Murat BELGE
Yeni bir yerde yazmaya başlamak insanda her zaman bir “yenilik heyecanı” uyandırır. Ancak T24'te yazmaya benim başlıyor olmam bunun biraz ötesinde bir durum. “Online” şu bu, bu dünyayla ilişkileri asgaride seyreden bir adam olarak, şimdi bir “online gazete”de yazmaya başlamam, ressamken besteci olmak gibi bir şey.
... diye yazdım ama, işte, elimde bildik tükenmez kalem, önümde tanıdık beyaz kâğıt, yazıyorum. Yanımda faks makinesi, duruyor. Bitince yazı, fakslayacağım. Yani “online gazete”ye yazıyorum diye benim de kulağımdan, burnumdan kablolar falan çıkmıyor.Bari şu faksı bıraksam da “mail” denen şeyi yollasam.

Teknoloji düşmanı falan değilim. İnanır mısınız, öğrencilik yıllarımda, o zamanlar daha çok “sibernetik” dediğimiz bu alanda olanları merakla izlerdim. Merakla ve aynı zamanda belirli bir memnunluk duygusuyla. Şimdi olmakta olan şeylerden o zaman akıl erdirebildiklerim hakkında, “Yahu, biliyor musunuz, şunlar şunlar olacak! Hem de öyle çok uzun zaman sonra değil” diye konuşurdum. “İnsan böyle bir varlık işte!” diye için için övünürdüm. Tabii bir yandan “progress”ti, “gelişme”ydi, bunlara da büyük önem veriyoruz.
Bunlar altmışlı yıllar. O zaman öyleydi de sonra niye geçti bu merakım? Hattâ ona “tepki” denebilecek bir havaya neden girdim?
Galiba bütün o beklediklerimin, benim biçtiğim zamandan çok daha önce, benim sandığımdan çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşmesinden ötürü. “Olacak” dediğimiz şeyler oluverince heyecanı mı kaçtı, nedir?
“Computer”, elektronik devrim, öyle böyle değil, çok şey değiştiriyor.
Bu kadar fazla değişmeyi beklememiştim de, istememiştim de.
Neyse.
Bir de şu özgül ortam konusu var. Ben böyle “online”lanırken Türkiye de galiba tarihinin en beter dönemecinden geçiyor ya da geçemiyor.
Bir bildiri imzalamanın böyle bir “suç” haline getirildiği bir dönem, evet, yaşamasına yaşadık: 12 Eylül sonrasının “Aydınlar Dilekçesi.” Dolayısıyla “Eh, değişen fazla bir şey yok,” diyebiliriz. (Hem de, o dilekçe için askeri savcıya ifade verdiğim odanın 12 Mart’ta hapis yattığım koğuş olduğu düşünülürse!) Ama bunu demek çok doğru değil. Değişen epey bir şey var. Önemli şeyler: Bizim için gelenekselleşmiş bir askerî vesayetten şimdi bir plebisiter diktatörlüğe hızla yöneliş birçok şeyi değiştiriyor. Askerî vesayetin “elitizmine” (hiçbir zaman “elit” olamayan) karşılık bu şimdiki rejimin popülistliği (ve bu rejim “popülist” olmayı başarıyor) az buz değişim değil. Elitist vesayet, her şeye rağmen, bir şeyler yapılırken (yapılması için olmadık yasalar çıkarılırken), bazı şeylerin de yapılamayacağının bilindiği bir sistemdi. Şimdi hiçbir şeyin ölçüsü kalmadı. “Ben yaptım oldu” zihniyetinin egemen kılındığı, egemen olduğu günler yaşıyoruz.
Onun için koyu bir kasvet bulutu dört bir yana çökmüş durumda. Güneydoğu kentlerinde olanlar bir fecaat. Görebildiğim kadarıyla direnişin de biteceği yok. Bunca gülleyle, mermiyle bir yerde, bir zaman dururken başka yerde yeniden patlak verecek. En sıradan, en basit sosyolojik bilgi, bu sorunların bu yöntemlerle çözülmeyeceğini bildiriyor. Ama kendi hırsından başka bir şeyi görmeyi reddeden bir zihniyet, hiçbir olayı uyarı gibi görmeksizin yaka yıka yoluna devam ediyor.
Orada öyle, burada böyle. Ve gitgide dünya ile kavgalı bir hale geliyoruz.
“Dünya” kendisi de bir tuhaf. Herhalde yakında Donald Trump’ı ABD Başkanı olarak göreceğiz.
Dolayısıyla, hani şöyle keyifle yazı yazdıracak bir ruh haline girmek zorlaşıyor. Ama dönem öyle “ruh hali” aranacak, beklenecek bir dönem de değil. Herkesin elinden iyi gelen şey neyse onu ortaya koyarak temel demokratik ve temel insanî değerleri savunması gereken dönem.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025