Ufuk COŞKUN
Taksim olayları masumane bir niyetle ortaya çıkmış olsa bile gelinen noktada bu masumiyetten çıktığını ve bir iktidar savaşına dönüştüğünü görmekteyiz. Bunu kemalizmin muhtemel tasfiyesine karşı geliştirilen bir direnç ve kemalizmin mevzi kazanma manevrası olarak okumak da mümkün.
Çevreci bir duyarlılıkla başlayan/başlatılan eylemler gerek içerideki ve gerekse dışarıdaki provakotörlerin de yönlendirmesiyle kontrolden çıkarak sivil hükümet aleyhtarlığına dönmüş durumda. Bu olayı birtakım katı ideolojik tavırdaki insanların ve bir kısım medyanın körüklediği de gözden kaçmamaktadır. Organize olmuş bu kesim hem attığı sloganlarla hem halk otobüsleri başta olmak üzere çevreye verdikleri zararlarla hem de dezenformasyon yöntemiyle kitleleri manipüle etmektedirler. Gezi Park olayları çerçevesinde dünya basınında üst üste dört seçim kazanmış legal bir hükümet aleyhine yayınlar yapılmakta. AK Parti hükümetinin başbakanı diktatör olarak takdim edildi kamuoyuna.
CNN International savaş muhabirini Taksim'e göndererek canlı yayın yaptırdı. Keza ABD: FOX, ABC, New York Times, Washington Times, Washington Post, Boston Globe İngiltere: BBC, The Guardian, The Times, The Telegraph, Daily Mail, Financial Times, The Independent, The Observer, Daily Mirror, The Sun İtalya: Corriere Della Sera, La Stampa, RAİ1 Almanya: BİLD, ZDF, RTL, Allgemeine Zeitung, Berliner Morgenpost Fransa: TF1, Le Figaro, Le Monde, Liberation İspanya: El Pais, ABC Spain Norveç: Dagbladet, NationenDanimarka: Politiken Belçika: De Standaard gibi yayın organlarına bakıldığında Türkiye'deki olayların çarpıtılarak verildiğine şahit olduk. Hatta Kanada'da NDP milletvekili Jamie Nicholls Mustafa Kemal'in bir sözünü kürsüden okuyup eylemcilere destek verdiğini ifade etti vs.
YIPRATMA OPERASYONU
Kürtlerle 30 yıla varan çatışmada bırakınız üslubu, işkenceleri, asimilasyon politikalarını, inkârları vs sorun olarak görmeyen bir kesim nasıl olduysa Gezi Parkı projesi başta olmak üzere 3.Köprü adı, alkol, üç çocuk vs. gibi birtakım düzenlemelerde başbakanın üslubunu ülkenin en ciddi sorunu olarak kamuoyuna takdim etmekte ve onu diktatör ilan etmektedir. Üstelik bu konularla ilgili herhangi bir yasal zorlama ve bir politika yok iken. Aynı zamanda 28 Şubat görüntülerini hatırlatan bir takım gösteriler ve o dönemin figüranlarını aratmayan şahısların piyasada etkin bir şekilde yer ettiğini görmekteyiz. Ve yine o dönemde olduğu gibi bu sefer de Taksim üzerinden benzer bir mahalle baskısı yaratıldığına tanıklık ediyoruz. Taksim eylemcilerine laf eden, eleştiren ve eylem biçimlerini yadsıyan kesimler çok ama çok ağır biçimde hakaret edilmekte ve hemen o anda psikolojik baskıya maruz bırakılmaktadır.
Özellikle bu dönem Sayın Erdoğan'ı eleştirmeyenler, onun yanında yer alanlar kukla, satılmış, uysal, itaatkâr, zalim sultana başkaldırmayan dilsiz şeytanlar olarak yaftalanmakta fakat ona küfredenler, diktatör, zalim sultan olarak görenler, haykıranlar ve onu hemen istifaya çağıranlar neredeyse birer kahramana dönüştürülmekte. Hatta hiçbir toplumsal meşruiyeti olmamasına rağmen oluşturulan bir platformun buyurgan bir tavırla sunduğu öneriler alkışlanmakta ve bunun bir zafer olduğu takdim edilmektedir. Hatta bir yazar sokaklarda olan biten çatışmaları romantik bir devrimci edasıyla bunun bir halk direnişi olduğunu ve halkın bu zaferi kazandığını artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını sanatsal bir dille anlatmaya çalışıyordu. Bir taraftan sevgilisiyle el ele tutuşan apolitik bir gençlik diğer taraftan onlara namaz kıldıran kuran okuyan ve zalim sultana karşı cihada çağıran bir imam diğer taraftan da şehrin sokaklarına bol küfürlü 'diktatör Tayyip istifa!' yazanlar ve tüm bunlar yaşanırken The Economistin' seçimle iş başına gelen bir başbakanı padişah olarak manşete çekmesi ve BBC başta olmak üzere bir kısım dünya basınında Tayyip Erdoğan'ın diktatör olduğunun işlenmesi, yazarlar, sanatçılar, ajanlar, biber gazları, çanak çömlekçiler, ritüeller vs… Şimdi gelin de buradan romantik bir ortam çıkarınız. Çıkmaz, çünkü bu ortam bir kısım çevreci duyarlılığı olan saf ve temiz niyetli insanlar hariç çok boyutlu, çetrefilli, kirli ve samimiyetsiz bir ortam. Referandum kararına bile anında olumsuz yanıt veren, kendilerini ülkenin sahibi ve halkın sözcüsü gibi gören buyurgan elit bir kesim var karşımızda.
