Tuncer KÖSEOĞLU
Siz uyurken ya da rutin hayatınıza devam ederken çok büyük bir kavga yaşandı dün gece… Ben gördüm, izledim sadece. Hiç karışmadım. Şöyle kenara çekildim hafiften, neme lazım, böyle bir kavgada çimde de olmamak gerek. Bir türlü gelmek bilmeyen baharı getirmek isteyenlerle, direnen tanrıların kavgasıydı bu. Gökten yağmur yağmadı, döküldü adeta, hava karardı, şimşekler çaktı. Gece boyu sürdü kavga, gökyüzü şekilden şekile girdi, tanrıların savaşı da çok heybetli oluyor dedirtircesine… Bir süre balkondan izledim, Marmara köpürdü, gökte yaşanan savaşa el verdi. Bakarken koktum, içim üşüdü. Sonra tanrıları kavgasıyla baş başa bırakıp uyudum. Aklımda akşamki kavgayla, güneşli bir bahar sabahına uyandım. Gökyüzüne baktım gülümsedim. Kazanan baharı isteyen tanrılar oldu. İki tarafa da minnettarım, bana onunla barışık yaşama imkanı verdiği için…
Yalova Valisi Selim Cebiroğlu, belli ki ‘Ölü Ozanlar Derneği’ni izlememiş, izlemekle kalmamış filmin konusunun geçtiği kolejin müdürü olmuş. İnsanları tanımadan, bilmeden katı kuralları uygulamanın “Devlet benim” deme kibrine kapılmış. Valiye benzer ne çok insan var çevremizde hiç düşündünüz mü? Yeter ki o kibri uygulayabilecek küçük bir alan açılsın, hemen o kuralları uygulamaya koyacak. Vali aslında bildiğimiz, tanıdığımız bir vali, hayatın her alanında görebileceğimiz. Vali öyle de her olaydan siyasi bir rant devşirme peşinde koşarak o olayın öznesi olan kişiyi insan yerine koymayanlar farklı mı? Valinin,öğrencileri önünde saçına sakalına, giyimine bakarak hakaret ettiği Yalova Termal Fen Lisesi matematik öğretmeni Halil Serkan Öz, belli ki içine kapanık, naif bir insan. Bu aşağılanmayı kendine yedirememiş, içi içini yiyor. Peki, ondan sonra ne oldu? Yani valinin hakaret etmesiyle öğretmenin kalp krizinden ölmesi arasındaki 9 günde ne oldu? Aslında kimse umursamadı öğretmen Halil’in ne halde olduğunu. Dar alanda yaşanan bu hakaretler ağrına gitse de baş edebilecekken, geniş alana yayılınca bünyesi kaldırmadı. Siyasi rant devşirme uğruna ‘özne’ yapıldı Halil öğretmen. Yaşadığı utanç duygusu herkese ilan edildi böylece. Ve… İçi içini yerken kendisi için düzenlenen protesto yürüyüşünü kalbi kaldırmadı, yürüdü gitti bu dünyadan. Alın sizin olsun dercesine…
Yaşayan insanları değil de ölüleri seviyoruz biz. Yeter ki işimize yarasın. Ölüleri sevip sevmediğimiz ise ayrı bir muamma. Salt sevebilseydik eğer, kahramanlaştırmazdık. Berkin, Ali İsmail Korkmaz, Ethem ve birçoğunun başına gelen, öğretmen Halil’in başına gelendi bu günlerde. Yaşadığı öldüğünde öğrenilen insanlar, önce kahraman yapıldı sonra… Sonrası ise malumunuz. Berkin çocuk, kısa hayatı süresinde görmediği zulmü öldükten sonra gördü. Küçük bedeni siyasal araç kahramanı yapıldı. İsteyen dilediği gibi kullandı. Anısına saygı diyeceğim de anısı kimsenin umurunda değildi. Ailesinin acısına saygı duyulmadı. Mezarının içine dört döndürdüler çocuğu, sözde Berkin için adalet adına. Oysa istenen adalet değil, bir nefretin başka bir şekilde kusulmasıydı. Berkin’in katillerini bulmak için çalışan savcıyı alçakça katledenler, o acılı babayı ayaklarına çağırmadılar mı? “Berkin için kimse ölmesin” diyen babayı dinlemediler çünkü adalet arama gibi bir dertleri de yoktu. Yaratılan kahraman üzerinden öfkeyi kutsallaştırmak derdindeydiler. Dün Berkin bugün Halil öğretmen, ne fark eder… Yeter ki kahramanlaştırıp siyasi rant devşireceğimiz bir ölümüz olsun!
Nuh’un heykeli açıldı!
