Talat ULUSOY
Barış Süreci’nde gözler “barış”a dikilmeli, barışın taraflarına değil. “Kimin barışı” sorusu anlamsız. Bir yanda tarihlerinin en uzun direnişini haklarına kavuşarak noktalamak isteyen Kürtler, öte yanda “Kürtler de Türk’tür” demekten vazgeçmeye zorlanan Türkiye Cumhuriyeti.
Huzurun yüz yıldır “beklemeye” alındığı bir ülkede “Demokrasi Paketi” gibi barışı güvenceye götürecek bir adım çok önemli. Paketten çıkacaklar 1913 Babıâli Baskını’ndan bu yana süre gelen “yüz yıllık bekleyiş”e değecek mi?
Bu “uzun bekleyiş”te vatandaş olarak bizim de payımız var! Yüz yıl önce sadrazamı öldürüp iktidara el koyan, çok partili siyasi hayata son veren “İttihat ve Terakki” tayfasından birinin adı geçince neden nüfusun yüzde ellisi “yuh” çekmez? Bu “yuh” en az sandığa atılan “oy” kadar değerli değil mi? Laik ya da İslamcı çoğu insanın aklına kazınmış “İttihatçı aşkı” bir romantizm mi, eğitim eseri “çakma karakter” mi?
Soru: “Özerklik” talebi neden “vatanın bölünmesi”ni çağrıştırır ve neden “ihanet” olarak algılanır? “Üniter devlet” yanlısı olan “vatansever”dir diye nerede yazar? Allah’ın kitabında mı, İttihat’ın kitabında mı?
Bu şartlı refleksler bir “İttihatçı zihniyet” tutsaklığıdır. Ulu Önder, Talat Paşa, Sarıkamış gibi adları ve sıfatları “duymak” coşturuyorsa, “sevgi ve nefret” dünyanıza sinir sisteminiz egemense, “milli ve tek tip” eğitim ve “milli medya” sizi iyi yetiştirmiştir! “Bak” ama “görme”, “duy” ama “anlama” eğitiminden geçenler için savaşta 400 bin askerin ölümüne sebep olan, Anadolu’da yaşayan Hıristiyan vatandaşları sürgünler ve soygunlarla yok eden “kahraman” İttihatçı çete ne yapsa yeridir!
“Şu felaketlerin, şu belâların başımıza gelmesine sebep bizim yaptıklarımızdır. Üç beş rezilin (İttihatçılar kastediliyor) yedi sekiz seneden beri yapmış oldukları alçaklık ve cinayetlere, sessiz kalmasaydık onlar bu alçaklık ve cinayetlerinde bu kadar ileri gidebilirler miydi? Şu halde bizim sessiz kalmamız (bunlara hizmet eden) bir iş değil miydi; ve gelen felaketle o suskunluğun derin cezasını çekmiyor muyuz?..” (Islahat, 23 Mayıs 1919)
Bu satırlar Islahat’ın başyazarı, Hürriyet ve İtilaf Fırkası’dan avukat Sabitzade Emin Süreyya’nın kaleminden. Gazetede arkadaşı avukat Çürükçüoğlu Nikolaki ile birlikte “her dinden, her renkten insanların barış içinde birlikte yaşaması” için yazılar yazmaktadır. Sahi “Hürriyet ve İtilaf” hainlerin partisiydi, değil mi!?
İttihatçıların silahşoru, İttihatçılığın her pisliğini görmüş Hasan Tahsin de “tövbekâr” olduktan sonra benzer görüşler dile getirir gazetesindeki yazılarında. “Taparcasına sevdikleri cemiyetin ve partinin (İttihat Terakki) yahut siyasi imanın tutar bir yeri kaldı mı? Cemiyet’in (İttihat Terakki) siyasi hayatında bütün eylemlerinde kan ve cinayet, zulüm ve suiistimal,..” vardır der! (Hukuku Beşer, 11 Aralık 1918)
Hasan Tahsin de, Emin Süreyya da “beş sene için İzmir’in Yunanistan denetimine” verilmesine, bunun “Türklerle Rumlar arasında sonsuza kadar devam edecek bir düşmanlık” nedeni olacağı için karşı çıkarlar yazılarında, sadece “Türklerin vatanı” olsun diye değil.
Hasan Tahsin, Yunan askeri İzmir’e çıktığı sabah “Frenk Caddesi”nde kiracı olduğu Rum kadının evindeki yatağında ölü bulunur!
Savaş sırasında (1914-1918) İttihatçıların “feth”e gönderdiği Celal Bey’in “sermayeyi İslamlaştırma- Türkleştirme” faaliyetleri ve Körfez’deki İngiliz ablukasından ötürü büyük bir ekonomik çöküntü yaşayan İzmir’de Hıristiyan vatandaşlar ve Emin Süreyya gibi aydınlar İttihatçılar tarafından sürekli saldırıya uğrar. Bu karanlık günlere kıyasla İzmir, 1919-1922 arasında az biraz “nefes” alabilir.
Yunan askerleri “Küçük Asya Felaketi”nden kaçma hazırlıkları içindeyken; Emin Süreyya, Çürükçüoğlu Nikolaki ve İzmir’in önde gelenleri “İttihatçı Ankara”yı İzmir’de görmek yerine, “Osmanlı’ya bağlı, çok milletli özerk” yönetim ister. 30 Temmuz 1922’de merkezi İzmir olan Özerk Yönetim ilan edilir.
İzmir’den “ihbarcı” bulamayan İttihatçılar “Mersin İdman Yurdu” imzasıyla Ankara’ya, 3 Temmuz 1922 günü okunan şu telgrafı çeker:
“İzmir, Bursa, Edirne gibi... topraklarımızı kirlettikleri günden itibaren... zulüm ve haksızlığa koyulan,.. ırz ve mal ve hayata kudurmuşçasına bir tavır ile musallat olan, kutsallık ve insanlık eserleri adına bütün varlıkları imha eyleyen vahşi ve cani Yunanlılara kötülük ve fesat aleti olan... bazı alçakların bütün İzmir Müslümanları adına imzaladıkları bir muhtıra ile Yunanlıların koruması altında olmak üzere İzmir ve bağlı yerler için özerk yönetim talep ettikleri haber alınmıştır...”
İhbarın gereği yapılır! Metropolit Hrisostomos’un “linç” edildiği 10 Eylül 1922’de Çürükçüoğlu “ölü” bulunur! İzmir’de çok sevilen Emin Süreyya da o günlerde ortadan kaldırılmak istenir, başaramazlar. Nihayet Aralık 1922’de punduna getirip asarlar.
“Yüz yıllık İttihatçı geçmiş” sadece “demokrasi” paketiyle aklanıp paklanacak gibi değil. İttihat pisliklerini herkese bulaştırdı. Üzerimize bulaşan kirlerden arınmadan, “helalleşerek” 2023’te bayram yapmak, yüz yıllık “faili belli” cinayet ve hırsızlıklara “ortak” olmaktır.
Ne demişti Başbakan: “Dün unutulursa yarın aynı şeyler tekrar yaşanır.”
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2020
20.09.2017
18.07.2017
11.01.2017
16.09.2016
10.01.2016
29.10.2015
10.09.2015
21.04.2015
14.04.2015