Talat ULUSOY
İzmir açık yüreklilikle geçmişiyle yüzleşmek zorundadır... 9 Eylül, şehrin bütün tarihiyle ele alındığı bir hakikati arama ve bir yüzleşme günü olabilmelidir
9 Eylül 1922, İzmir’in kurtuluş günü. O gün İzmir gazetelerinde ve merkez medya gazetelerinin Ege eklerinde “desteksiz atışlı” güzellemeler yazılır. İzmir’in mektepli “resmi tarihçi”leri ile alaylı “resmi tarihçi”leri, damardan besleme yazılar döşenir. Dünyanın ilk “anti-emperyalist”savaşından ve devrimci sonuçlarından dem vurulur. Atış serbesttir, kantarın topuzu yoktur çünkü“milli yalan” yalandan sayılmaz, vatanseverlik addedilir. İzmir’de “hırsız, ırz düşmanı, katil” hiç yokmuş gibi, Atatürk’ün “İzmir’i ve bütün İzmirlileri” çok sevdiği manşetlere çıkarılır.
“İzmir’in kurtuluşu” doksan sene evvelin gazetelerinde, “İzmir’in istirdadı” (geri alınışı) diye geçer. İzmir 9 Eylül’de geri alınır, ama birkaç gün sonra geri alınan şehirden geriye bir şey kalmaz. 13 Eylül günü başlayan yangın, 18 Eylül gününe kadar şehrin en mamur, en canlı, en güzel mahallelerini kül ettikten sonra söner. Güzel İzmir bir “yanık şehir”dir artık.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Acaba, her yıl 9 Eylül’de sözünü ettiğim kalem erbapları dahil, resmi zevat neyi kutlar? Eğer “Güzel İzmir” geri alındı diye ise bu kutlamalar, o İzmir yoktur artık.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Acaba, her yıl 9 Eylül’de sözünü ettiğim kalem erbapları dahil, resmi zevat neyi kutlar? Eğer “Güzel İzmir” geri alındı diye ise bu kutlamalar, o İzmir yoktur artık. Çok dilli, çok dinli, çok kültürlü, sanayi ve ticarette çok ileri Osmanlı şehri yanmış, yakılmış, kül olmuştur. Öyleyse, her sene yapılan kutlamalar “Güzel İzmir”i geri alışın bayramı olamaz. “Yanık İzmir” için şenlik ise hangi vicdana sığar? On dört bin hane, yani şehrin üçte biri, dile kolay. Daha acısı, yanarak ölen, Kordon’da denize düşüp boğulan binlerce İzmirli kadın, çocuk ve yaşlı silahsız insan! Böyle acılı günlerin arifesinde de, ertesinde de şenlik olmaz, taziye olur.
18 Eylül günü gazetelerde Ordu Kumandanı Ferik Nureddin imzasıyla yayınlanan “5 Numaralı Bildiri” düşündürücüdür. Üç maddelik bildirinin ilk iki maddesini özetleyerek ve sadeleştirerek aktarıyorum:
1- Ordumuz tarafından düşmandan kurtarılan ve temizlenen mahallerde bulunan Rum ve Ermeniler ile düşmanın Yunanistan’a götürmek üzere içerilerden İzmir’e getirdiği halde ordumuzun baskısı üzerine İzmir’de terk etmeye mecbur olduğu Rum ve Ermenilerin eli silah tutanlarının... on sekiz yaşından kırk beş yaşına kadar olanlar esir garnizonlarında bulundurulacaktır.
2- 18-45 Yaşının dışında kalan gerek İzmirli ve gerekse memleket içlerinden gelmiş olan Rum ve Ermeni ailelerinin Türkiye haricine gitmeleri hakkındaki izin 30 Eylül 1922 akşamına kadar geçerlidir.
Yani İzmir kurtarılmıştır, ama İzmir’in yerlisi için kurtuluş yoktur. Rum ve Ermeni olanlar yangından kurtulsa da, kadın, çocuk ve ihtiyarlar yanmak, boğulmak veya kovulmaktan; 18-45 yaş arası erkekler de toplama kampına gönderilmekten kurtulamayacaktır. Terk etmek mecburidir ve karar yangından önce alınmıştır ve “vatanlarını terk etme izni” uzatılmaktadır.
