Nabi YAĞCI-Taraf Yazıları
Meclis’teki Kürt milletvekillerinin yemin edişlerini izlerken böyle diyenler aklıma geldi. Türk’seniz etrafınızda böyle diyenlere rastlamışsınızdır, sayıları az da değildir. Dün böyle bir soru kimileri için yanlış ama samimi bir soru olarak kabul edilebilirdi. Tarihte Kürt halkına yapılan zulümleri, bu zulümlerin doğurduğu Kürt isyanlarını herkes bilmiyordu; 12 Eylül Diyarbakır zindanlarındaki insanlık dışı işkencelerden de bihaber olabilirlerdi ama bugün hâlâ bu soruyu soranlar varsa art niyetlidirler.
Ne mi yaptık Kürtlere?
Sayıp dökmeyeceğim elbette, yanıt olarak yalnızca Meclis kürsüsünde yemin ederken Adalet Tanrıçası gibi vakur duruşuyla Leyla Zana’yı göstereceğim. Şöyle düşünenler var: “O zaman Türkçe yemin etmedin de ne oldu, bak şimdi ediyorsun...”
Böyle düşünenler kendi utanılası zavallılıklarının, körlüklerinin farkında değiller. Türkçe yemin etmedi de ne mi oldu? Kürsüde yasaklanan dillerini Kürtler şimdi Türkiye’nin her yerinde özgürce değilse de serbestçe konuşur oldular. Zana cezaevinde yıllarını boşa geçirmedi. Hem kendi halkının aşkın sevgisini hem de vicdanlı Türklerin yüreğini, yüreğimizi kazandı.
Kürt özgürlük hareketi Zana’nın Meclis kürsüsünden koparılıp alındığı 20 yıl öncesinden çok daha güçlü olduğu halde, bugün Leyla Zana TBMM kürsüsüne çıkıp dün yapmadığını yaptı.
Türk/ce yemin etti.
Türkçe değil Türk/ce idi yemin. Yani Türklük yalnız dilde kalmıyordu, metnin içeriği de Türk’tü. Yemin metni Türk milletine, Türk devletine sadakat istiyordu. Kimdi isteyen? Cumhuriyet kurulurken verdiği söze sadık kalmayan, sonrasında Kürtleri yok sayan Türk devleti. Sadakati çiğneyenler sadakat istiyorlardı.
Zana, Kürt ve Blok milletvekilleri, bu yemini ederken, halkın kardeşliği ve barış adına bu acı iksiri içmeye razı olurken onlar yüceldiler ama ya dinleyenler, Türkler? Bizler için ortada gurur duyulacak zerrece bir sebep yoktu, tersine utanç vesilesiydi bu yemin.
Çokkültürlü, çok etnisiteli bir toplumu monolitik devlet anlayışının hapishanesine tıkan bu zihniyeti yeminler ayakta tutamaz artık. Komik bile oluyor.
Şimdi zorla değil rızayla yeniden birleşmek gerekli. Meclis’e dönen ve bu acı iksiri içme pahasına kürsüye çıkan BDP, Kürt milletvekilleri ellerini gönüllü birlik için bizlere uzattılar.
Bu el tutulmalıdır.
BDP’nin Meclis’e dönüşü öncekinden anlam bakımından çok farklıdır. Bu dönüş objektif olarak savaşın değil barışın tercih edildiği anlamınadır. Bu dönüşün sübjektif olarak da bu anlama gelmesi ortak bir yeni dil ile mümkün. Barışı savaşın diliyle istemek, şiddeti, ötekini tahrik edici kurşun gibi ağır sözlerle eleştirmek eskimiştir. Şu son yılların deneyi şunu gösteriyor: Kurşunun çözemediği bir sorunu kurşun yerine geçen kurşun gibi sözler hiç çözemez.
Daha da önemlisi savaşan iki devletten söz etmiyoruz. Kürt ve Türk halklarının özgür iradeleriyle ortak yaşamı birlikte kurmasından söz etmekteyiz. Öyleyse bize gerekli olan ortak yaşam dilidir. Bunun nasıl olacağını kimse kimseye dikte edemez, ancak birlikte bulunabilir. Fakat şurası kesindir, ortak yaşam dili birbirimizi değişmeye teşvik edici olmalı, bu ise birbirine değmeyen bir dille yapılamaz.
BDP’nin Meclis’e dönüşünün kendi içinde sancılı olduğunu tahmin etmek zor değil. Bu nedenle Meclis açılır açılmaz bir mucize bekliyor da değilim. Ortak dil hemen doğmayacaktır. Burada önemli olan savaşın değil siyasetin öne geçmesi ve dolayısıyla savaşın değil siyasetin dilinin giderek boy vermesidir.
TBMM’de birlikte bulunmanın başka bir anlamı olabilir mi?
Siyasetin yolunu açmak öncelikle hükümetin sorumluluğudur, ona düşer. Başbakan bugüne dek bir yandan BDP’yi siyasete davet eden ama öte yandan önünü tıkayan, elini uzatmayan bir söylem içinde oldu. Bu değişmeli artık. Silah tekeline sahip olan devlettir. Tehdit söylemini çok kolay kurabilir. Ama Kürt halkı tehdide boyun eğmeyeceğini yeterince gösterdi.
PKK de dünkü PKK değil, tehdit etmeye de pohpohlanmaya da ihtiyacı olmamalı diye düşünüyorum. İhtiyacı olduğu tek şey demokratik kamuoyunu kazanmaktır. Kendimi de içinde gördüğüm farklılıklarıyla birlikte yükselen bir kamuoyumuz var artık. Demokratik kamuoyu tehdit veya pohpohlanarak kazanılamaz zira tutumunu ne yalnız iktidara ne de yalnız PKK’ye bakarak tayin ediyor. Bu açıdan Karayılan’ın Taraf’ı hedef alan söylemi talihsizlikti.
Eleştiriye evet ama eleştirileri susturmaya hayır.
Yazarlar
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları




















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.05.2012
3.05.2012
30.04.2012
28.04.2012
26.04.2012
23.04.2012
21.04.2012
19.04.2012
16.04.2012
14.04.2012