Yusuf Kaplan
Bu toplumda bir “şey” var; başka toplumlarda olmayan bir şey bu: Ruh.
O yüzden Türkiye ruhsuz dünyanın ruhu, mazlumların umududur, diyorum.
Dikkat buyurulsun lütfen: Umudun kaynağı ruhtur; ruhun olduğu yerde yeşerir umut.
Ruhun olmadığı yerde yalnızca gürûh vardır.
Amerika’dan yayılan ruhsuz popüler postmodern kültür, yalnızca gürûh’lar icat ediyor…
Dünyaya ruh’u biz armağan edeceğiz: Arakanlı Müslümanlara yalnızca bizim sahip çıkmamız, bunun küçük ama önemli bir işaret fişeği…
BU TOPLUMUN RUHUNUN İKİ TEMELİ: İRFAN VE ÇİLE
Bu topluma ruh’unu veren “şey” nedir, peki?
İki şeydir: Birincisi irfan, ikincisi de çile’dir.
Bu toplumun mayası irfanla karılmış, çile’yle yoğrulmuş, buradan ruh doğmuştur.
Fussilet Sûresi 53. âyette emredilen iki özellik, “enfüs” ve “âfak”, bizim ruhumuzu oluşturan iki kurucu ilkede ete kemiğe bürünmüştür.
Âyette, enfüs de, âfak da “yolculuk” metaforu üzerinden tasvir ve tarif edilir.
Hakikate ulaşmak için enfüs’te ve âfak’ta yolculuk yapmamız emredilir bize…
Enfüs, içe doğru yolculuk; âfak’sa dışa doğru yolculuktur.
Bu âyet, âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (sav) tarafından zihin ve ufuk açıcı bir şekilde tefsir edilmiştir.
Buna göre, asıl yolculuk “enfüs”te, yani içe doğru yapılan yolculuktur. Kişi, iç yolculuğunu tamamlayıp olgunluğa ulaştığı ândan itibaren “âfak”ta / dış dünyada yolculuğa çıkmaya başlar, hem zihnini, hem kalbini harekete geçirir ve ortaya ruh çıkar.
Böylelikle kişi, önce kendine çeki düzen verecek, sonra da, iç yolculuk ve olgunlaşmanın meyvesini dışarı’da, dış dünyada görecektir.
İç yolculuğunu tamamlayanlar, dışarda dört nala koşarlar…
EHL-İ SÜNNET OMURGA’YI İRFAN VE ÇİLE’YLE İNŞA ETTİK…
İşte bu toplumun mayası irfanla karıldı ve bu toplum, iç dünyasını sağlam temeller üzerinden inşa etti.
Haçlı ve Moğol saldırılarının İslâm dünyasını kasıp kavurduğu bir yok oluş mevsiminde, mayası irfanla karılan Selçuk ve Eyyüb çocukları, bütün zorluklara göğüs gerdiler, muazzam bir çile çektiler, çile onları bileyledi, mayayı ruha dönüştürdü ve bütün saldırıları püskürttüler.
Böylelikle İslâm medeniyeti yaşadığı ve İslâm dünyasını kasıp kavuran bu felâketi, işte bu ruhla aştı.
O yüzden bu toplum her zaman “kurucu” ve “koruyucu” oldu: Hakikat bayrağını yere düşürmemek için üç kıtada, yedi iklimde büyük bir direniş ve diriliş destanı ortaya koydu.
Selçuklu ve Eyyûbīler direnişin adı oldu, dirilişin tohumlarını ekti.
Osmanlı’ysa, dirilişin ve üç kıtada hakikat bayrağını dalgalandırmanın, dolayısıyla adalet, hakkaniyet, sulh ve selâmete dayalı aşılamamış bir medeniyet tecrübesinin ve ufkunun adı ve adresi.
Yaklaşık bin yıl muazzam bir gönül coğrafyası inşa edildi. Bu gönül coğrafyasının omurgası, şemsiyesi Ehl-i Sünnet’ti. İslâm dünyasını tam bin yıl dimdik ayakta tutan, birleştiren, evrensel bir dünya düzeni kurulmasını mümkün kılan bu Ehl-i Sünnet omurganın kurulabilmesi ve bütün Müslümanları koruyabilmesi, işte bu irfan mayası ve çile tecrübesiyle sözkonusu olabilmişti.
