Pelin CENGİZ
Son iki haftadır ülke tarihinin en geniş katılımlı sivil itaatsizlik direnişini yaşıyoruz. Gezi Parkı,Taksim Meydanı, Taşkışla, Sıraselviler ve Gümüşsuyu’na kadar uzanan alanda paranın geçmediği, takasın, yardımlaşmanın ve dayanışmanın esas olduğu bir nevi “komün” hayatı var. Gezi Parkı etrafındaki pek çok ana caddede bir haftadır sağlamlaşan barikatlar, her gün yüzbinlerce insanı ağırlayan Taksim’in bu vesileyle yayalaşmasını da sağladı. 28 Mayıs 2013 günü hakikaten bir avuç insan tarafından başlatılan Gezi Parkı direnişi polisin karşısında düşman varmışçasına sert müdahalesiyle kısa sürede dalga dalga tüm Türkiye’ye yayılarak milyonları etkisi altına alan bir politik uyanışa evrildi. Kendini herhangi bir siyasi partiye ya da oluşuma ait hissetmeyen park ahalisinin yanı sıra Taksim Meydanı’na doğru taşan kitlenin muhalif siyasi kimlik çeşitliliği ise hayal edilebilenin ötesinde. AKM binasının dış cephesine ve Taksim Meydanı’nın girişine asılan pankartlar bunun en büyük göstergesi.
Gezi Parkı merkezli olarak başlayan bu yeniliği ve muhalifliği anlayabilmek için yeni bir zihnî yaklaşım gerekiyor. Bunu zamanın ruhunu anlayamayan, geleneksel, içi boşalmış, modası geçmiş fikriyatla ya da ideolojilerle açıklamaya çalışmaktan vazgeçmek öncelikli prensip olmalı. Burada, bu fiili eylemliliği bitirmek için “haydi artık herkes evine” demek yerine somut ve öncelikli taleplerin etrafında müzakere sürecinin başlatılması esas alınmalı. Geçen hafta Bilgi Üniversitesi tarafından yapılan Gezi Parkı ile ilgili kamuoyu yoklamasında, katılımcıların yüzde 53,7’si daha önce hiçbir kitlesel eyleme katılmadığını, yüzde 70’i kendini hiçbir siyasi partiye yakın hissetmediğini söylerken, yüzde 92,4’ü de Başbakan Erdoğan’ın otoriter tavrının protestolara katılmasında etkili olduğunu belirtiyordu. Bir kere sokağa çıktıktan sonra bu kitlelerin tekrar eve girebilmesini sağlamak için müzakere masalarında çok iyi argümanlarınızın olması gerekiyor.
Bu aşamada, artık Gezi Parkı ve çevresine yapılmak istenen yeni betonlaşma hamlesine karşı oluşan direniş, Türkiye’nin son 10 küsur yıllık had safhada kalkınmacı neoliberal talan ekonomisi karşısında gerçekleştirilmiş en büyük eylem olarak sembolleşmiş durumda. Kentlerin dokularıyla oynayan, doğaya, tarihe geri dönülmez tahribat veren, tüm Türkiye’yi dev bir şantiyeye dönüştüren tek adam keyfiliğindeki projelerinin Gezi Parkı ile sınırlı olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz. Bunun gibi başta İstanbul’da olmak üzere Türkiye’de hemen bir çırpıda sayabileceğimiz onlarcası var. TBMM’de bir gece operasyonuyla ÇED’sizleştirilen (Çevresel Etki Değerlendirme) Kanal İstanbul, üçüncü köprü,üçüncü havalimanı, nükleer santraller gibi dev projelerin yanında Emek Sineması, İnönü Stadı, Hayrettin İskelesi, AKM, Tarlabaşı’nı sayarken, devlet tarafından korunması gerekirken sermayeye peşkeş çekmeye hazırlanılan doğal varlıkları, SİT alanlarını unutmamak gerek. Tüm bunların temelinde ortak bir kabulle herhangi bir sebeple ekosistem içinde önemli bir doğal varlık olarak müştereken korunması gereken alanların devlet eliyle “özel mülk” hâline getirilmesi yukarıda bahsettiğim aynı keyfiyetin uzantısı olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye, doğal varlıkları talan ederek, inşaat ve betonlaşma üzerine kurulu yeni bir kalkınmacı ekonomik modele kilitlenmiş durumda. Bu ekonomik modelin tercih edilmesinin bilinçliliğinin yanı sıra cari açık, sanayinin üretim yapısından kaynaklanan sorunlar, ihracat/ithalat dengesi ya da küresel krizin etkileri gibi pek çok nedeni var. Buna bir de ÇED süreçlerinden muaf tutulan, hukuku hiçe sayan, denetimden, şeffaflıktan ve müzakereden uzak tek adam iktidarının “çılgın projecilik” ısrarı eklenince, makulü konuşmak zorlaşıyor. Demokrasilerde, bu derece güç temerküzü, bu kadar denetimsizlik ve hukuksuzluk, en iyi niyetli yönetimler iktidarda olsa bile tehlikelidir.
Bu noktada, Politik Ekoloji çalışma grubu tarafından tüm Türkiye’deki çevre ihtilafları biraraya getirilerek, bir “Çevre Direniş Atlası” oluşturuldu. Bir Türkiye haritası üzerinde çevre ihtilaflarının kategorilere ayrıldığı listede, şu anda tesbit edilen 88 çevre sorunu mevcut. Çalışmanın zamanlaması, Gezi Parkı direnişinin yalnız olmadığını, Türkiye’de daha pek çok çevre ve doğa sorunu olduğunu göstermesi açısından da çok iyi. Gezi Parkı, temelinde bir ekoloji mücadelesi olarak başladı, flama, bayrak, slogan heyecanı bittikten sonra yine bir doğa koruma hareketi olarak devam etmesini isteyenler azımsanmayacak sayıda. Türkiye’de çevre direnişi için bu bir milat olarak kabul edilebilir. Gezi Parkı direnişinin bu yüzünü hiç önemsemeyip, orada beğenmediğiniz siyasi gruplar da var diye burun kıvıranlardansanız, madalyonun bir de bu yüzüne bakmanızı tavsiye ederim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022