Ümit KARDAŞ
Devletin resmî bir dininin olmamasının sonucu olarak, devlet belli bir dinin veya mezhebin eğitim ve öğrenimini zorunlu kılamaz. 1961 Anayasa’sı, bu ilkeyi, din eğitim ve öğreniminin ancak kişilerin kendi ve küçüklerin de kanuni temsilcilerinin isteğine bağlı olduğu şeklinde düzenlemiştir. (An.m. 19/4) 1982 Anayasa’sı da m. 24/4’te aynı düzenlemeye yer vermiş, ancak din kültürü ve ahlak öğretimi adı altında bir ders icat ederek, bu dersin okutulmasını zorunlu kılmıştır. Anayasa koyucunun amacının belli bir dinin benimsetilmesi veya onun propagandasının yapılması olmayıp, bütün dinler hakkında tarafsız bir bilgilendirmeye yönelik olduğu söylenebilir. Ancak uygulamada din eğitimiyle din kültürü arasındaki sınırların aşılması ve sözkonusu dersin belli bir dinin propagandası hâline gelmesi kuvvetle muhtemeldi.
Nitekim 32 yıllık uygulama bu kaygıyı doğrulamıştır. Benim de çevremde bizzat tanık olduğum şekilde din dersi öğretmenlerince okutulan bu derslerde İslam dininin Hanefi mezhebine uygun olarak ibadetin şekilleri öğretilmiş, dua ezberlemedeki başarı not almada etkin olmuştur. Yani bu ders uygulamada belli bir dinin eğitim ve öğrenimine dönüşmüştür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de 2007’de bu dersin okutuluş şeklini Sözleşme’ye aykırı bulmuştur.
AİHM, aynı konuda açılan başka bir davaya ilişkin olarak 2014 yılı ekim ayının başında açıkladığı kararında Türkiye’yi bir kez daha Sözleşme’yi ihlal etmesi nedeniyle mahkûm etti. Mahkeme, Türk hükümetinden “zaman geçirmeden öğrencilerin zorunlu din ve ahlak kültürü derslerinden muaf tutulmalarını da sağlayacak yeni bir sisteme geçmesini” istedi. Kararda, Türkiye’de din ve ahlak kültürü kitaplarının içeriğinde yapılan son değişikliklerin “yetersiz” olduğu belirtilip devletin dinî konularla ilgili düzenlemelerde “yansız ve tarafsız olma yükümlülüğü” olduğu da hatırlatıldı.
Müslüman olmayanların, Alevilerin, din ve tanrı inancı olmayan kesimlerin çocuklarına uygulamada belli bir dini dayatmak iktidara gayet normal gözükmekte. Başbakan ve Cumhurbaşkanı bu konuda hiçbir ilkeye ve mantığa sığmayan gerekçeler üretmekteler.
Laikliğin ikinci boyutu olan din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmış sayılması için din kurumlarıyla, devlet kurumlarının ayrılmış olması zorunludur. Laik bir devlette din kurumları devlet fonksiyonları göremeyeceği gibi, devlet kurumları da din fonksiyonlarını yürütemez. Laik devlet, “devlete bağlı din” ya da “dine bağlı devlet” sistemlerini ret eder. İşte bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığı başlı başına laiklik ilkesini yok etmiştir.
1961 Anayasa’sı ile Diyanet İşleri Başkanlığı ilk kez anayasal bir kurum hâline getirildi. 154. Madde ile “Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı özel kanunda gösterilen görevleri yerine getirir” düzenlemesi yapıldı. 1982 Anayasa’sı bu kuruma “yürütme” bölümü içinde “idare” alt başlığı altında yer vererek, 136. Madde ile “milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinme” görevini de yükledi. Bugün ise bütçesi, vakıfları ve medya imkânlarıyla denetlenemez devasa kurumsal bir güçle karşı karşıyayız.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın siyasetten ve siyasi çekişmelerden etkilenmemesi mümkün olmadığı gibi, güç dengelerine göre dönem dönem güvenlik bürokrasisinden ve onun laiklik anlayışından etkilenmemesi de mümkün değildir. Devlet bu kurum aracılığıyla Diyanet İslam’ını yaratmıştır. Ayrıca toplanan vergilerin belli bir dinin mensuplarına harcanması ahlaki kabul edilemez. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığı devletin laik olmadığının bir göstergesidir. Dinî toplumsal yaşamın denetimini yapan devlet esas olarak Sünniliği denetim altında tutmakta, Alevileri de ötekileştirmektedir. Devlet tüm dinler, inançlar ve mezhepler karşısında tarafsız ve eşit mesafede olmalıdır. Demokrasinin ve laik hukuk devleti olmanın gereği budur.
Sonuç olarak Türkiye’de Anayasa’da ne yazarsa yazsın laiklik sözkonusu değildir. Bugüne kadarki söylem laik varsayılan rejimim bu niteliğinin korunmasıydı. Oysa olmayan bir şey korunmaz. Bir şeyi korumak için önce onu gerçekleştirmek zorundayız.
www.umitkardas.com
twitter.com/umit_kardas
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Barbar medenileşmenin sonu
22.01.2026 - Entelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası
13.12.2025 - Selahattin Demirtaş’ın yazısı, zihnimiz ve zihniyet labirenti
4.11.2025 - Trump’ın meşruiyeti var mı ki!
17.10.2025 - “Ortaklaşmacı demokrasi” örnekleri: Fransa-Yeni Kaledonya özerk bölgesi
1.10.2025 - Cassandra Çığlığı*
7.09.2025 - “Ortaklaşmacı demokrasi” örnekleri: İtalya-Güney Tirol Özerk Bölgesi
1.09.2025 - “Ortaklaşmacı demokrasi” örnekleri: İtalya-Güney Tirol Özerk Bölgesi
27.08.2025 - Ademimerkeziyet: Dikey güçler ayrılığı ya da paylaşımı
7.08.2025 - Bir anayasa inşa süreci deneyimi: Yeni Anayasa Platformu (YAP)
4.06.2025
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları































































Onur Dinçer
Ayşe Hür yeterince titiz bir tarihçi değil. Tarihçi olmamama rağmen ben bile Ayşe Hürün bazı hatalarını buldum ve kendisiyle paylaştım. O da hatalarını kabul etti ve hatta bana ortak yazı yazmayı teklif etti. Bense tarihçi olmadığımdan teklifini kibarca reddettim.
turgay fatih kuşçu
http://www.duzceyerelhaber.com/Ayse-HUR/10797-idris-i-BitlisMevlana-mi-iblis-mi Ayşe Hürün kaynak göstererek yazdığı 30 eylül tarihli yazısına ne diyeceksiniz Mustafa Bey