Süleyman Seyfi Öğün
Karatani'nin de vurguladığı gibi, modern dünyâda; deyim yerindeyse “top” üçlü bir yapılar demetinin arasında dönüyor. Bunlar sırasıyla “devlet”, “sermâye” ve “ulus”tur. Tuhaf olan husus; bu üçlemenin kaba bir soyutlama olarak kalması ve daha da mühimi, herbirine birer blok olarak bakılmasıdır. Elbette bunları “çoğul” karakteri içinde; yâni “devletler”, “sermâyeler” ve “uluslar” olarak değerlendirmemiz gerekiyor.
Çatışmaların ikliminin en sıcak olduğu noktalarda bu çoğulluğu kısmen de olsa anlayabiliyoruz. Meselâ “uluslararası” savaşlar veyâ “devletlerarası” savaşlarda olduğu gibi. Ama bu ampirik kavrayış tek başına yeterli olmasa gerekir.
Dar manâdaki ampirik göstergelerin sağladığı bakış işbu modern formasyonların iç çelişkilerini kavratmıyor. Meselâ “devlet” bir modern formasyon olarak tekil ve mütecânis bir yapıya karşılık gelmiyor. Devlet(ler) dâimî olarak sancılı bir formasyona işâret eder. Târihsel arkaplana kuşbakışı bakıldığında bu dönüşümler kolaylıkla anlaşılabilir. Meselâ geleneksel devlet(ler)in “adâlet” ekseninde tanımlanan bir nitelik taşıdığını biliyoruz. Buna göre geleneksel devletin teb'asına karşı şöyle veyâ böyle bir mes'uliyeti oluyordu. Modern devlet ise bu mes'uliyeti üzerinden atıyor. Machiavelli ve Hobbes'un düşünceleri onun yeniden üretimine işâret ediyor. Modern devlet teb'asına adâlet yükümlülüğü olmayan; amacına ulaşmak adına her türlü araca başvurmayı mübah sayan reel bir formasyona karşılık geliyor. Bu tablo “ulus” adı verilen bir başka formasyon ile çatışsa ve mühim bâzı mevzi kayıplarına uğrasa da 20: Asra kadar hüküm sürdü. 20.Asır; yâni Hobsbawn'ın saptamasıyla 1945 sonrasında ise bir dönüşüm geçirdi ve “ulusuna” hesap veren; onu koruyan, destekleyen “sosyal devlet”e evrildi. 1990'larda başlayan 21.Asırda ise bu defâ “sosyal” yükümlülüklerini iptâl eden, sivil toplum baskısıyla ağır bir krize sürüklendiğini görüyoruz. 2000'li senelerden başlayarak bu kriz atlatıldı. Artık reelpolitik mevzisine geri döndürülen bir devlet ile yüz yüzeyiz.
Diğer taraftan devlet formasyonu kendi elitlerinin iç çatışmaları -meselâ geleneksel elitlerden bürokratik; bürokratik elitlerden teknokratik elitlere geçiş anlamında- itibârıyla sürekli bir iç kriz yaşıyor.
Ulusların serencâmı da bunu andırıyor. Uluslar kendi aralarında olduğu kadar eşanlı olarak “devlet” formasyonu ile sorunlu. Daha mühimi, uluslar kendi içinde sürekli çatlak veriyor. Meselâ “sınıfsal” ve “etnik” bir baskı yiyiyor.
Bunlar gösteriyor ki; gerek “devlet” ve “ulus” formasyonları sâdece “birbirleriyle” değil; “kendi içlerinde” de sorunlu. Şöyle formüle edelim; “Devletler kendi içinde, birbirleriyle ve ulusla sorunlu; tıpkı uluslar da “kendi içlerinde”, birbirleriyle ve devletlerle sorunlu olması gibi.
Mesele “sermâye”ye geldiğinde durum daha karmaşık bir hâle geliyor. Tekçi bakış burada daha belirgin hâle geliyor. Yukarıdaki akıl yürütmeyi derleyip toparlayarak devam ettirelim: “Sermâye elbette ki “devlet” ve “ulus”la sorunludur. Bu, krizlerin târihine bakarak kolaylıkla çıkarsanabilecek bir doğrudur. Ama genellikle “sermaye”nin iç çelişkileri görmezden gelinir. Sermâyenin kendi rasyoları ekseninde mütecanis bir doğrultusu olduğu varsayılır. Hâlbuki tıpkı devlet ve ulus formasyonlarında olduğu gibi, sermâyenin formasyonunda da bazı iç çelişkiler işlemektedir. Buna şaşırmamak da gerekiyor. Biraz derinleştirilirse görülebilecektir ki, “ulusal” sermâyeler ile “uluslararası” sermâyeler arasında ciddî bir gerilim her zaman olagelmiştir. Benzer olarak, özellikle altına endeksli finansal sistemin terk edilmesinin ardından “finansal sermâye” ile “reel sermâye” arasında ciddî bir gerilim alanı ortaya çıkmıştır. Nihâyet, sermayenin sektörel dağılımı arasında da çok çarpıcı bir öncelikler sıralaması mevcuttur.
Nispeten sakin geçen târihsel zamanlar, bilelim ki, “devlet”, “sermâye” ve “ulus” arasında sağlanan “denge” durumlarına karşılık gelir. Ama bu üçlünün evliliği Katolik bir nikâha dayanmaz. Kısa zamanda krizler doğurur ve çözülür. Hâsılı son derecede kırılgandır. Elyevm olan da budur. Gerek bölgesel, gerek küresel mânâda bu krize cevap verecek siyâsetler üretebilmek zikredilen üçlünün hem kendi arasındaki hem de kendi içindeki çelişkileri eşgüdümlü bir şekilde çözümlemeyi gerektiriyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019