Nabi YAĞCI
Hüseyin’in sevenleri, dostları, yoldaşları olarak, dün çok ciddi bir kalabalıkla son yolculuğuna uğurladık onu. O nedenle sevgiden söz edeceğim ilkin.
Hüseyin ölmemiş de yaşıyor olsaydı, onun üstüne konuşuyor olsaydık, her birimiz onun beğendiğimiz beğenmediğimiz tarafları, paylaştığımız, paylaşmadığımız fikirleri üstüne konuşacaktık. Her birimiz üstüne konuşulacağı gibi. Hiç birimiz, hiçbir insan mükemmel değildir ama mükemmelin peşinde koştuğu için Tanrıları yarattı insanoğlu. Sonra da Tanrılar adına bir diğerini yargılama hakkını kendinde buldu. Bu hep böyle süregitti ve gidecek.
Fakat bir şey var burada: Tanrılığa soyunmuş ama Tanrıları güldüren insan türü olarak bütün yanlışlarımıza, aptallıklarımıza, sakarlıklarımıza, etrafımızı kırıp dökmelere karşın bazılarımız ya da pek çokları bütün bunlar içinde hayat tablosuna bir sevgi fırçası atar. Bu sevgi çizgisi tarif edilemezdir. Ne kendisi farkındadır ne de onu yaşarken yargılayan insanlar. Sevgi, dostluk çizgisi bir ressamın tablosuna attığı bir fırça darbesi gibidir, tablo bitince ancak fark edilebilen. Ya da bir yaşam sonlandığında.
Hüseyin kendi yaşamı içinde böyle bir fırça darbesi atmış olmasaydı bugün burada onu sevenler olarak böylesine kalabalık biçimde toplaşmazdık. Bu sevgi halesini görmüş olsaydı kendisi de şaşırırdı muhtemelen.
Edebiyatta hep gülün dikeninden söz edilir de nedense dikenin gülünden söz edilmez. Oysa yaşarken her birimiz gül değil dikeniz ama pek çoğumuzda dikenin gülü de var ama gizli. Ne yazık ki bunu ancak insanlarımızı kaybettiğimizde anlıyoruz. “Meğerse ne kadar severmişim onu” diyerek.
Ölümlerden önce dikenlerin güllerini derlemek olanaksız mı acaba? İşte bunu bilemiyorum.
Sevgi, dostluk bir yandan da çok ayağa düşmüş bir laf. Burada değindiğimle bu ayağa düşmüş laf arasındaki farkı kesinlikle ayırt etmek gerek.
Biz birbirimizi mahalle kahvesinde pişpirik oynarken tanımadık.
Özgürlük,eşitlik, kardeşlik idealinin sosyalizme, komünizme evrildiği , en azından iki yüzyıllık bir mücadele geleneği içinden gelenleriz. Bizler birbirimizi o kavga geleneği içinde tanıdık. Daha önemlisi hatta tanımadık bile, bizim illegal mücadele pratiği içinde birbirimizi gerçek kimliğiyle bilmezdik. Ama orada bir yoldaşımız vardı bunu bilirdik, sırtımızı güvenerek ona yaslayacağımız bir yoldaşımız, yoldaşlarımız. Ben kendi adıma buna hep güvendim ve çoğunlukla da yanılmadım.
Tanımadığın bir insana sırtını dayamak güveni nereden geliyordu?
Umuda tutunmaktan. Yalnızca bundan.
Birbirimize ve bizi bağlayan ideallere güvenmekten başka neye güvenebilirdik? Cezaevlerinde, işkence odalarında, politik göçmenliklerde direnmenin gücüne bağlandık. Ben biliyordum ki burada direniyorsam ötede, adını sanını bilmediğim bir başka yoldaş da direniyor. Umudu yaratan şey bu direnmedir, yalnızca direnme.
Hüseyin bize umuda tutunmayı hatırlattı, onu cisimleştirdi. Yoğun bakımda 42 gün direndi. Çanakkale devlet hastanesine geldiğinde bir süre sonra doktorlar hastanenin acil kapısı önünde bekleyenlere, artık yaşama ihtimali milyonda bir, beyin ölümünü bekliyoruz ama beyin ölümü gerçekleşene kadar tedaviyi sürdüreceğiz, en kötü duruma hazırlanın demişti. Beyin ölümü ne zaman gerçekleşir belli değildi, bir gün sonra da bir ay sonrada. Milyonda bir umuda sarılarak hastane önü terk edip evlerimize döndük. Ama üç gün sonra doktorunun da deyimiyle bir mucize gerçekleşti Hüseyin hayata döndü. Eşi Vicdan ile konuşabiliyordu. Artık yoğun bakımdan normal servise çıkacağı günleri bekliyorduk. Umudun sıradan olmaktın çıkıp cisimleşmesi dediğim budur. Hüseyin bize umudu hatırlatmıştı o mucizeyi yaratarak. Tersi durumda bu 42 günün sonunu umutsuzca bekleyerek geçirecektik. Ne var ki enfeksiyonla mücadele kazanılmıştı ama bir de kanseri vardı, bağışıklık sistemi çok zayıflamıştı. Bu nedenle ikinci raundu kazanamadık.
Umut, bize sonunda ölümü getirecek olduğunu bildiğimiz hayata tutunmaktır. Sonu kesin olarak başarıyla bitecek bir mücadelede umudun yeri yoktur. Umut, kazanmanın milyonda bir ihtimal olduğu durumda söz konusu olur ancak. Sonunda kaybetseniz de önemli olan her durumda umuda sarılmaktır.
Umuda sarılmayı bugünlerde siyasi nedenlerle de hatırlamak gerek. Dünya ve Türkiye kötü günlere gidiyor. Kötü günler geçmişte de yaşanmıştı, örneğin Hitler faşizmi gibi. O zamanlarda olduğu gibi sonrasında verdiğimiz mücadelelerde örneğin yasala çıkma mücadelesinde de umuda sarılarak direnmekten başka güvence yoktu.
Onu uğurlarken bizler Hüseyin’den hoşnuduz ve onu hoşnutluk duygularımızla son yolculuğuna uğurladık. Partili mücadelesi bir yana sonrasında Küyerel içinde son derece ciddi çabaları, emeği oldu. Yeni düşüncelerin peşini kovaladı. Pek çok projesi vardı, birlikte projelerimiz vardı. Onlardan birini “Elele Özgürlüğe” çalışmasıyla gerçekleştirmiş olmamız tek tesellimdir.
Şimdi mesele, barış, demokrasi , insan hakları, özgürlükler ve sol üstüne onun yarım bıraktığı fikirsel projelerini sürdürmektir.
Hoşça kal, bize sevgi ve dostluğu, umuda sarılarak direnmeyi fark ettiren, sevgili kardeşim, mücadele arkadaşım, fikirdaşım, sevgili yoldaşım Hüseyin.
Hoşça kal.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.09.2022
10.06.2022
9.03.2022
12.09.2021
6.04.2021
17.03.2021
12.02.2021
8.02.2021
6.02.2021
3.05.2020