtleri “anadilinde eğitim hakkı”na değer görmemektir. Bu da, Kürtleri aşağılamanın başka bir biçimidir.
“Bu kadarı da yetmez mi, daha ne istiyorlar” anlayışında dışa vuran bir inkârcılık biçimi daha var:Kürtlerin inkârcılık dolayısıyla maruz kaldıkları acıların ve kayıpların inkârı.
Bu anlayıştakiler, Kürtlerden, inkâr ve aşağılamayla geçen seksen küsur yılı unutmalarını istiyorlar aslında. “Unutun geçmişi, bakın şimdi inkâr edilmiyorsunuz, şu şu haklara da sahipsiniz, şükredin artık” demeye getiriyorlar.
Ve de inkârcılığın yarattığı acıları ve kayıpları fazla abartmamalarını bekliyorlar Kürtlerden. Oysa geçmişi inkâr etmek yerine, Kürtlerin yaşadıklarını anlamaya çalışsalardı, kimlik haklarının özü ve direği olan “anadilinde eğitim hakkı”nın derhal hayata geçmesi talebini desteklerlerdi herhâlde, tabii vicdan ve adalet duygularını yitirmemişlerse.
Kimileri de, anadilinde eğitim hakkının “tanınması” için şartların olgunlaşmasını, mesela Türklerin bunu kabul edecek duruma gelmelerini beklemek gerektiğini savunanlar var.
Sonuçta bütün bu anlayışlar, az ya da çok aynı kaynaktan besleniyor. Kürtleri eşit görmeyen ve görmeye de hiç istekli olmayan “hâkim millet” zihniyetidir bu kaynak. Kürtlere neyi, ne zaman, ne kadar “tanıyacağını” belirleme hakkını kendinde gören her yaklaşım, hâkim millet kibrine gelir dayanır.
Hâkim millet kibri, bu cumhuriyetin kurucu harçlarından biri ve fakat en önemlisidir.Kemalist kadrolar, Türklüğü ve kendi tasarladıkları hâliyle Sünni İslam’ı toplumsal kimliği tanımlamanın temel ölçütü olarak kabul ettiler. Toplumu da, bu çerçevede şekillendirmek için ellerinden geleni yaptılar.
Lakin hâkim millet ideolojisi yaşam alanı, Kemalistlere sınırlı değildir. Aksine Türk sağının ve solunun bütün ana damarlarına bir biçimde yerleşmiştir. AKP de bunun dışında değildir.
Kemalistler, bugün AKP’nin temsil ettiği toplum kesimlerini, hâkim millet ideolojisinden beslenen “memleketin sahibi biziz” kibriyle uzun yıllar tahakküm altında tuttular, aşağıladılar.
AKP de, başta Kürtler olmak üzere, Aleviler ve gayrı Müslimler gibi toplum kesimlerine hâkim millet anlayışıyla yaklaşıyor. Buna bir de, Türk sağının kadim marazı olan çoğunlukçuluk eklendi. Kemalistlerin hiçbir zaman erişemedikleri oy oranlarına (bariz çoğunluğa) sahip olmak, “memleketin asli sahibi biziz” duygusunu iyice perçinlemiş görünüyor. Bu hâl, AKP’nin eşit hak ve özgürlük anlayışını ve çoğulcu demokratik değerleri kabullenmesinin önündeki en büyük engellerden biridir.
Kürtlerin ve “hâkim millet tanımı” dışında kalan diğer kesimlerin hakları sözkonusu olduğunda karşımıza çıkan “ihsan ve lütuf” dili ile “şükran ve kanaatkârlık” beklentisinin ana kaynağı budur. Hatta hükümetin Suriye politikasında da, Başbakan’ın “tek adamlık” sevdasında da bu zihniyetin etkilerini görmek mümkündür.
Türkiye, “hâkim millet” zihniyetiyle kapsamlı ve derin bir hesaplaşmaya girmeden, sorunlarını demokratik zeminde çözmekte çok zorlanır. Bunu öncelikle ve ivedilikle yapması gerekenler de, bugün “hâkim millet” tanımına dâhil sayılan toplum kesimleri ve onların temsilcileridir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2015
22.03.2015
12.02.2015
5.02.2015
27.01.2015
20.01.2015
13.01.2015
6.01.2015
29.12.2014
23.12.2014