Taha Akyol
Berat Albayrak’ın görevden istifası ya da “affedilmesi” piyasalarda iyimser bir beklentiye yol açtı. Ekonominin yönetiminde rasyonalizme dönülecek diye bir umut belirdi, TL yüzde 6 değer kazandı!
Hatta dolar bir ara 7 lirayı görür gibi oldu.
Hani ekonomimiz dış güçlerin saldırısı altındaydı?!
Rasyonalleşme beklentisi bile TL’de hafif bir değerlenme yarattığına göre, açıkça bellidir ki, sorun yönetimdedir, sistemde ve yanlış politikalardadır.
ELEŞTİRİ OLMAZSA
Fakat iktidarın propaganda makinası “dış güçler” paranoyasını geniş kesimlere yerleştirdi.
Böyle olunca iktidarın hataları gündeme gelmiyor; eleştiri ve uyarıların da etkisi olmuyor.
Hatta hataları eleştirerek düzeltmeye çalışanlara hain diye bakıyorlar.
İktidar partisi içinde realiteleri görenler sen hainsin diye suçlanma korkusuyla ses çıkaramıyorlar.
Parti dışında, bilim ve piyasa çevrelerinin eleştirilerine de kulaklar tıkalı, denetimli medya kör ve sağır.
Böylece, Karl Popper’in “eleştirilerle hatalarını düzeltebilen rejim” olarak tanımladığı demokrasi, bizde hatalarını sürdüren, hatta hatalarını kutsallaştıran iktidarlar elinde bu işlevini kaybediyor.
Yüz yıllık tarihimiz bir bakıma, belirli kısa dönemler dışında, hatalarını zamanında düzeltemeyen yönetimlerin tarihidir.
İsmet İnönü’nün Cumhuriyet dönemi hakkında, Menderes’in bakanlarından Samet Ağaoğlu’nun Demokrat Parti dönemi hakkında böyle açıklamaları vardır, bunlardan dersler çıkarmak çok değerlidir.
Ak Parti iktidarı eleştirilere kulak tıkayarak, medyayı denetim altına alarak aslında kendi hatalarını zamanında düzeltme imkanını kendi eliyle ortadan kaldırdı.
ERKEN UYARILAR
Bütçe kaynaklarını seçimlerde tüketen hükümet 2019’un Mayıs ayında Merkez Bankası’nın “ihtiyat akçesi”ne el koymuş, 33.7 milyar lirayı çekmişti.
Bilkent Üniversitesi’nde saygın iktisatçı Prof. Erinç Yeldan, kurumları böyle yıpratmanın risklerine dikkat çekerek bakın bir buçuk sene önce ne demişti:
“Ekonomi artık ne iktidar ne de bürokrasi tarafından yönetilebilir olmaktan çıkıyor. Tüm bu adımların maliyeti olarak para piyasalarında daha yüksek enflasyon ve işsizlikte daha korkunç rakamlar göreceğiz.” (DW, 16 Mayıs 2019)
Dahası, Prof. Yeldan krizden daha büyük bir soruna dikkat çekmişti:
“Rasgele alınan kararlar yüzünden yıpranan kurumlar ve bozulan güven algısı...”
Temeldeki sebep, kurumların orta ve uzun vadeli programları yerine siyasetin kısa vadeli ihtiyaçlarına öncelik verilmesidir.
Bu uyarılar bir buçuk sene önce dinlenilseydi, TV’lerde konuşulup kamuoyu oluşturulsaydı ve Ak Parti kurullarında tartışılsaydı, Merkez Bankası’nın 120 milyar dolar rezervi eritilir miydi?!
FAİZ SORUNU
Hiç şüphesiz faiz sebep değil sonuçtur. Tarih boyunca hiçbir iktidar faizi bastırarak enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlayamadı…
Onun içindir ki bütün tarih boyuncu İslam dünyasında faiz, sermaye birikiminde ileri olan kapitalist ülkelerden daha yüksek oldu.
Faiz kötüdür ama bunu önlemenin yolu Merkez Bankası’na baskı yapmak değil, aksine kurumların ve kuralların güvenilirliğini sağlayarak sermaye arzını arttırmaktır.
Bu iktidarın reform yıllarında Türkiye’ye dışarıdan 220 milyar dolar yatırım gelmişti, hiç faiz ve enflasyon tartışması yoktu.
Şimdi “dış güçler” Türkiye’ye yatırdıkları milyarlarca doları yakmak için mi ekonomimize saldırıyor?!
Böyle iddialar siyaseten oy getirse de yönetiminin rasyonelliği üzerinde şüphe yaratarak ülke ekonomisine zarar veriyor.
19 KASIM TOPLANTISI
İktidar kendi 18 yılı içindeki çıkış ve inişlere bir laboratuvar gibi bakarak dersler çıkarmalıdır: Reform, rasyonellik, hukukun üstünlüğü, AB kıstasları gibi politikalar başarı getirmişti… Hamaset, otoriterlik, komplo teorileri kriz yarattı. .
“Faiz lobisi, dış güçler, ekonomimiz saldırı altında” gibi söylemler de reform yıllarının değil, hata ve kriz yıllarının söylemidir.
19 Kasım’daki Para Politikası Kurulu toplantısı hayati derecede önemlidir.
Siyaset Merkez Bankası’nda Naci Ağbal’ı, Hazine ve Maliye’de Lütfi Elvan’ı rasyonel kararlar almada serbest bırakmalıdır.
Rasyonelleşme beklentisi bile TL’ye biraz değer kazandırdı; 19 Kasım’da bu gerçekleşmelidir.
Düze çıkmak için hukukun üstünlüğü, rasyonelleşme, kuralların ve kurumların etkinliği olmazsa olmaz ön şartlardır.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025