Yasin AKTAY
Çözüm sürecinde hızlanarak yol almaya devam ediyoruz. Süreç içinde ortaya çıkan engelleyici nitelikte olaylar, süreci aksatmak bir yana, daha da hızlandırıcı, teşvik edici etki yapıyor. O kadar ki, bu saatten sonra süreci sabote etmeye çalışacakların işi de giderek daha fazla zorlaşıyor. Çok daha yaratıcı, özgün ve tabii ki etkili sabotaj yollar bulmak zorunda kalacaklardır. Tabi işleri zor da olsa böyle bir yola tevessül bile edememelerini temenni ediyoruz.
Sürecin sağlıklı işlediğinin en önemli göstergelerinden biri de gözle görülür derecede belirgin bir çözüm dilinin herkesin söylemlerine hakim olması. Bir-iki ay öncesine kadar bu konularda konuşan herkesin dilini hemen esir alan şom söylemler yerini alabildiğine dikkatli ve saygılı bir dile bırakmış durumda.
Söylem gerçeklik inşasının en önemli aşaması. Ama bir yandan da süregiden gerçekliğin söylem üzerinde ayrı bir baskısı var ve bu da dönüp süreci belli bir istikamette yönlendirmeye devam ediyor. Herkes bu süreçte ters bir sözün nelere mal olabileceğinin endişesini taşıyor, ona göre konuşuyor veya konuşmuyor.
Buna karşılık birileri de hala çözüm sürecine PKK'nın nasıl razı olabildiğini, biraz hayret, biraz da örgüte akıl vermek, örgütün enayiliğine yanmak adına sormuyorlar mı? PKK'nın veya Öcalan'ın neyin karşılığında silahları bırakmaya razı olduğunu sorup duruyorlar. Gülay Göktürk de haklı olarak 'bir statü elde etmeyecekse PKK'nın nasıl oluyor da silahları bırakmaya razı olabildiğini' soranlara Öcalan'ın çözüm görüşmelerine hangi şartlarda başladığını hatırlatıyor: Bu şartlar örgütün güvenlik güçlerine karşı zafer üstüne zafer kazandığı bir döneme mi yoksa tarihsel olarak en büyük kayıplarını yaşadığı döneme mi denk geliyor?
Sadece örgüte bildik aklı vermeye devam edenler için şimdilik basit bir hatırlatma olarak değinmekte fayda var. Bu hatırlatmanın ötesinde Türkiye bir tek Kürt veya Türk evladını daha kaybetmeden bu süreci devam ettirmenin yoluna odaklanmalı. Çünkü 77 milyon insanıyla Türkiye büyük bir atılımın içinde.
Bu atılımın ve açılımın adını doğru koymak adına Dışişleri Bakanımız sayın Ahmet Davutoğlu'nun Diyarbakır temasları ve Dicle Üniversitesi'ndeki konuşmasında dile getirdiği vizyon çok önemli. Davutoğlu konuşmasında çözüm sürecini Türkiye'nin yeni uluslararası vizyonunun gerektirdiği bir kapsamlı siyasetin parçası olarak nitelerken bu sürecin adını 'restorasyon süreci' olarak çiziyor.
Toplumsal Restorasyon, aslında bu sürece verilebilecek en güzel isim ve bir bakıma zaten bizde var olan, yaşanmış, denenmiş, geçerli olmuş bir durumun yeniden iadesini ima ediyor.
Geleceğin Türkiye'sini inşa edecek olan çözüm süreci için çok yaratıcı bir formül üretmemiz gerekmiyor. Davutoğlu hocanın konuşmasında ifade ettiği gibi Diyarbakır'ın model alacağı şehir Paris veya Londra değil. Diyarbakır medeniyet beşiği bir şehir iken daha Paris yoktu ortada.
Bugün de Diyarbakır'ın hak ettiği insan hakları seviyesine ulaşması için takip edeceği model yine kendi geçmişinin, Bursa ile, Eskişehir ile veya İstanbul ile birlikte restorasyonundan başkası değildir.
Bugün çözümü zorlaşan ana damar olarak AK Parti cenahı, Kürtlere veya ülkenin diğer evlatlarına yıllarca yapılmış zulmün sorumlusu değil, aksine bizzat kendileri de aynı zulmün mağdurlarından oluşuyor. Bunu diğer cenahın da sıkça hatırlamasında her zaman fayda var.
Bugün AK Parti kadroları toplumsal restorasyonun vizyonunu ortaya koyarken en ufak bir bölünme endişesine mahal bırakmıyorlar. Aksine restorasyon sadece Türkiye'yi oluşturan unsurların eski itibarlarını iade etmiyor aynı zamanda bütün bu unsurlarla birlikte teşekkül eden yeni ve güçlü Türkiye'nin vizyonunu gerçekleştiriyor.
Bugün içine girilmiş bulunulan geri dönüşsüz süreç bu restorasyonun ufuklarını gösteriyor. Bu ufuklarda da bu süreci devamına ve tamamına erdirmek üzere yeni ve sivil bir anayasa görünüyor.
NOT: Stratejik Düşünce Dergisi'nin Şubat sayısı 'Toplumsal Restorasyona Doğru Yeni bir Anayasa' başlığı altında çıktı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları










































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.06.2020
6.01.2019
16.10.2019
14.10.2019
9.09.2019
8.07.2019
8.07.2019
22.04.2019
1.02.2019
25.02.2019