Taha Akyol
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu uzun süredir “helalleşme” siyaseti izliyor, partisinin politikalarını geniş kitlelerle barışık hale getirmeye çalışıyor.
Son açıklamasında “helalleşme yolculuğuna” çıkacağını söyledi:
“Benim liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır. Uzun süredir de önce bu yaraları yaratan o sistemi değiştirmekle uğraştım. Şimdi ise dışarıya dönme zamanı. Ben bu yaraların kapanması için helallik isteme, helalleşme yolculuğuna çıkıyorum.”
CHP liderinin bu sözleri, cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik bir taktik mi?..
Bu yönü olsa bile Kılıçdaroğlu öteden beri bu fikirdedir.
2009 YILINDA
Kılıçdaroğlu 2009’da İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığına aday olduğunda, CNN Türk’te kendisiyle yaptığım iki mülakatta şöyle diyordu:
“Bizim önce insanı inançlarıyla siyasal düşünceleriyle olduğu gibi kabul etmemiz lazım… Yani onun inançları kendisine aittir zaten. Ve saygı duyulur elbette. Çünkü artık 21.yy’da biz kılık kıyafetti, inançtı bunları normal siyasal yaşamdaki tartışmaların dışına çıkarmamız lazım. O kişi açsa onun sorumluluğu bana aittir…” (6 Mart 2009)
Bugün samimi dindarların endişelerini gidermek, Kılıçdaroğlu’nun görevidir.
Siyaset alanda ise, Ak Parti iktidarı CHP’yi eski laikçi-otoriter çizgide göstermeye çalışırken, Kemalist ve bazı sol çevreler de “helalleşme” politikasına tepki gösteriyorlar.
Değişime, yeni ihtiyaçlara, yeni fikirlere tepki psikolojisidir bu. Halbuki, CHP tarihinde üç büyük değişim ya da açılım vardır
İNÖNÜ VE KEMALİZM
CHP; kuvvetler birliğine dayalı, otoriter Tek Parti olarak kuruldu ve ülkeyi yönetti, fakat 1946’dan sonra değişim sürecine girdi.
1947 Kurultayında, İnönü’nün isteğiyle, parti programındaki “kuvvetler birliği” ifadesine yer vermeyen yeni program taslağına sıkı Kemalistler şiddetle karşı çıktı. Bunlardan Balıkesir Saylavı Süreyya Örgeevren’in şu sözlerine bakın:
“Mesele rejim meselesidir. Kemalizm, kuvvetlerin ayrılmasını reddeden bir siyasi doktrindir… Kemalizm’de yasama kuvveti, yürütme kuvveti, yargı kuvveti diye bir şey yoktur… Kuvvet tektir, milli kuvvettir, milli iradedir. Bunun aksine düşünmek CHP’yi inkar etmektir…” (Cumhuriyet 2 Aralık 1947)
Kemalizm deyince akan sular durdu ve değişiklikten vaz geçildi.
1953 Kongresinde yine İnönü’nün isteğiyle parti programından 1930’ların “Kemalizm” kavramı çıkarıldı, yerine “Atatürk yolu” deyimi konuldu…
DP’den ayrılan Hür Partili liberallerin katılmasından sonra CHP, resmen “kuvvetler ayrılığı”nı kabul etti. DP ise maalesef kuvvetler birliğini savunuyordu!..
ECEVİT LAİKLİĞİ
CHP tarihindeki ikinci büyük açılım “inançlara saygılı laiklik” kavramının kabul edilmesidir. Bu kavramı ilk kullananlar Turan Güneş ve İsmail Cem’di, Ecevit bunu geliştirdi, kitlelere iletti.
Ecevit’in tasavvufa, mistisizme ilgisi başlı başına bir yazı konusudur.
Ecevit “Atatürk ve Devrimcilik” adlı kitabında “şapka devrimi köylüye ne getirmişti?” diye sorguladı, Tek Parti devrini “yeni devrimler yapabilme gücünü yetirmiş bir rejim” olarak niteledi…
DSP programında din hürriyetiyle ilgili “gereksiz yasakların kaldırılması… din eğitiminin felsefeyle desteklenmesi” ifadeleri ve “laik bir devlette tarikatlar yasaklanamaz” sözü Ecevit’indir.
Ecevit, laik devlette bu konuları sivil özgürlükler alanı olarak görüyordu. Doğrusu da budur.
Merhum Ecevit’in Merve Kavakçı olayındaki otoriter tavrı, bir tehevvür müydü, askerleri teskin etmek mi istemişti, özgürlüğü Meclis’in kapısına kadar mı düşünüyordu, bilmiyorum.
VİCDANIMIZDA SORALIM
Bugün Kılıçdaroğlu, bir bakıma orada kaldığı yerden, fikir ve inanç özgürlüğünü daha geniş bir perspektiften savunuyor. CHP’deki bu üçüncü büyük açılıma Kılıçdaroğlu önderlik ediyor.
Fikrimiz, siyasi tavrımız ne olursa olsun, vicdanımızda şu sualin cevabını arayalım: Eski kavgaları kaşıyarak oy toplamak için her birimizi kendi ideolojik siperlerimize kapatan kutuplaşma mı iyidir? Yüz yıldır bunu yapıyoruz ve hiç b.ir devirde Uzak Doğu performansını gösteremedik…
Yoksa, inanç, fikir ve hayat tarzlarını sivil özgürlükler olarak kabul edip siyasetin ekonomik kalkınma, eğitim, sağlık, bilim, teknoloji, dış politika gibi alanlara yoğunlaşması mı iyidir?.. Bunu başaran toplumlar bizim gerimizden geldiler, bugün 30 bin dolar seviyesine çıktılar!
Vicdanlarımızı partizanlık mengenesinden çıkarıp düşünelim bunu.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025