Murat BELGE
MHP’nin HDP ve Kürt sorunu karşısında tavrı bir hayli akıldışı ama Tayyip Erdoğan da bu konuda MHP’den aşağı kalmıyor. HDP hakkında sergilediği husumetin bir kısmı kişisel nedenlere dayanıyor olabilir. Demirtaş’ın “seçtirmeyeceğiz” retoriği, Erdoğan kişiliğinin kolay kolay unutabileceği bir şey değil. Üstelik o sözler söz olarak da kalmadı. Erdoğan istediği gibi başkan olamadı; olamamasının baş nedeni de HDP.
Ama bu gibi kişisel nedenlerin yanısıra MHP’nin tavrı da Erdoğan’ı bu konuda böyle konuşmaya zorluyor, sanıyorum. “PKK’ya taviz veren adam” olmak ya da bu şekilde suçlanmak onu ürkütüyor olmalı. Bu da daha büyük, daha derin sorunlara bağlı bir şey: toplumdaki milliyetçi geleneklere, alışkanlıklara.
“Barışçı çözüm” ve buna benzer adlandırmalar bu alışkanlıklara aykırı gelmeyebilir. Büyük çoğunluk, “tabii, barışçı olmalı. Bu işin sonu gelmeli” diye fikir beyan edebilir. Ama işin ayrıntılarını konuştukça, “uzlaşma kültürü” sıfır düzeyinde seyreden bu toplumda, bir tedirginlik başlayabilir. Başlı başına “hak” kavramı bile, genel ideolojiye aykırı. Bu genel ideoloji başından sonuna “patriyarkal”dır ve patriyarkalizmde “hak” yoktur, “lütuf” vardır.
Oyunu bu toplumdan alacak olan Tayyip Erdoğan aslında kendisinin de paylaştığı bu ideolojinin ona karşı kullanılması ihtimalinden tedirgin. Dolayısıyla, “Dolmabahçe de neymiş?” “Devlet onlarla pazarlık etmez!” ve benzeri çıkışlarla “taviz verme” imgesini korumaya çalışıyor. “Bizim başkan onlara yüz vermez.”
Sürecin başlarındaki “Âkil Adam” girişimi de temelde bu tip kaygılara dayanıyordu. Türkiye atlasındaki yedi bölgeye göre ayrılan ekipler arasında, Kürtler’in çoğunlukta olduğu iki bölge, stratejik bakımdan en son sırada gelenlerdi. Çünkü Kürtler’le “barışçı çözüm”ün iyi bir şey olduğunu Kürtler’e anlatmanın zaten fazla bir anlamı yoktu. Önemli olan bunu Türkler’e anlatmak ve onları ikna etmekti.
Tayyip Erdoğan’ın zihninde de bunu aşan tasarımlar olduğu kanısında değilim. Yani, Kürtler’in bu toplumda mutluluk duyarak yaşamalarını garanti altına alacak tedbirler almak bağlamında söylüyorum. Erdoğan, anketlerle, örgütüyle, her türlü yöntemle toplumun eğilimlerinden haberdar olmaya çalışan bir siyaset adamı. Kürtler’in yıllardan beri süren bu savaş halinden fazlasıyla bizar olduğunu biliyordu. “Barışçı çözüm” adı altında birkaç önemsiz tavizle halkın büyük kısmının kazanılacağına inanıyordu. Bu durumda, örgüt de izole olurdu.
Onun için de “Hepiniz Müslüman’ız”dan pek de ileriye geçmeyen bir zihnî donanımla süreci başlattı.
Bu, tabii, çok iyi oldu. Çünkü barışçı çözümden söz etmeye başlamak, kendi özerkliği olan bir süreci başlatmak demektir. Bunu bir hükümetin yapmış olmasının özel bir önemi, ağırlığı vardır. Aynı hükümet, olayın arkasını getirmek için gerekli adımları atmasa da (nitekim atmıyor), bu koridorun bir kere açılmış olması anlamlıdır. Dediğim gibi, sürecin kendi özerkliği işleyecektir, çünkü toplumda nesnel dayanağı, karşılığı vardır.
Ama “barışmak” kolay bir iş değil. En azından, “kavgaya başlamak”tan daha güç. Bir kere, “Ben yukarıdayım, sana lütufta bulunuyorum” diyen bir taraf, barışamaz. Dolayısıyla Tayyip Erdoğan, kendi başlattığı “barış süreci”nin başarılı bir sonuca ulaşması önünde en önemli engeldir.
Nitekim o zamandan beri gelişen olaylar bunun böyle olduğunu kanıtladı. Umduğu kolay sonuca ulaşamayan Tayyip Erdoğan gözünü yummuş ve ağzını açmış durumda.
Ama süreç başlamış oldu. Sürecin sonraki aşamaları HDP’yi de başka bir yere taşıdı. Bunun sonucu şöyle ya da böyle olacaktır diye geleceği okuyacak durumda değiliz ama bu süreç başlamadan önce durduğumuz noktadan çok daha olumlu bir yerdeyiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025