Ahmet ALTAN
Başbakan Erdoğan, Ortadoğu’da çok başarılı bir geziyi sürdürürken gündeme “PKK-MİT görüşmelerinin” bantları düştü.
Arap “sokaklarının” Arap “saraylarını” yıktığı bir dönemde Erdoğan “sokakların” liderliğine oynayarak Ortadoğu’da kendisine büyük bir destek ve prestij yarattı.
Her politika gibi bu politikanın da artıları ve eksileri var elbet.
Ortadoğu’nun liderliğini üstlenip Batı’yla ilişkilerinde büyük bir pazarlık gücü kazanırken, henüz “içerdeki” sorunlarını çözememiş bir ülke olarak çok da fazla düşman yaratıyor “sokakların” sevdiği sert çıkışları ve girdiği liderlik mücadelesiyle.
Sağlam bir ekonomi “en güçlü” yanı Erdoğan’ın, Kürt meselesi de “en zayıf” yanı.
Erdoğan başladığı işi bitirebilse ve Kürt sorununu bir çözüme kavuşturabilseydi, Türkiye’nin ve Erdoğan’ın Ortadoğu’daki liderliği “demokrasi” çimentosuyla tahkim edilmiş olacaktı.
Bunun eksikliği şimdi ciddi bir zaaf yaratıyor.
Doğru, Erdoğan bu sorunu çözemedi, girişimlerini bir sonuca eriştiremedi ama gündeme düşen “PKK-MİT” görüşmeleri, Başbakan’ın bu konuda “gerçek bir lider” vizyonuna sahip olduğunu ortaya koydu.
Haber sitelerine düşen bu kayıtlardaki konuşmalar, sanırım “ucuz bir muhalefet” anlayışı tarafından kıyasıya eleştirilecektir.
Hâlbuki, bu konuşmalar Erdoğan’ın gerçekten büyük bir alkışı hak ettiğini gösteriyor.
Hem kendisi hem de ülkesi için arzuladığı “liderlik” için Kürt sorununun önemini kavradığı ve bu konuda “milliyetçi önyargılardan” sıyrılabildiğini PKK’ya temsilci göndermesinden anlıyoruz.
Üstelik bu temsilciler, sorunun çözümü için pazarlık alanını çok geniş tutuyorlar.
Eğitimi belirleme hakkının belediye başkanlarına tanınmasından Öcalan’ın serbest kalmasına kadar her konuyu masaya koyuyor Erdoğan.
Kürtlerin “hayati” gördüğü her konunun, anadilde eğitimin, Öcalan’ın serbest kalmasının, özerkliğin, PKK’nın siyasete katılmasının rahatça konuşulduğu ve bunların kabul edilebileceğinin açıkça söylendiği bir “müzakere” sürecinin neden ve nasıl sona erdirildiğini bütün Türklerle Kürtlerin birlikte sorması gerekiyor bence.
Bu konular pazarlık masasının üstündeyken neden görüşmeler yerine savaşın şiddetlenmesi tercih edildi?
Kandil’den İmralı’ya, İmralı’dan Kandil’e gönderilen mektupları bizzat MİT Müsteşarı götürüyor “güven ortamını” ve barışı sağlayabilmek için.
Üstelik bu görüşmeler daha geçen yıl yapılıyor.
Ben, Kürt siyasetçilerinin bu müzakerelerden, hangi konuların nasıl masaya konduğundan haberleri var mıydı çok merak ediyorum.
Müzakere yolu böylesine açıkken neden savaş yoluna sapıldığını da pek anlayamıyorum.
Görüşmelerde, “silahla ve şiddetle” açılması gereken bir tıkanma, bir inatlaşma, bir hak inkârı görülmüyor, öyleyse neden silahlar bu kadar çok patlıyor?
Niye insanlar ölüp duruyor?
“Şiddet tabii olacak, şiddetten başka yol yok ki” diyen Kürt ve Türk aydınları, bilmiyorum bu konuşma metinlerini okuduktan sonra da “şiddetten başka yol olmadığına” ve şiddeti desteklemek gerektiğine olan inançlarını sürdürecekler mi?
MİT Müsteşarı’nın da söylediği gibi Başbakan Erdoğan bu müzakereleri sürdürürken “büyük” ve saygı duyulacak bir risk alıyor.
Türk ulusalcıları, bu “riski” ona ödetmek için ellerinden geleni yapacaklardır.
Karşılaşacağı bu saldırıda kim onu destekleyecek?
“Apo’nun serbest kalmasının ve PKK’nın siyasete katılmasının” konuşulduğu müzakereleri sürdüren AKP’yi her nedense “barışın önündeki tek engel” olarak tanımlayan Kürt politikacılarının, bu konuşmaları okuduğumuzda barışı en çok isteyen “Türk politikacısı” olduğunu gördüğümüz Erdoğan’a destek olacaklarını sanmam.
Destek olacak olsalardı, bu müzakerelerin devamını sağlayacak politikalar izlerlerdi.
Ben, içlerinde derin bir “milliyetçi” damar taşıyan AKP tabanının, bu olayda Erdoğan’ı sonuna kadar desteklemeleri ve onu yalnız bırakmamaları gerektiğine inanıyorum.
Çok istedikleri o “bölge liderliğine” giden yolun demokrasiden ve barıştan geçtiğini gören Erdoğan’a sahip çıkarlar, desteklerler ve alkışlarlarsa, Erdoğan PKK’nın sertliğine cevap verirken barış çalışmalarını da sürdürebilir.
Kürtler ve Türkler için en hayırlı sonuç da böyle müzakerelerle alınır.
Başkasını bilmem ama ben Erdoğan’ın bu müthiş girişimini, olağanüstü cesur liderliğini, vizyonunu hayranlıkla selamlayıp bütün gücümle destekliyorum.
Dilerim bu barış yolundan her şeye rağmen vazgeçmez.
Savaşla değil barışla “liderliğini” mühürler ve Kürt’üyle Türk’üyle bütün toplumun yolunu açar.
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018