Taner AKÇAM
Nasuh Mitap’ı 4 Kasım 2014 günü kaybettik. O benim “Nasuh Abim” idi. Bizi Hakkı Yazıcı tanıştırmıştı. 1974 yılı sonları idi. Tanışmamı ve niçin benim “Nasuh Abim” olduğunu anlamanız için biraz geçmişe yolculuk yapmamız gerekiyor!
1971 askerî darbesi sonrası hapse düşmüş devrimci abilerimiz Ecevit affı ile teker teker içeriden çıkıyorlardı.
Üniversitelerde gençler arasında siyasi hareketlenmeler başlamıştı. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya gibi idam edilen, öldürülen abilerimize karşı derin ve biraz da romantik bir sevgi vardı.
O yılların solcu gençleri içinde iki ana eğilim sözkonusuydu. Birinci grup, bizim o zamanki deyimimizle “revizyonistler” idi. TSİP (Türkiye Sosyalist İşçi Partisi) adlı bir parti kurmuşlardı.TKP ve TİP çizgisine yakın idiler.
Diğer grup, bizlerdik, kendimize “devrimci gençler” diyorduk ve 1968 Dev-Genç’inden çıkan, silahlı mücadeleyi savunan (THKO, THKP-C ve TİKKO) hareketleri arasında hiçbir ayrım yapmıyorduk. Diğerleri bize “goşist” derlerdi.
“Revizyonistler” ile “Goşistler” arasındaki en önemli fark silahlı mücadele konusu idi. Onlar, Deniz, Mahir ve Kaypakkaya çizgisini yanlış ve maceracı bulurlardı. Biz ise, “geçmişe küfrettirmeyeceğiz; karalanmasına müsaade etmeyeceğiz”, der, silahlı mücadeleyi savunan örgüt ve abilere sahip çıkardık.
“Revizyonistler” ADYÖD (Ankara Yüksek Öğrenim Kültür Demeği) adlı bir gençlik derneği kurmuşlar ve gençleri kendi çatıları altında örgütlenmeye davet ediyorlardı.
Ben ODTÜ’de çok aktiftim; 1971-4 arasında kuvvetli ilişkiler ağı yaratmıştım. Kurduğum bu ilişkiler ağının, Mahir Çayanların ODTÜ örgütlenmesine bağlı olduğunu, bunlara “X’çiler” dendiğini sonradan öğrenecektim. Meğer ODTÜ’yü bu “X” grubu adına örgütlüyormuşum.
ADYÖD adlı bir gençlik derneği kurulunca, ne yapacağımızı şaşırdık. Biz de legal bir şeyler yapmak istiyorduk. ADYÖD’e mi katılmalı, yoksa kendi derneğimizi mi kurmalıydık?
İşte ne yapacağımızı tartıştığımız bu günlerde Hakkı Yazıcı beni Nasuh Mitap’la tanıştırdı.
Nasuh, ADYÖD çatısı altında örgütlenmemiz gerektiğini söyledi. Ama eğer ADYÖD demokratik bir gençlik örgütü olmak istiyorsa, tepeden aşağı kurulamazdı. Aşağıdan yukarıya, seçimlerle yeniden kurulmalıydı.
ADYÖD yöneticileri fikre sıcak baktılar ve yedi kişilik resmî yönetime ek 11 yeni yönetici daha seçilmesi kabul edildi. Tüm üniversitelerden “Üst Forum” olarak adlandırılan, 11 kişiyi seçecekmeclis için temsilciler seçildi. Abdullah Öcalan, benimle birlikte 11 kişilik yönetime seçilenler arasındaydı.
Tüm bu işleri Nasuh Abim’in önderliğinde yapıyorduk. Artık hepimiz “Nasuhçu” olmuştuk.
Ama onun benim abim olmasında işin bu siyasi kısmının çok önemi yok!
Onu “Abi” yapan, benle ve diğer gençlerle kurduğu ilişki idi.
O dönemde, içeriden çıkan çok “abi” vardı. Bu abiler bize geçmişin mirası idiler ve kendilerine aramızdaki yaş farkının çok ötesinde büyük saygı duyardık.
Nasuh Abim, bu “ağır abiler” ekibinden olmasına rağmen, kendisini hemen “bizden biri” yapıverdi.
Kurtuluş’ta bir evde kalırdı. Bildiri dağıtmak ve benzeri eylemelere gideceğimiz zaman akşam onun evinde yatardım, sabah topluca gidelim diye.
MHP ve Ülkü Ocakları, solculara yönelik polis destekli saldırılara başlamıştı.
Sıradan bildiri dağıtmalarımıza bile silahla saldırıyorlardı.
Çok korkardım! Evi genellikle buz gibiydi. Yorganın altında, soğuk ve korku ile karışık üşüyerek geçirdiğim geceler hâlâ aklımdadır. Üstümdeki battaniye taş olurdu, ağır, çökerdi üstüme ama ısıtmazdı.
Acaba akşama eve sağ dönecek miyim? O sıralar en çok sorduğumuz soruların başında bu gelirdi.
Tek güvencem, onun da sabah bizimle birlikte gelecek olmasıydı. Bizi yalnız bırakmazdı. Hep arkamızda, yanımızda idi. Soğukkanlı olmamızı, provokasyona gelmememizi öğütlerdi.
Kendimizi korumak için silah almak, taşımak isteyene karşı çıkardı. Söylemezdi ama bilirdik, bizimle her geldiğinde silahı yanındaydı. Onun bizle birlikte olduğunu bilmem büyük bir güven verirdi bana. Koruyucu meleğimdi benim.
Onun, “ağır abilik” yapmayıp, “bizden biri” olması, aramızda kuvvetli bir sevgi bağı oluşturdu. “Masa başı devrimcisi” değildi Nasuh Abim, eğer bir mücadele varsa onun içinde ve en önünde idi. Öteki abilerden değildi, bizden biriydi.
Kesik kesik konuşmasına bayılırdım. Tartışmalardaki kıvrak zekâsına, fikirlerini iler sürme tarzına hayrandım.
Samsunlu İsmet Çörtik (nur içinde yatsın, o da vefat etti) ile yaptığı Kemalizm tartışmasını hiç unutmam. Kemalizm, Mahir Çayan’ın Kesintisiz Devrim’de yazdığı gibi, “asker-sivil küçük burjuvanın radikal anti-emperyalist tavır alışı” mı idi; yoksa “emperyalizm ile uzlaşmaya açık bir burjuva ideolojisi mi”? Nasuh Abim’in söylediklerinden pek bir ikna olmuştum; Kemalizm radikal anti-Emperyalizm idi. Ve bu radikal tutum devam ettirilmeliydi.
Tekirdağlı idi, benim gibi köylü çocuğu idi; güreşmeyi çok severdi. Ben de güreşirdim. Uluorta güreştiğimiz çok olurdu. Günahını almayayım ama galiba ben yeniyordum onu.
Sonrası malum, yakalandı, ağır işkencelerden geçti. Hapisten çıktık ama sonra siyasete dönmedi. Nedeni çok önemli idi. 1994 sonrası buluşmalarımızda anlattı bana.. o da yarına kalsın!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.11.2025
14.07.2025
27.05.2025
24.03.2025
5.06.2023
1.04.2021
15.07.2020
2.05.2020
25.04.2020
22.04.2020