Ümit KIVANÇ
TV programlarının tecrübeli tartışmacıları, eskiden birbirlerinin üzerine kızgın yağ dökerlerdi. "Yeni Türkiye"nin propagandacıları yine yağ işinde; ama birbirlerine zarar vermek ne kelime, karşılıklı baş sallamaktan yorgun düşüyorlar.
Ana akım medyanın en pespaye yanlarından biri, "tartışma" denen şeyi düşürdüğü durumdu. Görüş-tutum itibarıyla kapışacakları belli birtakım insanları biraraya getirip, bağırış çağırış birbirlerine girmeleri sağlanıyor, bundan rating temin ediliyordu. Zamanla, kapışma işinin profesyonelleri bile oluşmuştu; masada o varsa programın kıran kırana geçeceği, ertesi günkü haber bültenlerine de malzeme çıkaracak cinsten heyecanlar yaşanacağı bilinir olmuştu.
Bu, şüphesiz, bir dolu gürültü kirliliği yaratan ve şirretliğin, kabalığın, tahammülsüzlüğün yaygınlaşmasına hizmet eden, zararlı bir faaliyetti. İnsanları asgarî bir tartışma âdâbından, gündelik düzeyde medenîyet icabı sayabileceğimiz davranışlardan uzaklaştırması, ilave zarardı.
En az bunlar kadar büyük bir zararı daha vardı: Güya tartışılan konunun araçlaştırılması, ne kadar hayatî bir mevzu olursa olsun, onun sadece ağız dalaşındaki hünerleri göstermeye yaraması. Zira ele alınan konuda insanların bilgisinin geliştirilmesi, zenginleştirilmesi, ufkunun açılması, hele hele önyargılarının giderilmesi, farklı yaklaşımlara kapılar açılması gibi bir "tartışma" tanımı, bu programların "konseptinde" daha baştan dışlanmıştı. Kazara doğru dürüst bir şey anlatmaya kalkanın lafının olmadık yerde kesilmesi bu yüzden, bu tür programların en yaygın, en tipik simgelerindendi. Kimseye bir mantık veya gerekçelendirme zinciri kurma ve bunu izah etme şansı tanınması gerekmiyordu, çünkü mesele bu değildi. "Karşıt görüşten" insanlar var mıydı, vardı; kapışıyorlar mıydı, kapışıyorlardı; tamam o halde!
Bu eski âdetten uzun uzadıya bahsettim ki, muhalefetten nostaljiyi anlayan kıt görüşlülerden sayılmayayım. Bu medyanın nesinin nostaljisi yapılacak?
AKP hükümetinin medya alanında yürüttüğü kuşatma, yutma ve sindirme harekâtının büyük ölçüde başarılı olmasından bu yana, "tartışma"nın muadili, yeni bir program formatına kavuştuk: Hepsinin nasıl tutum takınacağını ve neler diyeceğini önceden kestirdiğimiz birkaç insan geçip oturuyor ve hepsi ötekinin ağzından çıkanı tamamlayacak tarzda konuşuyorlar. Normal şartlarda buna verilebilecek tek isim, "propaganda"dır. Fakat kullanılan format ve verilen süs, işi -ağlanacak anlamda- gülünç kılıyor. Karşımızdakilerden biri veya ikisi güya sunucu veya programın sahibi oluyor, "Şunu merak ediyorum..."la başlayan sorular sorabiliyor, hiç merak etmediği halde - çünkü ötekinin ne diyeceğini zaten biz de biliyoruz, o nasıl merak etsin? Karşısına geçen de güya konuk oluyor, sunucu rolündekinin az önce söylediği veya birazdan ayrıntılandırarak tekrarlayacağı birşeyleri söylüyor, şıracı-bozacı, gül gibi geçinip gidiyorlar.
Bir Karagöz-Hacivat oyunu bile değil; çünkü kimse ötekinin en hafif itirazına hedef olacak tek söz etmiyor; nerede kaldı Karagöz'ün Hacivat'a tepesi attığında bir tane indirmesi. Eski medya, herkesi ifrata kaçmış Karagöz'ler yapmaya soyunmuştu; yeni medya daha çok marangozlukla uğraşıyor: kuklalar imal ediyor. Yapılan propaganda olduğu için de, en gözde model, Pinokyo oluyor. Hacıyatmaz'dan başdanışman filan yapılabildiğine göre bunu niye garipseyelim, öte yandan...
Acaba kendilerini nasıl hissediyorlar? Koca koca insanlar. Hepsi okumuş çocuklar. Programa çıkarken, neler söylemek üzere çıktıklarını biliyorlar; sözde soru sorarken, bunun, alenileştiği için aynı zamanda epeyce çirkinleşen bir çanak tutma işleminden ibaret olduğunu biliyorlar... Karşıdakinin gayet iyi bildiği bir şeyi anlatırken, öteki de merakla dinleme, baş sallama jestleri yaparken, böyle bir müsamerede bulunmaktan hiç rahatsız olmuyorlar mı?
Medya, iktidar, propaganda vs. kavramlarla konuştuğumuzda, bütün bunların insanî maliyeti gözden kaçıyor. Oysa karakterlerine bir propaganda makinesinin çarkları tarafından şekil verildiğinde insanlar çok şey kaybeder. İnsanları oynaklaşan, ahlâksızlaşan bir toplum da kaybeder elbette. Çünkü karşımızdaki güya analizli, tartışmalı TV programları basbayağı düzenbazlıktır; yapana düzenbaz denir.
2 Şubat 2014 Pazar
http://riyatabirleri.blogspot.com.tr/2014/02/karagozden-pinokyoya-tv-tartsmalar.html#more
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Vatandaş olamama yangını
31.01.2025 - Öcalan’ın mesajı ve 'bişey çıkmaz' tavrı
30.12.2024 - Faşist enternasyonal yolunda Elon Musk...
24.12.2024 - El Kaide, DAİŞ, Nusra, HTŞ… /2
15.12.2024 - Yine mi “82 Halep” meselesi?
1.12.2024 - ABD seçiminden siyaset tüyoları
15.11.2024 - Sinvar’ın sopası, faşistlerin kibiri
21.10.2024 - Be hey melunlar!
7.10.2024 - Kirli işler dünyasına açılan ufak pencere
22.09.2024 - …ortaya atılan iddialar hk.
5.07.2024
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yaşar Ocak
"Ömer Seyfeddin’in ruhu herhalde vardı, yaşasa kendi de olurdu" Taksimde Hocalı mitinginde yani... Müthiş bir hayal gücü! Acaba Murat Belge, Milli Mücadele döneminde yaşasaydı ne yapardı? Bence Amerikan Mandasını isterdi...
Ercüment ÖZER
Ömer Seyfeddin bundan 100 yıl sonra da bu günkü gibi hatırlanacak ve okunacak AMA Murat Belgeyi hiç kimse okumayacak ve hatırlamayacak..