Abdurrahman Dilipak
Dün “İnsan Hakları Eylem Planı” açıklandı. “Hakka tapan” bir “millet”.. “Hakkıdır, Hakka tapan milletimin istiklal”.. Devlet için istiklal neyse, insan için hürriyet odur! Hür insanların devletinin istiklali olur. Bizim inancımızda “Hakkın bahşettiği Hak” yaratılış sözleşmesi çerçevesinde “Vehbi”dir. Batıdaki “Rights” “Kesbi”dir. Aslında bizimkiler Hak ve özgürlüklerin ne olduğunun da farkında değillerdir. Aralarındaki ilişkiyi de bilmez çoğu! Özgürlük yoksunluğu bir “Hak kaybı”dır mesela. Hilafet, tekil olarak yeryüzünde Hakkın gören gözü, işiten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olmaktır. “Allah bizim ellerimizle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek ister”(Tevbe 14). “Hani Rabbin meleklere, ben yeryüzünde mutlaka bir halife yaratacağım demişti. Demişlerdi ki: Orada bozgunculuk edecek ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” (Bakara 30)
“İnsan” “Allah’ın halifesi” olmak üzere yaratıldı. Görevimiz “O’nun rızasının tecellisinin vesilesi olmak”tır. Ruh taşıyan her insan potansiyel olarak bu anlamda Allah’ın Halifesi olmaya adaydır. Yoksa Allah başka bir anlamda ve diğer birçok konuda, yaratılmış her şeyden münezzehtir. “Kafir olmak”, bu hakikatin “Reddi, inkarı” ile ilgili bir durumdur. İnsanlar bu “Hilafet”i unuttu, başka bir “Hilafet”in arayışı içinde. İnsan bu anlamda potansiyel olarak “Allah’ın halifesi”dir. O günkü “ahde” bağlı kalanlar, zamana ve mekana şahidlik ederek O’nun rızasına tabi olanlar bu Hilafet makamına yücelirler. Diğer bir “Hilafet”, 4 Halife dönemindeki, “Resulün halifeleri”dir ki, diğer peygamberler döneminde de “Veresetül enbiya” karakteri bize bunu işaret eder. Dün alimler “Hilafet” ve “İmamet” konusunu asırlarca tartıştılar. İmam-ı Azam Hilafeti savunuyordu, İmam-ı Caferi Sadık (RA) İmameti savundu. İmameti savunanlar, buna masumiyeti de eklediler ve bu makamı ehl-i beyt’le sınırlandırdılar “Velayet-i Fakih”le toplum nezdinde Velayet hakkına sahiptir.. Hilafet “ehl-i rey”dir. İstişare ve şûrayı esas alır ve Velayet şarta bağlıdır ve siyaset “Vekalet müessesesi” olarak değer taşır. İmam-ı Ca’fer es-Sâdık (miladi doğum. 699 veya 702- vefat. 765,) İsnâaşere’nin 6., İsmâiliye’nin 5. İmamı olup Caferilik fıkhının kurucusudur. 11. imam Hasan el Askeri sonrası imamet “gayb” oldu. Şia’ya göre, kayıp imamın; Mehdi’nin zuhuru ile imamet yeniden hayat bulacaktır.
İmam-ı Azam Ebu Hanife (RA) (Miladi doğum 5 Eylül 699, vefat 14 Haziran 767) Hilafeti savundu ve Halife tarafından dövdürülerek ve/veya zehirlenerek katledildi.
Burada sözkonusu olan “Hilafet makamı” tüzel kişilik olarak ya da tekil kişi olarak “Halife”, aslında Allah’ı (cc) ya da İslam’ı temsil eden biri değil, “Müslümanları temsil eden biri”dir. O kutsal biri olmadığı gibi, masum biri de olmayabilir, hata da yapabilir. O görevi gasp eden biri de olabilir. Ya da iyi olduğu için seçildiği halde sonra yoldan çıkan biri de olabilir.
Katolik dünyada kutsal olan Papadır. O Tanrı’nın (Baba, oğul, ruhul kudüs) dünyada yaşayan mücessem halidir. Ortodoks dünyada kutsal olan kilisedir, Patrik kilisenin ve ruhani konsülün başıdır ve her ikisinin de başında “Sezar/İmparator” vardır. Ve o da geleneğe bağlıdır. Protestanlıkta ne papa, ne patrik, ne imparator, aydınlanmış insan vardır. Dini de tanrıyı da insan tanımlar. “Human” aynı zamanda kutsalı tanımlayan insanı temsil eder. Hayatı da Tanrıyı da bilim ve gözlemle tanımlayarak “aydınlanır”. Protestan akıl Kilise ve devleti de tartıştığı için Laiklik yerine yercil ve yatay ilişkileri özgürlükçü bir yaklaşımla seküler ve aykırı/tartışmacı/rekabetçi/çatışmacı / Protestan bir akılla ve bilim ışığında sorgular. Ki bu yaklaşım kapitalizme ve modern Amerikan düşüncesine yön vermiştir. Dini kutsallar yerine, kendine 3 yeni kutsal edinmiştir: Rasyonalizm, Pragmatizm ve Determinizm. Bir şey akla uygun ve fayda sağlıyorsa, sebeb-sonuç ilişkileri itibarı ile örgütlenebiliyor ve öngörülebiliyorsa bu bilimsel anlamda bir meşruiyet değeri taşımaktadır. Bilim ve akıl bu denklemde dinin yerini almakta ve kendine yeni bir meşruiyet alanı açmaktadır. Politik, ekonomik enstrümanlarla, Media’yı kullanarak sosyal ve kültürel davranışlar üzerinden yaşam tarzını manipüle ederek ego santrik bir anlayışla kendini hayatın merkezine taşımaktadır.