İrfan mayası ve çile tecrübesi, bu toprakların çocuklarına muazzam ve sarsılmaz bir ruh armağan etmişti.
BU RUH, YERİ VE ZAMANI GELİNCE FIŞKIRACAK…
Bu ruh, son iki asırdır yara aldı ama yok edilemedi. O yüzden bu toplum, sömürgeleştirilemedi, dünyanın sömürgeleştirilemeyen tek toplumu olarak tarihe geçti.
İşte yaralanan, örselenen ve üzeri örtülen bu ruh, yeri ve zamanı gelince fışkırıyor yeniden yerinden… Bizim, mazlumların imdadına koşan, bunu hiç bir karşılık beklemeden yapan tek toplum olmamızın sırrı burada gizli işte.
Bu ruh, dünyayı kurtaracak yeniden -eğer biz bu ruhla hakkıyla donanabilirsek elbette.
Bu ruhun küre ölçeğine yayılan bir gönül coğrafyası var: Balkanlar’dan Malay havzasına kadar uzanan manevî bir coğrafya bu…
O yüzden bu devâsâ coğrafya bize bakıyor, bizimle yatıp bizimle kalkıyor ve bizim yeniden ayağa kalkmamız için dua ediyor bize…
Dünyada dünyanın dört bir tarafında kendisine dua edilen tek toplum olduğumuzu unutmayalım.
GÖNÜL ERLERİ VE ELÇİLERİ’NE DİKKAT!
Son on yıllarda gönül coğrafyamızda büyük bir canlanma ve hareketlilik var: Tasavvufî cemaatlerden TİKA, İHH, Kızılay, Diyanet Vakfıgibi kuruluşlarımıza kadar pek çok oluşumun katkısı büyük bu canlanma ve hareketlilikte…
Bu “oluşum”lardan biri de kısaltılmış adı YTB olan Yurtdışı Türkler ve Akrabalar Topluluğu Başkanlığı.
YTB, çok büyük bir işe imza atıyor: Gönül coğrafyamızın gönül erlerini ve elçilerini yetiştiriyor: Dünyanın dört bir tarafından Türkiye’de okuyacak öğrenciler seçiyor, onlara burs veriyor.
YTB’nin ve İHH’nın desteklediği oluşumlardan biri Kosova Mamuşa’daki Gönüleli Derneği. Başkan Buyar Morina ve arkadaşlarının samimi gayretleriyle Gönüleli Derneği Mamuşa’nın en etkin, en saygın kurumlarından biri hâline gelmeyi başardı.
Türkiye’de okuyan öğrencilere burs veren Gönüleli Derneği’nin gönül erlerinin daha fazla desteğe, ilgiye ihtiyacı var. Çok güzel hayalleri olan bu kardeşlerimize gereken ilgiyi göstermek ve desteği vermek boynumuzun borcu.
GÖNÜL COĞRAFYAMIZ, FOKUR FOKUR KAYNIYOR, BİZİ BEKLİYOR…
Türkiye, Balkanlar’dan Kuzey Afrika’ya, oradan Orta ve Uzak Asya’ya kadar uzanan gönül coğrafyasına gönül elini hakkıyla uzatmaya başladığı zaman neden ruhsuz dünyanın ruhu ve mazlumların umudu olduğunu dünya âleme göstermiş olacak…
Gönül coğrafyamız bize bakıyor, bizi bekliyor…
Dünyada hiç bir ülkenin sahip olmadığı bir imkândan sözediyorum.
Eğer gönül ve ruh coğrafyamıza kısa, orta ve uzun vadeli projelerle, kalıcı, köklü kültürel, ekonomik ve siyasî stratejilerle açılabilirsek, bizim önümüzde kimse duramaz.
Türkiye’nin ABD ve Almanya tarafından hedef tahtasına yatırılmasının en önemli nedenlerinden birinin, belki de en önemli nedeninin bizim gönül ve ruh coğrafyamızdaki etkimizin ve etkinliğimizin hızla artıyor olması gerçeği olduğunu özellikle hatırlatmak isterim.
Gönül ve ruh coğrafyamızla, doğru kişilerle, doğru oluşumlarla ve doğru, uzun soluklu stratejiler geliştirerek ilişkikurabilirsek, geleceği biz belirleriz hep birlikte yeniden biiznillah.
Vesselâm.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
28.05.2021
14.08.2020
7.08.2020
20.07.2020
17.07.2020
26.06.2020
14.06.2020