Sezin ÖNEY
Bir avuç Don Kişot
25.10.2012
3066
“Kıymetli Don Kişot’un, korkunç ve akla hayale gelmemiş Yel Değirmenleri Macerası’ndaki başarısı ve mutlu hatıralar için kayda değer diğer olaylar hakkında...”; 17. yüzyıl başında basılan, Miguel de Cervantes’in, El ingenioso hidalgo don Quijote de la Mancha (Mahir Beyefendi Mançalı Don Kişot) kitabının bu bölümünde, meşhur yeldeğirmenleriyle savaş sahnesi yer alıyor.
Türkiye’de şu an tüm “gerçeklik” kaybolmuş durumda. Ne uluslararası hukuk, ne Avrupa Birliği hukuku, ne Türkiye’nin kendi hukuki zemini, ne “İslami adalet kavramı”, ne geleneksel “adalet”, ne bireysel ahlaki-etik değerler.. hiçbir “satıh” kalmamış durumda.
Türkiye’de, “adaletin” çekim gücü, tümden yok olmuş durumda.
Bu nedenle de, sözlerin hiçbir ağırlığı yok. Değerlere değer, sözlere ağırlık kazandırmaya çalışan bir avuç Don Kişot, “insanlık namına”, “canavarlarla” savaşıyor.
Yoksa yel değirmenleri mi?
Süpermarketlerden bayram şekerleri taşarken, sofralar taksitle alınan kurbanların etinden yapılan yemeklerle süslenirken, dağdan ovaya güç savaşları sürerken, bazı insanların kendilerini açlık greviyle yok etmesi, kimin umurunda Türkiye’de?
Yakınları ve “insanlık hâlinden” kaygı duyan bir avuç Don Kişot’un herhalde...
Aydın Engin, haber sitesi T24’teki yazısında şöyle yazdı:
“Sayıları binlerle ölçülen Kürt siyasi tutuklu ve hükümlüleri açlık grevindeler. Geçen ay, 12 Eylül’de önce 63 tutuklu Kürt siyasetçisi açlık grevine başladı. Onları binlercesi izledi.
Kimilerinizin belki de çoğunuzun haberi bile yok. Medyamız binlerce yurttaşımızın açlık grevinde olmalarında bir ‘haber değeri’ bulmadı. Kimileri görmezden geldi, kimileri ıkına sıkına tek sütunluk, ayrıntıdan yoksun haberlerle yasak savdılar.
Açlık grevini başlatanlar bugün 37. günü doldurdular.”
Bu yazı yayınlanalı, neredeyse bir hafta oldu.
Can, can veriyor, an be an, her nefesle.
Oysa “modernleşme” ve “demokrasi”, insanlığın kronik acılarına derman olacaktı, değil mi?
Bilkent Üniversitesi’nde “Türkiye” ve “Modernlik” kavramlarını çok heyecan verici, ilham verici şekilde işleyen bir ders veren hocam İhsan İlker Aytürk, Şükrü Hanioğlu’nun A Brief History of the Late Ottoman Empire (Son Dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun Kısa Tarihi) kitabında yer verdiği, 1750-51’de ve 1800-1801’de yaşamış 10 bireyin, ölümleri sonrası sahip oldukları malların kayda geçirildiği envanterleri aktarıyor.
Yeniçeri Ağası’nın oğlu Süleyman Ağa’dan, daha yeni genç kızlığa adım atarken ölen doktor kızı Ayşe’ye, şurupçu Artaşir Artosyan’a, afyon satıcısı Elhac Ömer’e, Osmanlı toplumunun insanları, “modernleşme öncesi”, sadece bir yastık, bir eşarp, bir kürk, bir fincan gibi son derece sınırlı eşyaya sahipler.
Bugün, orta sınıf bir vatandaşın sahip olduğu sayısız Çin malı eşyayı düşünün bir de...
O dönem Batı Avrupa’sındaysa, maddiyat ve sahip olmanın toplumsal bir “değer” olarak ön plana çıkışı ile buna paralel olarak gelişen mal edinebilme gücü, sıradan insanlar için bile, Osmanlı ile karşılaştırılamayacak boyutta. Bugünse, ne kadar enteresan ki, “eşya kültürü”, “bolluk tutkusu”, “alışveriş”, Türkiye’nin egemen “değerleri”.
“Can”, bir değer değil.
Değerli değil.
Sadelik, mütevazılık ise, mesela İskandinavya gibi, Batı Avrupa’nın da “Batısı” sayılabilecek modernleşmenin ileri boyutunda ülkelerle özdeşleştiriliyor.
Türkiye, “modernleşme” kavramı ile hesaplaşmadan, girdaplardan kurtulamayacak.
“Modernite”, kusursuz bir dünyanın anahtarı değil.
İnsanların zalim yüzü, birbirini ezme “tutkusu” da, modern dünyada, endüstriyel boyutlarda.
Bugünlerde, İstanbul’daki reklam panoları, her zamankinden farklı bir “reklam” için kullanılıyor. 1993’ten bugüne AB’ye girmeye çalışırken öldüğü belgelenen 16 bin 264 mülteci ve sığınmacının isimleri, toplam 49 sayfalık bir liste oluşturmuş.
Bu sayfalar da, Şişhane-Hacıosman metro hattındaki 100 panoda yer alıyor.
30 ekime kadar, bu isimlerin yarattığı utanç, gözümüzün önünde kalacak.
Sonrasında da, umarım, hafızalarda...
Irkçılığa karşı mücadele veren sivil toplum örgütü UNITED for Intercultural Action’ın projesinde yer alan sanatçı Banu Cennetoğlu, 2006’dan beri, “Liste”nin kayıp hayatlarının izinde.
“Liste’de” her isim (artık var olmayan) bir hayat.
Bu proje, Lara Fresko’nun koordinatörlüğünü, Esra Sarıgedik’in küratörlüğünü üstlendiği, Avrupa’da aşırı sağın yükselişi, “ötekilerin dışlanması”, Avrupa ve sınırlar konuları üzerine fikir yürütülmesini amaçlayan bir organizasyonun, “Ölçek, Mertebe, Tedbir”in bir parçası olarak İstanbul’da.
17 kasıma kadar devam edecek olan “Ölçek, Mertebe, Tedbir” de, yel değirmenlerine, onların öğütücü gücüne karşı bir başkaldırı.
Türkiye, AB konusunda, insan hakları sicilini düzeltmek, AB’nin içinde yer alarak, Avrupa içinde yaşanan haksızlıklar ve “modernliğin karanlık yüzüne” müdahale için bir şey yapmıyor ama “suça” ortaklık konusunda hiç geri kalmıyor.
“Ölçek, Mertebe, Tedbir”in tanıtım yazısında, şu sözler yer alıyor: “2012’de AB’nin sınır koruma organı Frontex’in Ankara ile imzaladığı bir memorandumla ‘Frontex ve sınır idaresi konusunda ehil Türkiye yetkilileri arasında işbirliği’ başlatıldı.”
Frontex görevlileri, “Liste”deki isimlerin bazılarını çekip vuranlar. “Modernite”ye, Türkiye katkısı kutlu olsun.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024