Ortodoks akıl “Bizantinist”tir. Katolik akıl Vatikan cephesinde Teokratik, Kilise hiyerarşisi dışında kalan Kırallık ya da toplum cephesinde Laik bir akıldır. Laik akıl düalisttir. İnsanın aklını ve emeğini, bedenini devlete, ruhunu ise Kiliseye emanet eder.
İslam “Hak” temelli, Tevhide dayalı bir inanç sistemidir.
Laiklik, meşruiyetini İncil’deki, Hz. İsa’ya atfedilen bir cümleden alan bir kilise kurumudur. Laiklik diğer din mensuplarını Hristiyan gelenek içindeki Ortodoksları ve Protestanları da ilgilendirmez. Katolik inancında, insanın ruhunu Tanrı adına Papa, bedenini ise kilise dışında kalan devlet ve kendi geleneği temsil eder. Laiklik, bu iki egemen yani kilise ile devlet, yani Vatikan Teokratik devleti ile Sezar’ın yönetiminde siyasi devlet arasındaki ilişkiyi düzenler, çatışmama, işbirliği ve paylaşımı ifade eder. Bu anlamda Laikliği hukuk sisteminden kaldırmaya gerek yok. Laiklik bir kilise kurumu olarak ülkemizdeki Katoliklerin sorununu çözer. Laikliği diğer dini topluluklara ya da din dışı topluluklara dayatmak zulümdür. Bu anlamda Anayasada Laiklik maddesine gerek yoktur. Bu Laikçiler, mesela, Fransa genelinde okul ve hastahanelerin büyük ölçüde kiliseye bağlı olduğunu, ateistlerin bile kiliseyi gelenek ve kültür olarak sahiplendiklerini, Strasbourg’un başkenti olan eyaletin Laik kurallarla değil, Vatikan’la yapılan kontrat kurallarına göre yönetildiğini bilmezler. Almanya’da Düsseldorf’un başkenti olduğu Kuzey Ren Vestfalya eyaletinin de Kontrat esaslarına göre yönetildiğini de bilmezler. Bilmediklerini de bilmezler, bilmek, anlamak da istemezler. Çünkü cahillikleri ve yanılgıları resmi ideoloji ile ve anayasal güvence altında kutsanmıştır.
Peki ne olmalı? Müslüman Halklar Topluluğu, Osmanlı Milletler Topluluğu, Doğu Roma Milletler Topluluğu, Ortodoks Milletler Topluluğu kurulmalıdır. Ortodoks Halklar Birliği için Yeni İznik konsülü toplanmalıdır.. Dünyada evrensel temsilciliği olmayan tek dini topluluk Müslüman ümmetidir. Zaten yasaya göre Hilafet değil, makamı kaldırılmıştır. Sebebi ise “Hilafetin mana ve mefhum olarak Cumhuriyetin içinde mündemiç olduğu”dur. Lozan’a göre, Türk milletinin üssül esası İslam’dır. O sebeble, sadece gayrimüslimler azınlık kabul edilmiştir. Diyanet, dini vakıflar ile ilgili bugünkü düzen hiçbir kitaba, akla ve mantığa uygun değildir. Din anayasal statüde özer olmalıdır. Bir yandan hacı, hoca demek suç, öte yandan; imam devlet memuru, insanları hacı yapmak için devlet yönetmelik yayınlar!
Bütün dinler, karakterleri itibarı ile ekümeniktir. Bu anlamda Hilafetin yeniden ihyası ve inşası gerekir. Ne Hilafet makamı, ne halife kutsal değildir. Halife denilen zat, Allah’ı ya da İslam’ı değil, Müslümanları temsil eder. Bir asırlık bu traj-i komik durum artık sonlandırılmalıdır. Madem hukuk reformundan, madem anayasa değişikliğinden söz ediyorsunuz buyurun. Bu çerçevede İş Bankası’nın mal varlığını da, Hilafet fonundan aktarılan paraları, Diyanet ve Vakıflara, İtibarı Milliden gelen paraları ve hazineden aktarılan parayı hazineye, Afyon terakkiden gelen parayı hak sahiplerine, CHP il teşkilatlarının işadamlarından topladığı parayı da onların bu günkü varislerine verin. Laikçi CHP’nin, Hilafet fonunu yönetme garabetine de bir son verin. Bu arada Halife diye biri seçilir, yanlış bir şey yaptığını görürsem, halifeyle mahkemelik olabilirim. Masiyette itaat yoktur. Halifenin kapısındaki temizlikçi cennete gidebilir, Halife dediğimiz kişi cehenneme gidebilir. Biz kendimize İlahlık ve Rablik taslayacak, bize din biçecek birini aramıyoruz.
Selâm ve dua ile.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
18.12.2025
7.09.2025
3.08.2025
26.08.2024
5.08.2024
4.06.2024
27.05.2024
20.05.2024
5.05.2024