Nuray MERT
Geçen hafta II. Abdülhamid’in 174. doğum yıldönümünü idrak ettik, Meclis Başkanıİsmail Kahraman “himayesinde” Dolmabahçe Sarayı’nda bu vesile ile bir sempozyum düzenlenmiş, ardından mevzu güncel siyaset çerçevesinde “Abdülhamid Han”, bildik sağ-İslamcı siyaset değerlendirmeleri ortalığı kapladı. Aslında, bizim geleneğimizde Peygamber dışında doğum yıldönümü kutlaması yoktur. Peygamberimizin doğum yıldönümü de yakın zamana kadar güneş (şemsi) takvimine göre sabitlenmiş olmayıp, geleneksel olarak ay (kameri) takvime göre Mevlit Kandili ile yâd edilirdi. Hadi “Kutlu Doğum Haftası”na “bidadi hasene” diyelim, tarihi şahısların doğumunu kutlamak büsbütün yeni bir icat. Doğrusu, Dolmabahçe Sarayı da iyi bir yer seçimi sayılmaz, zira Abdülhamid bu sarayı güvenlik açısından sakıncalı bulduğundan Yıldız Sarayı’nda ikamet ederdi. Ama zaten belli ki bu kutlamanın da tarihle, gelenekle pek ilgisi yok. Mevzu, Abdülhamid ile Erdoğan, dönemi ile bugün arasında paralellik kuran bir “tarih şuuru” oluşturma gayreti.
Necip Fazıl’ın kitabı
II. Abdülhamid merkezli “tarih şuuru” iddiası veya tarih yazımcılığı sağ/muhafazakâr/İslamcı siyaset ve ideolojinin ürünüdür. Bu ekolün en önde gelen düşünce babası da Necip Fazıl’dır. Nitekim, bu ekol çerçevesinde yazılanların hemen tümü, Necip Fazıl’ın tarihçilik ile alakası olmayan “Ulu Hakan” adlı kitabına yazılmış dipnotlarından ibarettir. Bu ekol zamanında, gerek Cumhuriyetin resmi tarih yazımı, gerek sol tarih yazımı II. Abdülhamid’i yine ideolojik kalıplar içinde “gerici” bir müstebid olarak resmetmesine tepki olarak doğdu ama konu tepkiden fazla olarak, Cumhuriyetin seküler modernleşmesine itirazın sembolü olarak pekişti.
Aslında özellikle seksenli yıllardan itibaren, II. Abdülhamid ve dönemini “Kızıl Sultan” ve “Ulu Hakan” ikilemi içinde konu eden ideolojik bir mevzu olmaktan çıkaran, değerli tarih çalışmaları çoğaldı. Bunların başında, önemli tarihçilerimizden Engin Deniz Akarlı’nın öncü çalışması geliyor. Münhasıran Abdülhamid dönemine ait olmayan pek çok ciddi “Osmanlı modernleşmesi” çalışması da bu döneme ait önemli katkılar sundu, bunların başında bir diğer önemli tarihçimiz İlber Ortaylı’nın döneme ilişkin tüm çalışmaları vardır. Diğer önemli tarihçilerimizden, Kemal Karpat’ın “İslamın Siyasallaşması-Osmanlı Devletinin Son Döneminde Kimlik; devlet, İnanç ve Cemaatin Yeniden Yapılanması”, Selim Deringil’in “İktidarın Sembolleri ve İdeoloji” başlıklı çalışmaları bu dönemi kavramak açısından vazgeçilmez kaynaklardır. Batılı Osmanlı tarihçilerinden François Georgeon’un Abdülhamid üzerine çalışmasını zikretmeden geçemeyiz. Dahası, son yıllarda bu döneme ilişkin pek çok hatırat yayımlandı; Abdülhamid’in Paris Büyükelçisi Salih Münir Çorlu’nun “Geçmiş Zamanlar” başlıklı hatıra ve yazıları bunlardan biri.
‘Aydınlanmış despot’
Kim ne derse, ne yazarsa yazsın, son olarak AKP ile temsil edilen sağ-muhafazakâr-İslamcı söylem Abdülhamid ve dönemini Necip Fazıl-Kadir Mısıroğlu popüler-ideolojik tarih yazımı çerçevesinde değerlendirmekte ısrarlı. Zira, onlar açısından konu II. Abdülhamid ve dönemi değil, onun üzerinden söylenmek istenenler; yani bu ülkede seküler modernleşme sürecinin “ihanet ve komplo”dan ibaret olduğu iddiası. Abdülhamid’in kendisi dahi “vehimli” fakat siyasetini “komplocu”luk üzerine kurgulamış değildi. Osmanlı modernleşmesini, otoriter bir siyaset çerçevesinde hayata geçirmiş, daha ziyade “Aydınlanmış Despot” tarifine uygun bir son dönem Sultanı idi. Dış polikası maceradan kaçan, temkinli ve oldukça dengeli idi, tüm bunlar Osmanlı Devleti’nin çökmesine çare olamadı veya olamazdı, o ayrı mevzu.
İlla II. Abdülhamid dönemi ve güncel siyaset arasında ilişki kurulacak ve bugüne dair çıkarımlar yapacaksak, dış siyasetinde izlediği temkinlilikle işe başlayabiliriz. İç siyasete gelince, yine benzerlik kuracaksak, II. Abdülhamid’in vesveseden ibaret olmadığını teslim etmek gereken “tehdit”lere karşı seçtiği yolun baskı siyaseti olmasının sonuçlarına bakabiliriz. Bu baskıcı siyaset, İslamcısından, Batıcı’sına neredeyse tüm genç nesil Osmanlı bürokrat/aydınlarını, karşısına almakla neticelenmişti. O kadar ki, muhalefet neredeyse sadece Abdülhamid karşıtlığında birleşmiş, onun ötesinde de fazla bir fikir üretememişti, nitekim, büyük hayal ve iddialarla onun yerini alanlar, memleketi on sene idare edemediler. Diğer taraftan, Türkiye’nin mevcut iktidarının dış siyaseti, II. Abdülhamid döneminden ziyade İttihad ve Terakki çizgisine benzerlik arz ediyor, o da ayrı mevzu. Dolmabahçe sempozyumunda bunlar konuşuldu mu bilemiyorum, ama yankıları böyle bir izlenim vermiyor doğrusu.
Bu vesile ile, bir mikro alan çalışması olarak, döneme ait çok yeni bir kitabı dikkatinize sunmak istiyorum. Sevgili dostum Adil Baktıaya’nın, “Bir Osmanlı Kadınının Feminizm Macerası ve Hamidiye Modernleşmesi’ (h2o Yayıncılık) başlıklı çalışması, hem iyi hikâye, hem iyi tarihçilik örneği, mutlaka göz atın.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024