Murat BELGE
1 mayısta yayımlanan yazımda, Sovyetler Birliği için için göçerken burada sosyalistlerin hiç değilse bir kesiminin orayı dünyaya model diye gösterdiğini yazmıştım. Gerçi o tarihlerde CIA bile bu göçüğün farkında değildi, ama “model göstermek” başka konu.
Ne de olsa başka bir ülke... diyebiliriz belki. İyi, o zaman kendi ülkemizi ne kadar iyi tanıdığımızın, Türkiye üstüne söylediklerimizin birkaç örneğine bakalım.
Türkiye’de “legal” bir sosyalizm, ancak 1960’larda mümkün olabildi (başına gelenlere burada girişmeyeceğim). Bu gecikmenin yarattığı merak vardı. Özellikle okumuş kesimde sosyalizmin prestiji hayli yüksekti. Yön dergisini okumayan yoktu. Sol, ülkenin gündemini biçimlendiriyordu.
Yön’de ve bir zaman sonra oradan ayrılıp kendi yayınını (Türk Solu) kuran, bir süre sonra Milli Demokratik Devrim sloganı çevresinde toplanacak harekette, bir Türkiye analizi egemen oldu. Türkiye’de “komprador kapitalizmi” vardı, buna göre. Neymiş “komprador”? Hong Kong, Singapur gibi limanlarda Batı’dan gelecek ticaret gemilerinin yolunu gözleyen, mal satmaya çalışan simsar. Yani, emperyalizmin ekonomik acentesi, “ajanı”. Ekonomimiz tamamen dışa bağımlıydı ve emperyalizm bizi sömürüyordu. Cumhuriyet’in başında devletçilik sayesinde üç beş iş becermiştik ama 1950 Karşı-Devrimi’nden sonra ahval yeniden bozulmuştu. Bir “ambalaj ve montaj” kapitalizmi kurmuştuk kura kura. Yani, yurtdışından parçalar ithal ediyor, bunları birbirine monte ederek ortaya bir âlet çıkarıyorduk. Üstüne de güzel bir ambalaj geçirip piyasaya sürüyorduk. Kârlar emperyalizmin hanesine yazılıyordu. O dönemde insan insana “komprador” diye küfrederdi.
Tarım kesimi de fecaatti, çünkü ağır bir feodal tahakküm altında yaşıyorduk. Bütün toprakları ağalar bölüşmüştü. Köylüler topraksızdı.
Çare, Milli Demokratik Devrim’di. Bunu yaparak emperyalizmi kovacak ve feodalizmi tasfiye edecektik. “Tam bağımsız ve gerçekten demokratik” olacaktık. Ondan sonra, sosyalizmle de ilgilenmeye başlayabilir, işçi sınıfını (montaj ve ambalajdan kurtulan yeni ve sahici bir işçi sınıfı oluşmaya başlayacaktı o aşamada) bilinçlendirebilir ve hattâ örgütleyebilirdik. Ama bu sonraki işti. Demokratik Devrim aşamasını “zinde kuvvetlerle”le aşacaktık.
Sosyalizmin ülke analizi böyleyken Türkiye’de neler oluyordu? Ekonomide “İthal İkamesi Sanayileşme” denen aşamaya gelinmişti. Yani, bazı “mamul” maddeleri ithal etmek için harcanacak döviz o malların içeride üretilmesini sağlayacak fon olarak kullanılacaktı. Bu yıllarda Başbakan olan Süleyman Demirel bu ekonomiyi yürütmekte epey ustaydı. Özel teşebbüs, “dayanaklı tüketim” araçları üretmeye yönelmişti. Yani, buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın vb. mallar üretiliyordu. Bunlar üretilecekse, bunları satın alıp tüketecek bir alıcı kitlesi ve alım gücü de gerekiyordu. Bunun için de genel olarak bir “yüksek ücret” politikasının uygulanması gerekiyordu. Sonunda kurulacak DİSK’in omurgasını meydana getiren Maden-İş gibi sendikalar da bu politikaların dolaylı nimetinden yararlandıkları toplu sözleşmeler yapabiliyorlardı. Türkiye için önemli yapısal değişimler içeren bir genel süreçti bu ve bunu, sonra onu izleyen başka evreleri geçerek Türkiye’nin ekonomisi bugün bulunduğu yere geldi.
Teşhis ve tesbit: “komprador kapitalizmi”!
Gerçeklik düzeyinde olan: ithal ikamesi sanayileşme!
İki düzey pek uyuşmuyor.
Ama bu analiz yanlış da olsa bizim için gerekliydi. Çünkü bu “ağır emperyalizm/ ağır feodalite” formülüyle, kalkınmacı/ modernist subayların darbe, pardon, “demokratik devrim” yapmaları için gerekli ajitasyon yerine getirilmiş olacaktı.
Dediğim gibi, o yıllarda sosyalizm yeniydi, prestiji yüksekti. Herkesin bir kulağı, sosyalistlerin ne söylediğindeydi.
Sosyalistler bunları söylediler.
Ama onların söyledikleriyle somut hayat pratiği hiç kesişmedi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025