Serdar KAYA
Türkiye’nin hızla değişiyor olması, yaygın söylemlere de doğrudan yansıyor. Ancak yaygın zihniyet aynı kaldığı müddetçe hem gerçek manada bir değişimin yaşanması mümkün değil, hem de sürekli çelişkili ifadeler kullanmak kaçınılmaz.
Bir örnek: Irk
Bülent Arınç, hafta içinde Makedonya’nın başkenti Üsküp’e gitti ve ardından, Twitter hesabından gezi hakkındaki olumlu izlenimlerini bizlerle paylaştı. Arınç’ın şu ifadesi özellikle ilginçti: “Fırsat buldukça buralara gelip, buradaki soydaşlarımızı ziyaret etmelisiniz.”
Arınç’ın bu cümlesi, (1) Makedonya’da soydaşlarımız bulunduğu, (2) soy birliğinin önemli bir ortak payda olduğu, ve dolayısıyla da (3) fırsat buldukça gidip kendilerini ziyaret etmemiz gerektiği anlamına geliyor. Daha önce de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Önemli olan boy değil soy, soy”şeklinde, soyun övünülecek bir şey olduğunu ima eden epey problemli bir ifade kullanmıştı.
Irk anlamına gelen soy kelimesi, Türkiye’de her kesimden insan tarafından sıklıkla (ve daha da kötüsü, çok fazla yadırganmadan) kullanılıyor. Özellikle Orta Asya’daki Türki cumhuriyetler söz konusu olduğunda, aradaki dil ve kültür bağından ziyade soydaşlığı vurgulayan bir söylem ön plana çıkıyor. 1920’lerden sonra ortaya çıkan “Orta Asya’dan gelmiş olma” efsanesine göre, bizi birarada tutan şey soydaşlık. Bu soydaşlıktan ötürü de, hem Balkanlar’da hem de Orta Asya’da, varlıklarından haberdar olmamız (ve Arınç’a göre, zaman zaman ziyaret de etmemiz) gereken soydaşlarımız var.
Peki, bu durumda (sözgelimi) Kürtler ile ilişkimizde belirleyici olan ne? Onlar da soydaşlarımız mı? Değil. Onlar “kardeş”lerimiz! Gerçi Cumhuriyet’in kuruluş dönemindeki söyleme göre, Kürt diye bir şey zaten yoktu. Şimdi ise var, ama Kürtler soydaşlarımız değilse de, bir şekilde kardeşlerimiz oluyorlar. Peki, ortak paydayı soydaşlık olarak belirlediğimizi ima eden bir söylem bu denli hâkim olursa, onlar kendilerini dışlanmış hissetmezler mi? Öyle hissederlerse haksız olurlar mı? Dahası, bu şartlar altında, onların da kendi soydaşları ile birlik arayışı içine girmeleri doğal olmaz mı?
Irak Kürdistanı’ndan bir grup resmî yetkilinin Güneydoğu’ya ziyarete geldiğini ve bölgedeki Kürtlere “soydaşlarımız” diye hitap ettiklerini düşünelim... Bu durumda bizler neler hissederiz? Bundan rahatsızlık duyar mıyız? Şayet duyarsak ve buna karşılık bir Kürt milliyetçisi de çıkıp, “Türkiye’nin Makedonya ile gen ortaklığı mı daha fazladır, yoksa Güneydoğu ile Kuzey Irak’ın mı” gibi tehlikeli sorular soracak olursa, verecek cevabımız olur mu?
Bir diğer örnek: Şehadet
Geçtiğimiz günlerde bir vatandaşımız daha zorunlu askerlik görevini yerine getirmekteyken işkence altında hayatını kaybetti. İddianameye göre, bu cinayeti işleyenler, Er Uğur Kantar bilincini kaybettikten sonra dahi işkenceye devam etmişler. Bilinci yerinde değilken güneş altında ve bir sandalyeye kelepçeli vaziyette yarım saat daha eziyet gören Kantar’ın numara yaptığını düşünen işkencecileri, kendisine tıbbi müdahalede bulunulmasına da engel olmuşlar.
Bütün bunların elbette savunulacak bir yanı yok. Ancak bu insanlık suçlarını eleştirenler dahi, çoğu zaman bütün bu canavarlıkları mazur görmeyi mümkün kılan “kutsal ordu” algısından kurtulamıyor. Mesela, Er Uğur Kantar’ı şehit saymadığı için TSK’yı eleştirmek, böyle bir zihni önkabulün sonucu.
Herşeyden önce, laiklik vurgusuyla meşhur olan, ama her nasılsa bir şekilde “Peygamber Ocağı” da olabilen TSK’da silah altına alınanlar cihada mı çıkıyorlar ki, şehit olsunlar? Yok eğer kasdedilen milli ve seküler bir şehadet ise, bir üstün astını öldürmesi de buna dahil mi? Diğer yandan, bu milli şehadet neden sadece ordu için geçerli? Emniyet teşkilatı da güvenlik görevi görüyor. Bu durumda, karakollarda işkence altında ölenler de şehit sayılmalı mı? Laik Cumhuriyette, şehitlik, vatandaşların devlet elinde can vermesinin ifadesi mi?
Sonsöz
Bütün bu tutarsızlıklar, tekil bazda değişen kimi düşüncelerimize rağmen, bütün düşüncelerimize temel teşkil eden zihniyetin aynı kalmasından ileri geliyor. Zihniyetin aynı kalması, eski yaklaşımların, (aradaki uyumsuzluğa rağmen) yenilerle birarada yaşamasını sonuç veriyor.
Bir yandan “Türk’üyle Kürt’üyle, Laz’ıyla Çerkes’iyle...” bir olan bir Türkiye mesajı verirken, diğer yandan “soydaş”lardan bahisler açmak, ya da, bir yandan masum insanları öldüren bir terör örgütüne lanet okurken, diğer yandan benzeri suçlar işlediği defalarca gün yüzüne çıkmış olan ultra-laik bir devlet kurumunu şehadet tescil makamı olarak görmek, hep aynı kafa karışıklığının sonucu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.06.2019
17.06.2018
6.04.2015
23.03.2015
16.03.2015
20.01.2015
15.01.2015
17.11.2014
1.10.2014
12.08.2014