Sezin ÖNEY
Türkiye tarihinin en büyük terör saldırısı gerçekleşti.
“Normal şartlarda”, böyle bir saldırının, tüm ülkeyi birleştirmesi gerekir. Hele ki saldırı, ülkenin başkentine yapılmışsa; başkent, her ne kadar Ankara gibi biraz soğuk ve donuk, insanı bağrına basmayan bir kentse de, yaşanan dehşetin büyüklüğü, bir ülkeyi kenetler. Oysa ben, Ankara’ya, Ankara’dan Türkiye’ye, böylesi vahşi bir bombalamanın ardından bakınca sadece paramparça bir ülke görüyorum…
Bu paramparçalık da şunu gösteriyor…
Ortak hiçbir şeyimiz yok ülke olarak; dayanabildiğimiz ortak bir ahlaki düzlem, bir kültürel düzlem yok. Üzerinde, ayakta durabileceğimiz bir insani ortaklık zemini yok.
Farklı kesimlerden; hattâ “normal şartlarda” savaş karşıtı olanlardan bile, “ölümüne çatışmaktan”, “ancak bir iç savaşın ortamı ‘temizleyeceğinden’” bahsedenler var.
Bugünlerde, üzerine daha da çok konuşur olduğumuz “kutuplaşmanın” ötesinde bir hâl bu…
Kutuplaşmanın ötesinde bir yere gidiyoruz; paramparçalığa ve seçimlerin çare olamayacağı derin bir ufalanma hâli yaşıyoruz.
Seçimin, çözüm getirmesi zor çünkü, politikanın çarkları, doğru düzgün siyaset yapanı öğütmek üzerine kurulu.
Siyaseten didişenlerin merkez siyaseti ve merkezin önemini parçaladığı bir noktadayız; kutuplaştırmayı en iyi kullanan, en çok sesi çıkan ve siyaseten ön planda olan oluyor. Ankara’da olunca, “şirretliğin”, “saldırganlığın” nasıl prim yaptığını, temiz- dürüst ve yaptıklarını insanların gözüne sokmaya çalışmayan “sakin insanların” nasıl “yok sayıldığına” tanık oluyor ve siyasetin geleceği için daha da dertleniyorsunuz. Tek bir örnek vereyim; hastane ziyareti mi yapılacak? Kamuoyu, sadece kameraları, hastaların, mağdurların yataklarının önüne kadar sokanları görüyor.
Medya ile siyaset bu açıdan birbirini besliyor; agresif şekilde kendi reklamını yapmayan, yok sayılıyor.
Medya ve siyasetin, gerçekten yapmaları gereken şeyler olan bilgilendirmek ve politika üretmek faaliyetleri birbirinin içine geçmiş durumda; medya, siyaset yapıyor ve politikacılar da, algıları ayarlayacak ve kendilerini pazarlayacak bilgiyi üretiyorlar.
Öte yandan, siyasette ve toplumda, “kendinden” varsaymadığının en hunhar biçiminde yok edilmesine, en iyi ihtimalle müthiş bir kayıtsızlık, duyarsızlık içinde de çok fazla insan var. Hele bir de, “oh olsun” diyebilenler var ki; o kesime, diyecek bir şey zaten bulamıyorum.
Medya ve politika da, ortak olarak bu “kötücül” kesimleri, coşturmak; daha da çığırından çıkarmaktan başka bir işe yaramıyor.
Zihinler o kadar bulanmış, kendi dar bakış açısı dışında kalana karşı o kadar körleşmiş ki, her türlü zırvayı biraraya getiren komplo teorileri, olan biteni açıklamakta gayet rahatlıkla kullanılıyor. Önemli olan komplo teorisinin içeriği, “gerçeğin” kırıntısını dahi barındırıp barındırmaması değil; yeter ki, komplo teorisi, yeterince tekrarlansın, algıları kendi “gerçekliğine” uydursun… Bir süre sonra, o komplo teorisinin kendi gerçekliği oluşuyor. Ve o komplo teorisinin sahte gerçekliği, “gerçek gerçeği” yok ediyor; gerçeğin, faili meçhul olduğu bir ortamda, dert anlatmaya çalışmak ise beyhude.
Gazeteci olarak, akademisyen olarak, bilgi aktaran ve “gerçeği”, tarafsızca yansıtmaya çalışan kişilerseniz, keskin kezzaplar olarak çevresine zehir saçanların ve sahte uzmanların oluşturduğu yalan dolan çölünde bir süre sonra boğulduğunuzu hissediyorsunuz.
Adeta, iyi, temiz, dürüst ve mütevazı olana soykırım uygulanıyor.
Ve elbette, medya ve siyasetin iyice çapraştığı, toksikleştiği bu ortamda, her zaman olduğu gibi asıl meseleyi de tartışamıyoruz: bugünün birinci sorunu, IŞİD gibi bir “post-modern terör örgütü”nün bu topraklarda, Türkiye’de gittikçe köklenmekte olduğu gerçeği. Şimdi, bir başka dert var; IŞİD ve benzer örgütlerin, sağ-sol, Sünni-Alevi, Kürt-Türk, dinci olan olmayan (dindar demiyorum) gibi var olan fay hatlarını kullanarak gerçekten üyeleri olanlar ve “tabanları” ötesinde “sempati”, ilgi toplaması…
Ve ne yazık ki, IŞİD, tıpkı diğer eylem yaptığı ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’nin de zaaflarını çok iyi ve kurnazca okuyor ve kullanıyor. Hatta demek ki, IŞİD, içimizdeki fay hatlarını Türkiye’deki birçok medya ve siyaset erbabından iyi takip ediyor ve anlıyor ki: yoksa bütün ülkeyi cehenneme çevirmesi için sosyal ve politik fay hatlarına tek bir dokunuşu yeterli olmazdı. Öyle olmasa, adım adım; Diyarbakır, Suruç ve son halka Ankara saldırılarından sonra, artan derecede bu denli paramparça hâlde olmazdık.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.10.2025
28.09.2025
25.04.2025
3.02.2025
29.01.2025
17.01.2025
7.11.2024
6.11.2024
24.10.2024
27.06.2024