Mart ayının başında arkadaşlarıyla kartopu oynarken bıçaklanarak öldürülen Nuh Köklü’yü üniversite yıllarından beri tanırım. Hayatla dalgasını geçebilen kavgasını bile gülerek veren naif bir insandı. Son yıllarda bizim mahalleye taşındı. Taşınalı az olmasına rağmen sevmişti Yeldeğirmeni’ni. Ara ara buluşur, mahallenin kafelerinde laflardık. Epeydir işsizdi Nuh, işsiz haliyle dalga geçerdi. Katledildikten sonra yıllardır tanıdığım güzel insanı uğurlamak istedim. Karlı soğuk bir gündü. Ambulans geçerken sokaktan kalabalığa doğru ilerledim. Neşeli kahkahalar attığı Karakolhane Caddesi onu uğurlamak isteyenlerle dolmuştu. Ölü bir kahramandı artık Nuh, alakalı alakasız öfkeli sloganlar atılmaya başlandı. Nuh böyle öfkeli sloganlarla uğurlanmak istemezdi diye içimden geçirirken, genç bir kız açık olan dükkanının kapısından kalabalığa bakan esnafa bağırdı: “Bugün de peynir satma, kapat dükkanını…” Nuh, bunu duysaydı genç kıza “Ne yapıyorsun” diye tepkisini gösterir, ilk önce o engellerdi. Bu sözü duyunca evimin sokağının başına gelip sessiz gözyaşlarıyla uğurladım arkadaşımı. Bugün de Nuh’un heykelini dikmişler bizim mahalleye. Tanıdığım Nuh ilk önce kendisi gülerdi buna. Bu nasıl bir saçmalıktır diyerek. Nuh’un öldürülmesini “Nefret cinayeti” diyerek araçlaştıranlar, kendi nefretlerini döküyorlar sokağa. Bize de Nuh’un naif yapısı üzerinden “Bunu yapmayın, yazıktır, günahtır, ayıptır…” demekten başka bir şey kalmıyor.
Tomurcuklar açarken, yapraklar solarken
Son birkaç ay içinde çok fazla cenazeye gittiğimi fark ettim. Aralarında yakın tanıdıklarım, yakın dostlarımın yakınları vardı. Yıllar önce bir vesileyle tanıdığım bir mezar kazıcısı şöyle demişti: “Tomurcuklar açarken, yapraklar solarken insanlar ölür. Ölümlerin en çok olduğu aylar bahar ayları ile sonbahar aylarıdır. Bizim işler o zaman açılır.” Geçen Salı günü sevdiğim bir ağabeyin babasının cenazesine katılmak için Karacaahmet’e gittim. Aklımda mezar kazıcısının sözleri. Cenazeyi defnederken sağıma baktım, iki yüz metre ilerde uzun ağaçların altında yıllar önce kaybettiğim dostum Ahmet Uçar yatıyordu. O an ne kadar vefasız olduğumu düşündüm. Ölümünün ilk yıldönümlerinde toplu halde giderdik dostları olarak mezarının başına. Yıllar geçtikçe vefa da bitmiş olacak ki en azından ben gitmiyorum birkaç yıldır. O da ağaçların tomurcuk açma vaktinde, 8 Mart günü ölmüştü. Tanıdığım en düz insanlardan biriydi. Doğru bildiği şeyi lafı hiç süzmeden, direkt söylerdi. Bu yüzden kızanları da çok olmuştur. Beraber muhabirlik yapardık. Bir keresinde bana eskinin 1 Mayıs, şimdinin Mustafa Kemal Mahallesi’nin nasıl oluştuğunu anlattı. Devrimci arkadaşlarıyla o mahallede gecekondu yapanlara dayanışmak için günlerce nöbet tutuklarını… O günün gecekonduları şimdinin çok katlı apartmanları oldu çoktan. AVM’ler art arda açıldı o dayanışılan mahallede. Ahmet’e gelince… Bir haberden dönerken Antalya-Konya karayolunda kamerayı kendine yastık yapmış, uyuyordu. Araç düz yolda savruldu takla attı. Bir doksanlık Ahmet arka camdan dışarıya fırladı… Öldüğünde şimdi yattığı yerin çok yakınında olan Zeynep Kamil’de babaannesine ait, 30 metrekarelik bir bodrum katında bir yaşındaki oğlu ve eşiyle yaşıyordu. Ahmet benim dostumdu, arkadaşımdı, kahramanımdı. Sağken de öyleydi…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.12.2023
20.05.2023
7.03.2022
1.03.2022
14.02.2022
28.01.2022
24.01.2022
12.01.2022
29.12.2021
20.12.2021