30 Eylül günlü ve “7 numaralı” bildiride “vatanlarını terk” etmeye yeterli vapur bulunamamasından ötürü 8 Ekim gününe kadar uzatılır. Terk etmek istemeyenler veya bu tarihe kadar terk edemeyenler Anadolu içlerindeki toplama kamplarına gönderilecektir.
9 Eylül 2010 tarihli Milliyet gazetesinin “9 Eylül” ekinde sabık CHP Genel Başkanı Deniz Baykal imzalı yazıda, Atatürk’ün İzmir Hükümet Konağı’na girerken önüne serilen Yunan bayrağını görünce “Kaldırın bu bayrağı. Bayrak bir milletin şerefini temsil eder” dediğini aktarır. Birkaç sayfa sonra Şerafettin Turan imzalı yazıda yine Atatürk’ün “Karşıyaka’da kendisi için hazırlanan köşke girerken merdivenlere serilmiş olan Yunan bayrağını” kaldırttığını aktarır. Yazarların bayrağın serildiği mekan konusundaki çelişkileri değil önemli olan. Önemli olan “bayrağa karşı gösterilen saygı, sorumluluk ve ilginin”, insana karşı gösterilmemesidir. Dini, dili, tâbiyeti ne olursa olsun, bir şehri ele geçirdikten sonra orada yaşayanların mal ve can güvenliğinden kim sorumludur Allah aşkına? Ezberlerinizi tekrar ederek değil, elinizi vicdanınıza koyup soğukkanlılıkla cevap verin lütfen.
Bu güne kadar “tarih” diye sunulan “milli yalanlar”ın toplumsal bellekte yarattığı derin tahribatı görmezden gelemeyiz. Bu tahribat sayesinde; hafızasız, gerçeği hatırlamak ve öğrenmekten korkan, kan ve bayrak edebiyatına tapan insanlar yetiştirildi. Darbeci zihniyet, ceberut devlet bu kaynaktan beslendi. Kendine benzemeyenden nefret “milliyetçilik” ölçüsü oldu. Öğünmek için bütün farklılıkları yok sayma, aşağılama öğretildi. “Millet olabilmek için” bunlar mübahtır denildi. İster % 99 Müslüman bir millet yarattık diye övünenler olsun, ister Türk Milleti yarattık diye öğünenler olsun, böyle bir geçmişle yüzleşmedikçe, hepsi vebal altındadır.
İnsan olmak, sadece 9 Eylül’ü değil, 13 Eylül-18 Eylül kara günlerini de hatırlayıp anmayı gerektirir. Çanakkale’de Anzaklar’a gösterilen ilgi neden İzmir’in eski hemşehrilerinden esirgensin ki?! Yangının tanığı, İzmir’in Dede Efendisi Hisar Camii İmamı Rakım Elkutlu’yu ve onun bestelerini meşk eden İzmirli Rum ve Ermeni sazendelerin de gönüllerini hoş etmiş oluruz. Böyle yangınlar olmasın diyebilmek İzmir’i güzelleştirir. Belki İzmir o “Güzel İzmir”e tekrar kavuşabilir.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İzmir açık yüreklilikle GEÇMİŞİYLE YÜZLEŞMEK zorundadır... 9 Eylül, şehrin bütün tarihiyle ele alındığı bir hakikati arama ve bir yüzleşme günü olabilmelidir.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İzmir açık yüreklilikle GEÇMİŞİYLE YÜZLEŞMEK zorundadır... 9 Eylül, şehrin bütün tarihiyle ele alındığı bir hakikati arama ve bir yüzleşme günü olabilmelidir.
Sözümü bir bilmece sorusuyla bitireyim, belki bir bilen çıkar: Şu camilerdeki saatler ve halılara ne oldu? O büyük boy antika ayaklı saatler ve duvar saatleri nereden gelmişti ve 1980’den sonra nereye gitti?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2020
20.09.2017
18.07.2017
11.01.2017
16.09.2016
10.01.2016
29.10.2015
10.09.2015
21.04.2015
14.04.2015