MUHALEFET EKSİĞİ
Zalim sultana başkaldıran, akabinde daha özgürlükçü ve demokratik bir ülke adına eylemde bulunanların elinde Alevi, Kürt, başörtüsü, eğitim sorunları başta olmak üzere bu ülkede yaşayan hemen her kesim adına üstelik hemen şimdi diyebilecekleri daha özgürlükçü bir anayasa talebi olsaydı eğer buradaki netliği ve samimiyeti belki bugün daha iyi tahlil edebilirdik. Ama ne yazık ki bu tür talepler yok. Egemen Bağış iyi niyetiyle olsa gerek bu tür olayların kökeninde kaliteli bir muhalefetin olmadığını gördüğü için onlara buradan yeni bir muhalefet partisi oluşturmalarını teklif etti. Bir müddet sonra da Çapulcular Partisi kuruldu. Bilindiği gibi diktatörlükle yönetilen ülkelerde çok renkli ve çeşitli bir muhalefet önerisi yapılmaz ve buna tahammül edilmez. Bana kalırsa buradan insan, ahlak ve vidan merkezli, ellerinde projeleri olan yen bir muhalefetin doğması gerekir. Aksi takdirde Taksim platformu gibi toplumsal meşruiyeti olmayan sıradan derneklerin buyurgan tavırlarıyla bu iş götürülemez.
Taksim olayları masumane bir niyetle ortaya çıkmış olsa bile gelinen noktada bu masumiyetten çıktığını ve bir iktidar savaşına dönüştüğünü görmekteyiz. Bunu Kemalizm'in muhtemel tasfiyesine karşı geliştirilen bir direnç ve Kemalizm'in mevzi kazanma manevrası olarak okumakta mümkün. Sanki önceden psikolojik ve siyasal algısı oluşturulmuş uluslararası boyutu da olan bir operasyonun hayata geçirildiğini tanıklık etmekteyiz. Ancak ne olursa olsun bu durumda iktidarlar eleştirilmemeli mi? iktidarlar muhakkak eleştirilmeli, hizaya sokulmalı ve devlet aygıtının kutsallıktan arındırılıp piyasadan elini çekmesi adına tüm eleştiriler ve öneriler paylaşılmalıdır. Ne var ki bunun yolu, yöntemi bu 'dil' değil. Bu yapılmıyor. Çünkü burada mesele başbakanın üslubu değildir mesele başbakanın gözünün üstünde kaşının olması meselesidir. Bu yüzden bağcıyı dövme derdine düşülmüştür. Kimse iktidarlar değişse bile yetkileri arttırılmış ve kutsallık atfedilmiş bu devlet aygıtının insan nesline uğratacağı mağduriyetleri hesap edememektedir. Herkes sisteme değil tek bir kişiye odaklanmış o da; hedefteki başbakandır. İnsanlar eski rejimin geçmiş başbakanların başına neler getirdiğini bildikleri için Anadolu'da kullanan yaygın bir tabirle 'yedirtmeyiz' diye haykırmaktadırlar ki bu durumda çok haklıdırlar.
Son günlerde bazı aydınlar sanki olaylar bitmiş gibi bu hadiseden çıkan dersleri yazmakta. Burada artık şöyle ders aldık ya da almalıyız demek yerine hemen acilen bu sürecin bir an evvel sonlandırılmasını, ateşe benzinle gidilmemesini ve tüm dikkatlerin yeni anayasaya ve barış sürecine çekilmesini önermek gerekir. Kısacası ülkenin öncelikli gündemi yeni anayasa ve özgürlükler olmalıdır.
http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/kemalizmin-direnisi-19.06.2013-533683
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.06.2019
19.06.2019
14.05.2019
2.05.2019
8.02.2019
22.03.2019
7.02.2019
25.02.2019
21.02.2019
18.02.2019